Beş Kız Bir Oğlanın Yerini Tutar mı?/ Öğretmen Ayla Yüce

    Beş Kız Bir Oğlanın Yerini Tutar mı?/ Öğretmen Ayla Yüce

    Çocuk büyütmek, bilgi  ister, beceri  ister, sabır ister her şeyden önemlisi de adaletli yaklaşım ister. Bazen farkında olarak bazen de farkında olmadan çocuklar arasında yapılan cinsiyetçi ayrımlar, çocuğa çok küçük yaşlardan itibaren verilen  cinsiyetçi roller ,kişilik oluşumunda  sorunlar oluşturmaktadır.

    Özellikle kız çocuklarımıza yapılan ayrımcı yaklaşımlar özgüveni düşük, kendini ifade etmekte zorlanan bireylerin yetişmesine neden olmaktadır. Hem erkek, hem kız evlada sahip olan aileler kız çocuklarına çok küçük yaşlardan itibaren  bir dizi kurallar koyarken  erkek çocukları daha özgür yetiştirmektedir. Ev işlerine kız evlatlarının  yardım etmesini  bekleyen aile ,erkek çocukları için böyle bir beklenti içine girmezler. Kız çocukları evde sorumluluk almadığı zaman ayıplanır ,gerek aile  gerek çevresi  tarafından eleştirilir. Bir çok evde abilerine  ya da erkek kardeşlerine ait işlerin de kızlar tarafından yapılması beklenir. Bir kız kardeşin evdeki erkek çocuğun yatağını düzelttiği, odasını topladığı sıklıkla görülen bir davranıştır ama bunun tam aksini ne görmek ne de duymak neredeyse olanaksızdır.

    Çok küçük yaşlardan itibaren yapılan bu cinsiyetçi yaklaşımlar, kız çocuklarını yererken erkek çocuklarının egosunu şişirmektedir. Kız çocukları dışarı çıkarken nereye gittiği ne zaman geleceği, kimlerle görüşeceği sorgulanırken erkek çocukları için ,çoğu zaman böyle bir sorgulamaya gerek duyulmaz. Oysa toplum hem kızlardan hem erkeklerden oluşur Ve ahlak bütün çocuklarımıza lüzumludur. Şimdinin küçük hanım ve küçük beyleri geleceğin toplumunu oluşturan bireyleridir . O  nedenle  topluma sağlam kişilikli  bireyler yetiştirmeliyiz. Kız çocuklarına verdiğimiz sorumlulukları erkek çocuklarına da vermeliyiz. Koyduğumuz ahlak kurallarını hem kızlarımızdan hem de oğullarımızdan beklemeliyiz.

    Son yıllarda hemen hepimiz ;toplumdaki davranış bozukluğundan, patlamaya hazır insanlardan, kadınlara yapılan şiddetten ,tacizlerden  şikayetçiyiz.  Toplu taşımalarda, kalabalık ortamlarda, parklarda, sokak  aralarında meydana gelen kavgalarda hepimiz gerilmekte ve üzülmekteyiz. Oysa bu insanlar dünün küçükleriydi ,bakmaya  doyamadığımız öpmeye kıyamadığımız yavrularımızdı. Onların bu hale gelmesinde ama bilerek ama bilmeden bizim etkimiz hiç mi yok?

    Aslanım, paşam, soyumun devamı  diyerek sevdiğimiz erkek çocuklarımız büyüdüklerinde her şeyi kendilerine hak görüyorsa bunda bizim payımız hiç mi yok?  Renkleri dahi kız rengi erkek rengi diye ayırıyorsak, oyuncaklara cinsel kimlik veriyorsak ,ip atlayan erkek çocuğuna  garip bakıyorsak, arabayla oynayan kız çocuğunu hakir görüyorsak hepimiz suçluyuz .Sağlam toplum, sağlam bireylerden oluşur.

    Güzel ülkemizde mutlu ve huzurlu yaşamak için bilinçli çocuklar yetiştirelim. Birbirini seven ,saygı duyan bireyler medeni toplumu oluştururlar. ”Erkek adamın erkek evladı olur” gibi ağır anlamlı sözleri bir kenara bırakalım . Amacımız, ahlaklı çocuklar yetiştirmek olmalı.

    Çocukları arasında hiçbir ayrım yapmayan, amacı  baca tüttürmek değil insan yetiştirmek olan bir çok aile var. Umarım bu ailelerin  sayısı artar.

    “Beş kız bir oğlanın yerini tutar mı ?   Oğlansız  evde baca tüter mi? Ne kadar ayrımcı ,ne kadar dışlayıcı bir         cümle değil mi?

    Ayla YÜCE

    ÖĞRETMEN

    loading...