Anne Lütfen İşe Gitme

    Anne Lütfen İşe Gitme
    336x280 Reklam Alanı !

    “Başak için o gece biraz hüzünlüydü… Minicik kuzusunu bırakıp işe gidecekti ertesi sabah. Raporu sona ermiş, izinleri bitmişti. Biraz da heyecanlıydı aslında, mesai arkadaşlarının bir kısmını uzun zamandır görmemiş, özlemişti. Hatta şubenin o kendine has ofis makineleri, kağıt, mobilya ve parfüm kokuları karışımını bile… Ama hiç birini kızının kokusuna değişmezdi.

    Kızının karnını doyurup göğsünde uyuttuktan sonra, yavaşça yatağına yatırdı. Sessizce Duru’nun odasından çıkarken, hüzünlü gözlerle ona bir kez daha baktı. Hemen mutfağa oradan da evin diğer odalarına geçip yapılacak işleri hızlıca toparladı. Giyeceği kıyafeti hazırladı, çantasını kontrol etti. Yatmadan önce kızının ertesi gün içeceği sütünü sağıp, makineyi de yanına almak için hazırladı.

    Uyumakla uyumamak arasında geçen gecenin sabahında, saatin sesiyle hemen kalkıp işe gitmek üzere hazırlandı. Annesi neredeyse gelmek üzereydi. İyi ki var diye düşünürken, eşiyle kahvaltıda bir iki lokma atıştırdı. Bu arada Duru uyanmış sabah sütünü annesinden almış hemen anneannesinin kucağına geçmişti. Babasına ve annesine cilveler yaptıktan sonra veda zamanının geldiğini hissetmiş gibi mızıkladı. Bu Başak’ı daha da üzmüştü. Kızını öpüp annesiyle vedalaşırken, sayısını hatırlamadığı kadar tekrar etmiş olduğu kızının yemek ve uyku saatleri hakkında annesine ufak bir brifing vererek evden ayrıldı. Ağlamamak için söz vermişti kendine ama tutamamıştı. Yol boyunca kızının doğumundan bu güne neler yaptıklarını, minicik ellerinin artık avucunu doldurmaya başladığını, çıkardığı sesleri, en çok da gülücüklerini düşündü.

    Evet, artık şubenin kapısına gelmiş, anne kimliğini bırakarak Başak Hanım kimliğine bürünme zamanıydı. İçeri girdiği anda bir çoğu gelmiş olan arkadaşlarının sıcak “hoş geldiniz”leriyle karşılaştı. Kendinden çok Duru’yu merak ediyordu arkadaşları, o da heyecanla anlatıyor bazen gülüyor bazen de gözleri doluyordu. Mesai saati gelir gelmez herkes masasına geçerken birden ne kadar yalnız olduğunu hissetti. Kızının uyuduğu zamanlarda da böyle hissederdi ama bu biraz daha buruktu. Hemen annesini aradı Duru’yla ilgili sorular sordu. O gün hiç aramadıysa en az onbeş kez annesini aradıktan sonra, kadıncağızın “Başak seni ben büyüttüm kızım sanıyorum hatırlıyorsundur” uyarısı ile arama sıklığını azaltmaya karar verdi. İlk birkaç gün bu şekilde devam etti. İşi o kadar yoğundu ki, o yoğunluğun arasında bazen kızını unutuyor, sonra da bu durumdan pişmanlık duyup hemen telefona sarılıyordu.

    Günler, aylar bu gel gitlerle geçip, kızı yürümeye, konuşmaya başlamıştı. Büyümeye annesinin yokluğunu hissetmeye başlamıştı. Bazı sabahlar ağlıyordu. Artık sabahları ağlamasın diye kızına görünmeden evden çıkıyordu. Bir sabah yine kaçmaya çalışırken kapıda yakalandı kızına. Duru “anneee yüffeen ise ditmeee” demişti ağlayarak. Başak’ta ağlıyordu ama gitmek zorundaydı, bunu onun da kendisinin de anlayamadığı şekilde açıklamaya, ikna etmeye çalışarak gitti.”

    Çalışan kadın olmak özellikle ülkemizde oldukça zordur. Hele bir de anneyseniz daha da zorlaşır. Düzensiz çalışma saatleri, doğum ve süt izinlerinin yetersiz oluşu, anlayışsız müşteriler, bitirmeniz gereken hep acil işler, en ufak hatanızı kollayan arkadaşlar, gerçekleştirmeniz gereken hedefler, son dakika çıkan toplantılar, soluk aldırmayan müdür veya işverenler, korunmak zorunda olduğunuz rahatsız edici bakışlar, hasta olduğunuzda kullanamayacağınız için almadığınız raporlar, izin almamanız için önünüze konan setler…

    İşe girerken bile kadın olmak başlı başına sorun teşkil eder. Bekarsa “sen evlenir gidersin”, yeni evliyse “sen anne olursun”, anne ise “çocuğun hastalanır ya da okul toplantısı olur sürekli izin alırsın” vb. bir çok uyarıda bulunulur, önlem almak için zamanlı sözleşmeler yapılır. Sadece kadın olduğu için alamadığı terfiler, sadece kadın olduğu için böyle davranırsan sonucu bu olur şeklinde aldığı tehditler bile yıkmaz kadını. Daha çok sarılır işine.

    Tabii ki işten çıkınca bitmez kadının mesaisi.. Gün içinde akşam için yapacağı yemeği, kullanacağı malzemelerde eksik varsa temin ayrıntılarını düşünüp halleder. Evinin düzenini, temizliğini, ödenmesi gereken faturaların kontrolünü sağlamak zorundadır. İple çektiği hafta sonunu temizlik, çamaşır, ütü, alışveriş, kişisel bakım, çocuğuyla kaliteli zaman geçirme, arkadaş toplantıları ve kalan zamanda da dinlenmeyle çabucak tüketiverir.

    Tüm bu olumsuzluklara rağmen kadın, iş yaşamında varlığını ispatlamak için karşı cinsinden daha dikkatli, daha titiz ve daha çok çalışır. Çocuğunu ateşler içinde bırakarak işyerine gittiğinde, üzüntüsünü sıkıntısını kimseye hissettirmemek, kadınlığı yüzüne vurulmasın diye elinden geleni, hatta daha fazlasını yapar.

    Neden mi?

    Var olmak için… Varlığını ispat etmek, işe yarar olmak için. Tek başına da ayakta kalabilmek için. Ben başardım diyebilmek için. Kendine, ailesine, çocuğuna daha iyi yaşam şartları sunabilmek için… Anne işe gitme diye arkasından ağlayan kızının veya oğlunun, büyüdüğünde kendisini anlayacağını bildiği için…

    Serap Şaşmaz Alaca

    loading...