Başarıda Ailenin Rolü

Başarıda Ailenin Rolü

Motivasyon, insanın istek ve ihtiyaçlarının farkına varması ve bunları gerçekleştirmek için harekete geçme eğilimine girerek gerçekleştirmesidir. Motivasyonu olumlu yada olumsuz olarak etkileyen unsurlardan bir tanesi de ailedir. Aile, farkında olarak yada olmayarak, gencin motivasyon düzeyini etkiler. Bu etkileme olumlu yönde olabildiği gibi zaman zaman da olumsuz yönde de olabilir. Aslında hiçbir anne ve baba, bu kadar önemli bir dönemde çocuğunun motivasyonunu olumsuz olarak etkilemek istemez. Ancak gencin iyiliği adına olduğu düşünülen bazı davranışlar ya da söylenen bazı sözler onu olumsuz yönde etkileyebilir; motivasyonunu düşürüp, kaygı düzeyini bir anda yükseltebilir. Bu da gencin kaygılı, mutsuz ve verimsiz bir hazırlık süreci içine girmesine neden olur. Eminiz ki hiçbir anne baba çocuğuna böyle bir zarar vermek istemez. Tam tersine çocuğuna böylesine önemli bir dönemde olumlu destek olmak, motivasyonunun artmasına yardım etmek ister. Kısaca her anne baba çocuğunun başarısının artmasında kendi payına düşeni en iyi şekilde yerine getirmek ister.

Motivasyonun sağlanmasında ailenin olumlu rol oynayabilmesinin ilk koşulu,genci anlamaktır. Ne denli zor bir dönem yaşadığının farkında olmak ve bunu da gence yansıtmak,yani hissettirmek gerekmektedir. Bunun olabilmesinin yolu da aile içinde “Olumlu bir iletişim ortamı” kurulmasıyla olur. Olumlu bir iletişim ortamının olduğu ailelerde, aile üyeleri birbirini tanır (zayıf ve güçlü yönleriyle), olduğu gibi kabul ederler, hiçbir koşula bağlı olmaksızın severler ve birbirine güvenirler. Böyle bir ortamda yetişen genç, sevildiğini, kendisine güven duyulduğunu, anlaşıldığını bilir bu da ona büyük bir güç verir.

Aile gencin zorluklarını anlamalı ve bunu ona aktarmalıdır. “Hem okulu hem dershaneyi birlikte götürmenin zor ve yorucu olduğunu biliyorum ve bu zor dönemde senin yanındayım, benden istediğin desteği vermeye hazırım.” şeklinde bir ifade gencin aileye olan güvenini daha da pekiştirecektir. Anlaşıldığının farkına varan genç yaşadığı zorlukları rahatça ailesiyle paylaşacak, sorumluluklarını yerine getirme konusunda daha da titiz olacaktır.

Sorumluluktan söz etmişken hemen belirtmeliyiz ki, üniversite sınavına hazırlanmak sadece ve sadece gencin üzerindeki bir sorumluluktur. Bu sorumluluk ne ailenin ne de öğretmenlerindir.. Bu gencin, sorumluluğudur. Aile bu sorumluluğu gencin yerine üstlenmemelidir. Gencin eksik olduğu konuları, kapatması gereken açıkları, çalışmadığı dersleri saptamak,hangi derse ne kadar çalışacağını belirlemek ve takibini yapmak ailenin değil gencin sorumluluğudur. Aile, bu sorumlulukları gencin yerine üstlendiğinde gencin motivasyonu da doğal olarak düşecektir. Bundan dolayı aile, bu sorumlulukların gence ait olduğunu bilmeli ve gence uygun bir biçimde ifade etmelidir. Aileye düşen, sorumluluklarını üstlenen ve yerine getiren gence, istediği desteği sağlamaktır.(Uygun bir çalışma ortamı oluşturmak, yaşadığı zorlukları aktardığında birlikte çözüm üretmeye çalışmak… …..gibi)

Çocuklarının motivasyonunu arttırmak isteyen aileler, çocuğun yapamadıklarının değil yapabildiklerinin üzerinde durmalıdırlar ki takdir edildiğini, desteklendiğini gören çocuk o davranışı daha da sık göstersin. Örneğin hafta içinde bir kez oturup ders çalışan gence “oturup ders bile çalışamıyorsun, ne zaman otursan bir bahaneyle kalkıyorsun, bakalım sınavda ne yapacaksın” gibi bir ifade kullanmak yerine “geçen gün kendi başına oturup ders çalışabilmen çok hoşuma gitti, seninle gurur duydum. Belki ilk başta biraz zorlanırsın ama hiç moralini bozma, bunun da üstesinden gelebilirsin” şeklinde bir ifade kullanmak, gencin kendi başına,başkasının uyarmasına gerek kalmadan çalışma davranışının artmasına neden olacaktır.

ÇOCUĞUM BAŞARISIZ DİYE ÜMİT KESMEYİN

Winston Churcill,İngiltere’nin ünlü Sandharst Askeri Akademisi’nin giriş sınavını ancak,3.deneyişinde verebilmişti.

Thomas Edison’un ilkokul öğretmeni,onun “beyinsiz bir çocuk” olduğunu;hiçbir işte başarılı olamayacağını söylemişti.

Gence, sınavın, amaçlarına ulaşabilmesi için bildiklerini, öğrendiklerini kullanabileceği amaçlarına ulaşmasını kolaylaştıracak bir “fırsat” olduğu ifade edilmelidir. Gence düşen de bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmektir. Örneğin dershanedeki deneme sınavlarına “eksiklerin görülüp giderilmesi için fırsat sağladığı” biçiminde bir anlam yüklenmesi, krizi fırsata dönüştürebilecektir. Deneme sınavlarının sonuçlarını yorumlarken de “Bak kaç tane yanlışın var, bu yanlışlarla sınavı nasıl kazanacağını merak çok ediyorum” veya “Bak yine yanlış yapmışsın, nasıl kapanacak bu açıklar ?” demek yerine “Doğru cevapların geçen sınava göre artmış, demek ki bir önceki sınavdaki açıklarını kapatmaya başlamışsın,çok güzel” şeklinde bir ifade kullanmak gencin motivasyonunu hemen arttıracak derslerine daha sıkı sarılmasını sağlayacaktır.

Anne babalar genci her zaman tehdit etmeyebilir, bazen de genci olumlu etkilemek düşüncesiyle “ben sana güveniyorum sen en iyi bölümlere layıksın, senin kazanamaman gibi bir olasılığı düşünemiyorum bile” gibi ifadeler de kullanırlar, bu da gence taşıyabileceğinden fazla yük yükleyebilir. Kendisinden ne kadar büyük beklentiler olduğunu gören genç gerçekçi olmayan hedefler belirleyebilir ve bu hedefe ulaşmak için tüm gücüyle çabalar. Ancak bir süre sonra, taşıyamayacağı kadar ağır olan bu yükün farkına varınca altında ezilmeye başlar. Yükün ağırlığını hissettikçe öğrenmesi ve öğrendiklerini kullanması da zorlaşır, çok çalışmasına rağmen beklediği karşılığı alamaz.Durum yavaş yavaş sınav kaygısı gibi istenmeyen bir duruma dönüşebilir. Gencin bunları yaşamaması için, aile gençten, verebileceğinden fazlasını beklememelidir.

Hiç kuşkusuz, gençlerin yaşamlarının bu önemli dönemlerinde onlara en iyi şekilde destek olmak her anne babanın isteğidir. Ancak önemli olan, gence “Doğru ve onun başarısını arttırabilecek bir biçimde” destek vermektir. Bunun için de, sınavın asla bir ölüm kalım savaşı olmadığını ama yaşamdaki amaçlara ulaşmayı kolaylaştıracak bir fırsat olduğunu vurgulamalı ve onlara, sınavdan alacakları sonuca değil kendilerine değer verdiğiniz mesajını iletebilmelisiniz. Onlara içtenlikle “Sen benim için her şeyden önemli ve değerlisin. Hayatındaki bu önemli dönemde, sana istediğin desteği vermeye hazırım.Senin kendi üzerine düşenleri en iyi şekilde yapacağını biliyorum, ben de üzerime düşenleri yapmaya hazırım.Sınavı kazansan da,kaybetsen de sana olan sevgimde bir azalma olmayacak,çünkü sen benim çocuğumsun ve ben seni bunun için seviyorum ” diyebilmeliyiz.

Çocuklarınıza, bu önemli dönemde, ne olursa olsun yanlarında olduğunuzu göstermenizi ve onları yüreklendirmenizi içtenlikle dileriz

loading...