Beni Neden Dinlemiyorsun? (EGO ve İLİŞKİLERİMİZ) / Dr. Fatoş BARAN

    Beni Neden Dinlemiyorsun? (EGO ve İLİŞKİLERİMİZ) / Dr. Fatoş BARAN
    336x280 Reklam Alanı !

    * Dinlemesini bilenler, ülkeleri fethetmesini bilenlerden daha büyüktür.

    ( B. Franklin )

    Peki biz neden dinlemeyiz hiç düşündünüz mü?.

    *eğer karşımızdakini ne söyleyeceğini biliyorsak (bildiğimizi zannedersek) dinlemeyiz.

    *eğer mutlu olmayacaksak dinlemeyiz.

    *hoşumuza gitmeyecekse dinlemeyiz.

    *karşımızdaki konuşmaya başladığında cevap hazırladığımız için dinlemeyiz.

    Bizi engelleyen nedir peki?

    *Dinlemek ve anlamaya çalışmak yerine yargılamaya çalışmak,

    *Tek bir durumdan dolayı hemen tanıdığımızı-anladığımızı zannetmek,

    *Kendimizi doğru ifade edememekten korkmak,

    *Kendi algımızı gerçek gibi düşünmek,

    *karşımızdakini karar vermeye zorlamamak,

    *Saldırgan tavırlar takınmak,

    -Eğer bazı temel durumların farkına varabilirsek bu durumları daha uygulanabilir hale getirebiliriz diye düşünüyorum.

    – Örnek vermem gerekirse;

    Daha gerçekçi olabilirsiniz,

    Daha iyi anlamak için soru sorabilirsiniz,

    Yüz yüze konuşabilirsiniz ( özellikle çocuklarla)

    Açık uçlu sorular sorabilirsiniz,

    Göz teması her şekilde ve her koşulda çok önemlidir,

    Yumuşak ve anlaşılabilir olabilirsiniz,

    Empati yapabilirsiniz,

    * Dinlemek insana kendini ölçmek, değerlendirmek imkânlarını sağlar.         F.W.Foersten

    -Dinlemek, karşı tarafa saygı gösterdiğinizin işaretidir. Başkalarının anlattıklarına ilgi göstermeyip, dinlemediğinizde verdiğiniz mesaj ”sana değer vermiyorum”dur. Karşınızdaki insanın bir yönden üstün tarafları olabileceğini, ondan bir şeyler öğrenebileceğinizi unutmayın. İyi ilişki kurmak etkileyici ve ilgi çekmekten değil, etkilenmiş ve ilgili olmaktan geçer.

    Özellikle çocuklarımız ile iletişimimizde onların bizi hiç dinlemediklerinden yakınırız, bizi hiç dinlemiyor ne yapacağımızı bilmiyoruz,

    Ne mi yapmalıyız peki; Önce dinle ve anla, daha sonra anlaşılmayı bekle..

    Bir anne düşünün; oğlunun sözünü dinlemediğinden şikâyetçi. Çocuğundan şikâyet ederken şöyle diyor: “Oğlumu hiç anlamıyorum, hiç sözümü dinlemiyor.” Burada anlamak isteyen anne olduğuna göre, oğlunu dinleyecek olanın da anne olması gerekmiyor mu? Oysa anne oğluna ne olup bittiğini iyi bildiği kanısında, bu nedenle, onu dinlemeye gerek duymuyor. Oğlunun ne yapması gerektiğini defalarca söylediği halde, oğlunun onun söylediğini dinlemediğinden şikâyet ediyor. Bu tutumdaki anne, oğlunu dinlemediğinin farkında bile değildir. Bu bilinç düzeyinde düşünmeye devam ettiği sürece oğluyla aralarındaki sorunları çözemeyecektir.

    İnsanlar dinlerken genellikle şu dört düzeyden birini kullanırlar:

    * Önemsememe: Kişinin söylediğini dinler gibi görünebilir; fakat dinlemiyordur.

    *Seçici dinleme: söylenenin ancak bazı kısımlarını duyar, diğerlerine ilgi göstermez.

    * Dikkatle dinleme: söylenen söze dikkat eder, hangi kelimelerin kullanıldığını iyi bilir.

    * Empatik dinleme: Empatik dinleme kişiyi anlamak amacıyla kullanılan aktif dinlemedir.

    Aktif dinleme, kişiyi kullanma amacıyla kullanılırsa sadece bir teknik olur ve olumlu sonuç alınamaz. Empatik dinleme kişiyi anlamayı birinci plana koyar. Kişinin söylediği sözler hangi deneyimleri, öğrenimleri dile getiriyor, kişi nasıl hissediyor, dünyayı ve kendini nasıl görüyor? Karşıdakinin yaşantısı ve gözüyle dünyayı görmek; işte empati budur. Sempati ve empati aynı şeyler değildir. Sempati, anlayış gösterme, kişinin hangi durumda olduğunu anlama gibi bir durumdur. Bir tür yargılama, olumlu bir değerlendirmedir. Empatide ise hem fikir olma ya da olmama diye bir şey yoktur, yaşantı olarak, hem entelektüel hem de duygusal ve yaşamsal yönden sanki bir anlamda o kişi olursunuz.

     EGO VE İLİŞKİLERDE İLETİŞİM,

    Ego Zihnin en derinde gizli, korku, kaygı, endişe, nefret, şüphe, kızgınlık gibi birçok olumsuzluk düşünce ve duygularla beslenir. Aslında ego uzun yıllar önce bizi korumak için ortadaydı, zaman içinde denge yok oldu.  Ego iletişimdeki her şeyi yerle bir etmeye başladı, içine şüphe girdi, içine güvensizlik girdi, dinlemeyi unuttuk ve sadece yargıladık..

    Aslında yaşam;  egomuzun gözünden bakınca tam anlamıyla hayatımızda ne istediğimizi bilemeyeceğiz ve tatmin olmayacağımız bir hale getirdi bizi.

    Her şey harika başlayan ilişkilerde zaman içinde beklentiler oluşmaya başlar ve zihin devreye girer hımm… her şey yolunda değil daha fazla olmalı, bir şeyler yapmalı bunu da eksik yaptı, beni dinlemedi, beni anlamadı, beni önemsemedi, bana değer vermedi, aslında tüm bunlar bizim egomuz karşı tarafın haberi bile olmaz. Ve ego cezalandırmaya geçer, örneğin size korkuyu yaşatır sizi terk edilme, alışkanlıklardan vazgeçme, çevrem ne der, insanlara ne derim, rezil oldum duygularınızın uyanması sağlar, işte tam burada karşı tarafın egosu hizmetinizdedir. Siz bir adım geri çıkmadığınızda durumun içinde kaybolur gidersiniz, acı çektiğinizi düşünür anlam veremezsiniz, suçluluk duyar ve karşı tarafa kendinizi affettirmeye çalışırsınız.

    Koşulsuz sevgi;

    * kendiniz olun, karşınızdaki insana kendisi olma hakkı verin,

    *karşınızdaki kişiniz sizin belirlediğiniz davranışlarda yaşamasını beklemeyin,

    *ilişkinin bağını zedeleyecek veya güçsüz kılacak taleplerden, kıskançlıklardan uzak durmaya çalışın.

    *açık ve dürüst olun, zihninizde suçluluk vb gibi düşüncelerle açıklama yapmaya kalkmayın,

    *her ne yaşadıysanız, yaptıysanız bunların tam sorumluluğunu alın,

    * ruhlarınızı egoyla değil kalbinizle besleyin ve dinleyin.

    *kendinizi sevmeyi öğrenin, aksi halde başkasını gerçekten sevemezsiniz.

    *ilişkinizi boşluk doldurmak için yaşamamalısınız,

    *en önemlisi KENDİNİZ OLUN…

    “Söz söylemek için önce duymak, dinlemek gerek. Sen de söze dinlemek yolundan gir.”
    Hz.Mevlana

    Korkularımızın hayatımıza engel olmadığı bir yaşam dilerim..

    Sevgimle

    Yazar: Dr. Fatoş Baran Solmaz

                  Psi. Sorgu Tek. Uzmanı, Travma ve EMDR Uzmanı

                  Drfatosbaran@gmail.com

    loading...