Bağımsız Bir Kişilik İçin Kendi Yaşamının Lideri Olmak/ Sosyolog Esma ÇERÇİL

    Bağımsız Bir Kişilik İçin Kendi Yaşamının Lideri Olmak/ Sosyolog Esma ÇERÇİL
    336x280 Reklam Alanı !

    Kişiliğimizi oluşturan bazı özellikler vardır. Bunlar özgüven, özsaygı, özsevgi, özdeğer ve özfarkındalıktır. Taşıdığımız bu özelliklerle düşünür, ölçüp biçer, kararlar alır ve harekete geçeriz. Her birimizde bulunan bu özelliklerle yaşamımızı sürdürürüz. Başkalarının fikirlerini sorduğumuz ve dış çevrenin etkisinde kaldığımız zamanlar da olur ancak son kararı her zaman kendimiz veririr. Bu özelliklerin anlamını bilmek, olmak istediğimiz insanla sürmek istediğimiz yaşam yolunu birleştirecek değerdedir ve eylemlerimizi bu farkındalıkla gerçekleştirmek, bize özgür bir yaşam armağan eder.

    Özgüven: Yapabilme potansiyelimize güvenmektir. Yapabilir biri olmak için bazen cesaretli, bazen sabırlı, bazen de iradeli olmak gerekir. Özgüveni olan kişi kendi yaşamını yöneten bir liderdir. Bu kişi bağlıdır ama asla bağımlı değildir.

    Özsaygı: Bireysel haklarımızı bilmek ve korumaktır. Bu, yalnız dış çevreye karşı bir sınır çizmek değil, aynı zamanda bizim kendimize nasıl yaklaşacağımızı da içeren bir sınırı ifade eder. Kendine saygı duymayan kişiye, kimse saygı duymaz.

    Özsevgi: Kendimizi yalnız başarılı olduğumuz ve takdir edildiğimiz zamanlarda değil, zayıf noktalarımızı da bilerek olduğumuz gibi kabul etmektir. Buradaki ince nokta şudur: Kendimizi zayıf noktalarımızla kabul ederken aynı zamanda zayıf olduğumuz konularda güçlendirmeye çalışmak gerekir. Yani ‘ben böyleyim’ deyip, yerimizde saymamalıyız.

    Özdeğer: Kendimize, bizi biz yapan huy, karakter ve kişilik özelliklerimizle birlikte, başarı ve başarısızlıklarımızı, güçlü ve zayıf yönlerimizi de bilerek değer vermektir. Hayatta her şeyin bir zıddı vardır. Nasıl gece olmadan gündüz olmuyorsa, bizler de hem pozitif hem negatif özelliklerin bir karmasını taşıyoruz. Hiç kimse mükemmel olamadığı gibi kötü/fena da olamaz. Bunu bilerek kendimize değer vermeliyiz.

    Özfarkındalık: Güçlü ve zayıf yönlerimizi değerlendirebilme, duygularımızı anlama ve içsel denge kurmamızı sağlayan bir özelliktir. Bireysel özelliklerimizi tanımlarken kendimize tarafsız bakmayı sağlar. Bu bakış açısı hem kendimizle hem de dış çevremizle kurduğumuz ilişkilerin kaliteli olmasına vesile olur. Özfarkındalık, bireysel bir bakış açısıdır; kendimizi dış dünyadan ayırdığımız bir alanı kapsar. Bu özelliği kendimizi geliştirmek ve ilişkilerimizi düzenlemek için kullandığımızda faydalı sonuçlar üretmiş oluruz.

    Bu 5 özellik ayrı ayrı ele alınması, incelenmesi gereken konular ancak bir başlangıç yapmak istersek;

    1. Özfarkındalıkla yola çıkmalı ve önce kendimizi tanımalıyız,
    2. Kendimizle ilgili edindiğimiz fikirden sonraözdeğere ulaşmalıyız,
    3. Ardından kendimiziözsevgiye taşımalı ve oradaki ince noktaya dikkat ederek yola devam etmeliyiz,
    4. Sonra özsevgideki ince noktada ilerlerken sınırlarımızı belirleyeceğimizözsaygıya varmalıyız,
    5. Son olarak yaşamımızı, bağımsız bir birey olaraközgüvenli bir şekilde sürdürmeliyiz.

    Bu özellikler, kişinin kendisini tanımasının sadece bir yönüdür. Bunlar bizim karakter özelliklerimizdir. Ancak karakterimizi belirleyen başka özellikler de var. Bunlar huy ve kişiliktir. Huy, kişinin doğuştan getirdiği ve kişilik çevreden aldığı özellikleri kapsar. Bu ikisinin toplamı karakteri oluşturur. Oysa yukarıdaki sıralamayla yalnız içinde bulunduğumuz zamanın durum değerlendirmesini yapmış oluruz ancak bu özellikleri bilmek ve ne kadarına sahip olduğumuzun farkında olmak gerekir. Önemli olan, her zaman dengeyi korumaktır. Örneğin yukarıdaki özelliklerden özgüveni ele alırsak; eğer bir kişinin kendisine olan özgüveni aşırı çoksa (!) narsist bir kişilik olur. Eğer aşırı az ise, o zaman da aşağılık kompleksine girer. Aşırının iki yönü vardır. Dengeden aşağıya doğru çok fazla inildiğinde aşırı az olur ve bu, kişinin bağımlı olmasına neden olurken, çok fazla yukarıya çıkıldığında ise aşırı çok olur ki bu da kişinin kendisini mükemmel birisi zannetmesine neden olur. Aşırının bu iki yönü de zararlıdır; kişinin yaşamını elinden alır ve onu, başkalarına zulmeden biri haline getirir. Bu nedenle her zaman dengeyi korumak gerekir. Bunun için de gerekli olan tarafsız bakış açısını bize özfarkındalık verir.

    Niçin kendimizi tanımaya çalışıyoruz? Öylece yaşayıp gitsek olmuyor mu?

    Olmuyor çünkü;

    • Saygılı iletişim kurmak,
    • Haklarımızı korumak,
    • Adaletli bir yaşam sürmek,
    • Huzur içinde yaşamak,
    • Başarılı olmak,
    • Mutlu olmak,
    • Çatışmaları engellemek,
    • Faydalı biri olmak ve,
    • Tüm bunlara başkalarının da sahip olmasını sağlamak için kendimizi tanımalı ve yaşamımızı iyileştirmeliyiz. Zira;
      • Mutlu olmayan başkasını mutlu edemez,
      • Kendisine faydası olmayanın başkasına da faydası olmaz,
      • Kendi haklarını savunamayan başkasının hakkını da savunamaz…

    Bizler kendimize özel olan bireyler olduğumuz kadar, aynı zamanda toplumu da oluşturan bireyleriz. Bu nedenle yalnız kendimize değil, başkalarına karşı da sorumluluklarımız var. İnsanoğlu son nefesine kadar tek başına yaşayamaz. Bizler hem bireysel hem de toplumsal varlıklarız. Hem kendimizle hem de başkalarıyla sürekli bir iletişim halindeyiz. Dostlarımız oluyor, aile kuruyoruz. Nasıl biriyle evleneceğimizi nasıl seçiyoruz? Çocuklarımız oluyor ve onların mutluluğunu istiyoruz. Peki, ya biz evliliğimizde mutlu muyuz? Mutlu bir çocuk yetiştirmek, mutlu bir çift olmaktan geçer ama bunu ne kadar önemsiyoruz ya da bunun ne kadar bilincindeyiz? Bizim özgüvenimiz yoksa çocuğumuza nasıl özgüven kazandıracağız? Biz kendimizi zayıf yönlerimizle kabul etmezsek, kendisini mükemmel zanneden bir çocuk yetiştirebilir ve hayatını zorlaştırabiliriz. Tüm bu ve buna benzer sebeplerden dolayı kendimizi tanımaya önem vermeliyiz.

    Hayatta en güzel şey, kendi hayatının lideri olmaktır. Bu özellik bağımsızlıkla kazanılır ama bunun için emek vermek gerekir. İşte bu yüzden kendinize zaman ayırın. Çünkü siz çok değerlisiniz.

    Hayatınıza sahip çıkmanız dileğiyle…

    Yazar: Sosyolog Esma ÇERÇİL

     

    loading...