Başarısızlığı Nasıl Garantilersiniz?

Başarısızlığı Nasıl Garantilersiniz?

Vazgeçmekle başlayın… İlk fırsatta havlu atamıyorsanız, o zaman ikinci, üçüncü fırsatları değerlendirin. Olmadı her işi tek başınıza yapmaya kalkın. Kesinlikle yardım istemeyin ve dahi tüm yardım tekliflerini kibarca geri çevirin. Ve sonra bu yazıdaki diğer maddelere geçin…

BEN NEDEN “BAŞARISIZ” OLDUM? Ben Yaptım Siz Yapmayın Demiyorum, Hobi Olarak Gene Yapın!

Öncelikle yazılarıma gösterdiğiniz ilgiden dolayı çok teşekkür ederim. Mailleriniz, telefonlarınız beni daha da fazla paylaşmaya teşvik ediyor, sesinizi duyurduğunuz icin çok teşekkürler.

Bu arada yanlış anlaşılmasın lütfen, ben yazılarımı kurumsal hayatta çok iyi bir kariyerim olduğu için, sizden daha iyi bildiğim için, ya da direktor veya CEO iken kariyerinin zirvesinde işi bırakan bir kişi olarak yazmıyorum. Sadece benim isteğim ve hayalim direktor ya da CEO olmak değilmiş diye yazıyorum. Aslına bakarsanız şu an kendi işimde hem CEO, hem de CIO (Chief Innovation Officer) olabiliyorum. Bütün o anlam yüklediğimiz “title” ların aslında size ne ifade ettiğini bulmanız için yazıyorum belki de. Bu sebeple sizlerle kurumsal hayatta neden başarısız olduğumu paylaşmak istiyorum bugün. Ve size itiraf ediyorum ben bildiğiniz bayağı “başarısız” oldum. Hem de çok uzun zaman. Neden mi? İşte sebepleri:

1. Vazgeçtim.

Hayallerimden, yapmak istediklerimden, yeteneklerimden kurumsal hayat için vazgeçtim! Az değil 10 sene. Kendimi unuttum, sonra hatırlamak uzun zaman aldı:) Size bununla ilgili bir hikaye anlatmama izin verin lütfen.

Bir şahin yumurtası yuvarlanarak tavuk kümesine düşer. Yumurtalardan
civcivler çıkmaya başlar. Bizim şahin siyah, diğerleri sarı. O andan itibaren farklı olduğunu anlamıştır, fakat bunu kimse kabul etmek istemez. O da diğer civcivler gibi davranmaya başlar, böylece kabul görecektir yani kafası hep yerde mısırları gagalarken.
Sonra bir gün gökyüzünde kocaman bir şahin görünür, olağanca heybetiyle uçmaktadır, belki de yavrusunu aramaktadır. O esnada bizim yavru şahin heyecanla ve mutlulukla diğer civcivlere şöyle der: “Baksanıza, ne kadar güzel uçuyor, bir gün ben de böyle uçacağım!” Diğer civcivler kahkahalarla güler ona ve dalga geçerek: sen bir tavuksun ve tavuk kalacaksın, tavuklar asla uçamaz! Sen önündeki mısırları yemeye devam et! derler. Ve küçük şahin mısırını mutsuz bir şekilde gagalamaya devam eder…eder…eder…(Bitti.)

İşte uzun süre böyle hissettim ben… Diğer civcivlere inandım ve tabii ki de uçamayacağıma da…Kanatlarımı saklamakla ve normalleşmeye çalışmakla o kadar vakit kaybettim ki! Aslında sizi özel yapan şey normal olmamanız belki de, hiç düşündünüz mü?

2. Ailemle yeterince vakit geçirmedim.

Senin adına sevindim. – Babam

İnsan bu hayattan yaş aldıkça şunu farkediyor ki, seçemediğiniz tek şey aileniz. Sizin en önemli ve özel destek grubunuz yani. Ben bunu böyle göremedim. İlk evden ayrıldığımda 11 yaşındaydım. Babam bankacı olduğundan dolayı tayini küçük bir kasabaya çıkmıştı. Her haftasonu tek başıma kendi isteğimle 105 km uzaktaki dershaneye gidiyordum sabah 5 te kalkarak. Bütün o güzel piknikleri kaçırdım maalesef. Sonra anadolu lisesinde ilk 2 sene akrabalarımın yanında kaldım. Babamın apandisit ameliyatı olduğunu, onlara süpriz yapmak için geldiğim bir haftasonu kapıyı kimse açmayınca komşumuz söylemişti. Çantayı fırlatıp hastaneye kadar koştuğumu hatırlıyorum…. Ve onu öylece yatarken bulduğumda nasıl ağladığımı. Sonra fen lisesi, üniversite ve iş hayatı derken onlarla yeteri kadar vakit geçiremediğimi şimdi farkediyorum. Bu hayatta her şeyi ama her şeyi değiştirebilirsiniz, isminizi bile! Fakat aileniz sizin denkleminizdeki o en önemli sabittir. Ona verdiğiniz anlam ve katsayı ne kadar fazla olursa denkleminizin zenginliği artar. Limit sonsuza yakınsamıyor bu denklemde, farkındasınız değil mi? Hala şansınız varsa arayın onları, sevdiğinizi söyleyin, mutlu edin.

Çünkü şimdi sizi biraz rahatsız edeceğim hazırsanız. Bir web sitesiyle karşılaştım geçenlerde ve benim aileme sadece ve sadece 72 (!) kez ziyaret yapacağımı öğrendiğimde şok oldum! İstifa etmemin sebeplerinden biridir ayrıca, sevdiklerimle kaliteli vakit geçirebilmek. Neden mi bahsediyorum? Siz de buradan kaç ziyaretiniz kalmış öğrenebilirsiniz. (http://seeyourfolks.com) Biraz rahatsız edici yalnız, uyarmadı demeyin.

3.İnsanlara çok değer verdim.

Ben hümanistim, yani insanları seviyorum. Herkesin içindeki potansiyeli yaşaması gerektiğine inanıyorum. Dünyanın neresinde olursa olsun, bunun için çabalamaktan hiç vazgeçmiyorum. Fakat kurumsal hayatta bunun bir sorun olacağını nereden bilebilirdim? Çok insan odaklısın, daha profesyonel olman gerek, çok iyi niyetlisin sözlerini mütemadiyen duyuyordum. Benim için en güçlü özelliklerim ve beni ben yapan değerlerimken maalesef bunları gelişime açık alan olarak duydum. Acı ama gerçek!

Belki bakış açılarını değiştirebilirim diye ümit ettim, fakat başarısız oldum.

Nietzsche Agladiginda kitabında şöyle bir paragraf vardır sizin yorumlarınıza bırakıyorum…

“Ümit mi? Ümit en son kötülüktür. Insanca, Pek Insanca adli kitabimda Pandora’nin kutusu açilip Zeus’un içinde sakladigi bütün kötülükler dünyaya saçıldığı zaman, orada son bir kötülük kaldığından kimsenin haberi olmamıştı: Ümit. O zamandan beri insanlar yanlışlıkla kutuyu ve içindeki ümidi iyi şans diye yorumladı. Fakat Zeus’un arzusunun, insanların kendisini işkenceye teslim etmeleri olduğunu unuttuk. Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.”

4. Yardım istemedim.

Şöyle bir durum var ki iş hayatında yaşadığınız olaylar bir tek sizin başınıza geliyor sanıyorsunuz, ya da sorununuzu anlatırsanız aslında sorunun çok saçma olduğunu söyleyeceklerini. Ben de güçlü olmaya çalıştım, hallederim tek başıma sandım ve yapamadım, olmuyormuş. Kariyer ve geleceğim konusunda uzun süre ne bir mentor ne de bir koçla çalıştım. Çok zaman kaybettim bu sebeple. Benim kendi işimi kurma gücüm, kendi koçumla yaptığım bir görüşme sonrasında şekillendi, kendime güvenimi tekrar kazandım ve çok hızlı bir şekilde kararlarımı verdim. İyi ki de yapmışım inanın şu an çok mutluyum:) Ben de profesyonel olarak insanlara yardımcı oluyorum, onlara kendi isteklerini gerçekleştirmek için destek oluyorum. Kendi hayallerimi gerçekleştirmenin en güzel yolu, başkalarının da hayallerini gerçekleştirmeye yardımcı olmak olduğunu öğrendim. O kadar iyi hissettiriyor ki yardımcı olabilmek, neden bu kadar uzun süre beklemişim inanın hiç bilmiyorum.

5. Kendime güvenimi kaybettim.

Yapamayacağıma inandım, İnandım gerçekten, inandırdılar. Kendi değerimin ve yeteneklerimin karşılığını isteyemedim, hep hak ettiğimden daha az paraya çalıştım, paraya hiç önem vermedim. Nasılsa bir gün hak ettiğimi verirler dedim. Sizce sonuç ne oldu? Sadece vakit kaybı olan bahanelerle oyalanma ve haksızlık hissiyle başbaşa kalış. Ben yaptım siz yapmayın lütfen hakkınızı isteyin, yeteneklerinizin, emeğinizin ve en önemlisi zamanınızın karşılığını…

6. Korktum.

Sadece korktum!…

7. Sağlığıma önem göstermedim.

Biliyor musunuz? Bedeniniz zihninizin yapmak istediklerine her zaman uyum gösteriyor, fakat bazen saçmalayınca sizi uyarıyor. Bu uyarı işaretlerini kaçırdım ben. Geçen sene gitmek istemediğimi bile bile zorla işe götürmeye çalıştığım bedenim artık son sinyalini verdi. Ön çapraz bağlarımı kopardım ve menisküsümü yırttım. Hayır hayır profesyonel futbolcu değilim:)

Nasıl mı oldu? Onu bir ara merak edenlere anlatırım, ama hiç sebepsiz diyebilirim. Sonrasında acildeki doktorlar psikolojik dedi eve gönderdi ve 2 gün sonra işe gittim. Tabii ki neden ben bile anlam veremiyorum şu an inanın, sanki gitmesem suçluluk duyarım diye herhalde, şu an çok saçma geliyor. İşi bırakıp ameliyat olamadım uzun süre, sonra oldum 1 ay rapor aldım, doktorun 2 ay mutlaka dinlenmelisin demesine aldırmadan…Bilmiyorum tanıdık geldi mi?

Size bunları neden yazdım merak ediyorsanız söyleyeyim. Bunlar benim en büyük başarısızlıklarım, listeyi uzatmak mümkün.. Fakat aynı zamanda benim bugün kendi isteklerimi ve çok sevdiğim işimi bulmama yardım eden, kendim olma yolunda benim en değerli hediyelerim. Şu an kendimi o kadar iyi hissediyorum ki! Çünkü, eminim, hayatım çok da kolay olsaydı ve düşmemek için tırmanmasaydım sürekli, hep oturduğum yerde kalırdım.

Yazar: Gizem Şahan

http://www.gizemsahan.com/

loading...