“BEN, KORKULARIM VE TAKINTILARIM”/ Dr. Fatoş BARAN

    “BEN, KORKULARIM VE TAKINTILARIM”/ Dr. Fatoş BARAN

    Korku inancın tersidir, şüphe ise zayıflığın işareti.

    -Kendine yeterince dürüst oldun mu?

    -Peki iyi taraflarını görebiliyor musun?

    -Hangi korkunun ve takıntının sende daha çok otoritesi var?

    -Sorunlarının başlangıç noktasının farkında mısın?

    İnsan acı çekmeye odaklanınca hem kör hem sağır oluyor, bir de bu durumdan vazgeçmeye başladığımızda ise ne kadar kök saldığını fark ediyoruz. Hep ne istemediğimize odaklanıp dururuz değil mi? Oysa ne istediğimize odaklanabilsek o zaman otomatikleşen düşüncelerden de kurtulabiliriz.

    Benzersiz sorunlar;  Çoğunlukla bir problemle karşılaştığımızda benzersiz ve sadece kendimizin yaşadığını düşünür ve çözüm bulamadığımızda ise her şeyden vazgeçeriz.

    Değişime direnmek;  değişime direnen kişi vazgeçme hazırlığına girmiştir.

    Gelecek korkusu;  Atılacak her adımdaki korkularımız.

    Aşırı çalışmak; işi hayatımızın merkezine koyarız, dengeyi kaybeder ve suçlamaya başlarız.

    Ah bu takıntılarımız!

    Midemizin veya başka organlarımızın da hastalandığı gibi beynimiz de yanlış düşüncelerden dolayı hasta olur.

    Bazen birkaç dakika düşünülecek bir şeye saatlerce düşünür halde buluruz kendimizi, bu da  ciddi anlamda akıl sağlığımızı tehdit eder.

    Her ne sebeple olursa olsun, düşünceleri yanlış kullanmak “obsesif kompulsif bozukluk” ciddi anlamda yaygındır. Bu kişileri incelediğimiz de aslında çocukluk döneminde birçok travması olduğunu görebiliriz.

    Yapılan araştırmalarda OKB tanısı koyulmuş kişilerde, çocukluk dönemindeki yanlış inanışlar ve yanlış çizilmiş yaşam senaryoları ilerleyen yaşlarda takıntılar olarak karşımıza çıkıyor.

    Beynimizde etkin halde olan “metakognisyon” genlerimiz vardır. Bunlar var olmak, zaman kavramı ve yeniliği arama özelliklerini kodlayan genlerdir.

    Bu genler insanların hayatı sorgulamasına neden olur,  beynimizde fazladan düşünce üreten odakların olması, insanı düşünceyi iyi yönetme zorunluluğuna iter.

    İnsanın öğrenme ve kendini geliştirme kapasitesini arttırması için zorlayıcı düşüncelere de ihtiyacı vardır. Diğer taraftan çok zorlayıcı olan “ OKB” ise düşünceler bombardımanı şeklinde ortaya çıkar,

    Öncelikle bilmemiz gereken şey ise; duygu ve düşünceler beynimizin maddesel değişimi ile bağlantılıdır. Stres hormonları beynimizin bağlantı noktalarını etkiler. Bazı ilaçlar bozulan bağlantı noktalarını onarmakta iyidir.

    Beyin hücreleri ile düşünebildiğimiz ve beyin sinir ağları ile düşünceleri yeniden yazabildiğimize göre yanlış düşünceleri fark edip bunları değiştirebileceğimizi de bilmeliyiz. Önemli olan bunu gerçekten fark edip istemek. İyileşme için bu kesinlikle gereklidir.

    İnanılmaz takıntılarımıza birkaç örnek; Sürekli kirlenmiş hissi ile el yıkamak, çocuğumu öldürür müyüm düşüncesi, hayvanlara dokunamamak, dokundurmamak, ışıklar açık mı kaldı, ütü prizde mi, sular kapalımı, defalarca kontrol etmek, imanımı kaybettim, cinsel dürtülerim bana ait değil ele geçirildim, izleniyorum, simetri,eşim ya da sevgilim beni aldatıyor, biriktirme, sayma,  metafizik, sesler…

    Daha bir çok örnek verebilirim, eminim ekleyecekleriniz olmuştur.

    Bu takıntılar çoğunlukla, istemeden gelir, sıkıntı vericidir, tekrarlayıcı ve sürekli düşünme hali yaratır. Ve yaşamımızın tamamına hasar verebilir.

    Kişinin takıntısı doğrultusunda yaptığı ve kendini alıkoyamadığı eylemlere ise “kompülsiyon”  (zorlantı) deriz. Özetle zorlantı, takıntıya cevap olarak geliştirilir, kişi bunu yapmaktan kendini alıkoyamaz.

    Peki ne yapmalıyız?

    Öncelikle bu durumu iyi analiz edebilecek kişilerden yardım almalıyız. Farkındalık ve çevremizin uyarıları çok önemlidir.

    İlaçlı tedavi yöntemi mevcuttur, bilişsel terapi ciddi olarak düşünülmelidir, şema terapi,  EMDR, gibi önemli tedavi yöntemleri ile bizler bu konuda bir çok çalışma yapmaktayız.

    En önemlisi yaşanılan durumun ciddi olarak farkına varılması, bu durumun kabul edilmesi alınacak desteği  ciddi alamda hızlandırır. çözmek istenen  ana probleme odaklanmanız  başlamanız için yeterli olacaktır.

    Asla iyi zaman yoktur, bunu hemen yapmalısın. Kendimiz olmamızdaki tek engel yine kendimizdir.

    Hemen şimdi.

    Fatos Baran SOLMAZ

    drfatosbaran@gmail.com

    loading...