Annesiz Annelere İthafen….

    Annesiz Annelere İthafen….

    O anneler ki; bahçelerinin en nadide çiçeğini –annelerini- kaybetmiş ve bahçelerinin eski coşkusunu yitirmişler.

     O anneler ki, anneliği öğrenemeden annesiz kalmışlar.

    Onlar kendi annelikleri konusunda hep eksik…hatalı…tam olmamış… hissederler kendilerini. Çünkü onlar anne olma konusunda annelerinin tedrisatından geçememişler, deneyiminden yararlanamamışlar, neyi doğru neyi yanlış yaptıklarını annelerinden duyamamışlar, içlerini rahatlatacak anne onayını alamamışlardır. Bebek nasıl tutulur, nasıl yıkanır, nasıl doyurulur, doyup doymadığı nasıl anlaşılır, hangi ağlama ne anlama gelir bunu annelerinden öğrenememişler. Belki kitaplardan, belki bir aile büyüklerinden… ama annelerinden değil… en çok yanında olmasını istediklerinden değil…en güvendiklerinden değil…yanında kendilerini utanmadan, sıkılmadan, yük oluyor muyum endişesi duymadan bırakabildiklerinden değil…

    İşte o yüzden çocukları onlar için yutkunamadıkları bir yumrudur boğazlarında hep. Hem annesizliğin ne olduğunu bildiklerinden hem de taşıdıkları ruhsal yükü çocuklarına da yük edebileceklerinden korktuklarından. Farkında olmadan da olsa çocuklarını yaralarının merhemi yapma endişesinden.
    Çocuklarının hayata tutunma konusunda yaşayabileceği en ufak bir sendelemeyi kendilerinden bilecek kadar bir suçluluk taşırlar ruhlarında. Yaralarının üstündeki kabuk  kalkar, çocuklarının en ufak bir endişeli, ürkek, güvensiz tavrında.

    Neden biliyor musunuz?

    Çünkü bilirler; kimseyi içine almaya cesaret edemedikleri ruhlarının arka odalarına sadece çocuklarını soktuklarını, oradaki yıkık dökük harabeleri, korktukları canavarları, kıskandıkları prens ve prensesleri sadece onlara gösterdiklerini.

    Çünkü bilirler; kimseye göstermeye güvenemedikleri boşluğu sadece çocuklarına gösterebildiklerini hem de onu taşıyıp taşıyamayacaklarını düşünmeden.

    Çünkü bilirler; hüzünlerini sadece çocuklarının yanında yaşayabildiklerini, hem de en deriniyle.

    Çünkü bilirler; hırçınlıklarının en çok çocuklarını vurduğunu.

    Çünkü bilirler; korkularının en derin şekilde çocuklarını şekillendireceğini.

    En önemlisi de istemeden bile olsa yaralı ruhlarının öyle ya da böyle çocuklarında iz bırakacağını bilirler.

    Uzman Psikolog Hülya Macit