Beynimizdeki Alem

    Beynimizdeki Alem
    336x280 Reklam Alanı !

    ”Bu sabah gözlerimi açar açmaz yanıbaşımda Sâmi’yi gördüm.Yere düşen cüzdanımı çaktırmadan almaya çalışıyor güya.Görmemezlikten geldim ve yataktan çıkıp pencereyi açmaya gittim.Yağmur ne de güzel yağıyordu.Tam istediğim hava.Hemen dışarı çıkmalıydım.Bu fırsatı kaçırmamalıydım.Fakat bu da ne? Yatakta ne işim var?En son pencereyi açmıştım oysa ki.Hayır olamaz.Rüya mıydı? Neyse deyip yataktan tam çıktım.Şansa bakın ki odaya rüyamda gördüğüm Sâmi girdi.Hemen anlatmalıyım ona.Bu arada pencereden güneş yüzünü gösteriyor yine tüm sıcaklığıyla.Sâmi baksana.Sâmi? Yapmaaa.yine yatakta ne işim var.Ben bu yataktan çıkamayacak mıyım?Bu da mı rüyaydı?Yine aynı yataktayım.Ya yine bir rüyanın başıysa?”

    Madem Rüyalar Âlemi dedik bir örnek vermesem olmazdı değil mi?

    Böyle rüya mı olur diyecekseniz belki ama bizzat başımdan geçen bir Lucid rüya örneğiydi bu.Lucidin ne olduğunu ilerde açıklıycam tabi ki. Rüyaların işleyişi günümüzde tam olarak açıklanamıyor olsa da rüya dediğimiz şey , uykunun genel ve karakteristik özelliklerinden biri olup, uykunun hızlı göz hareketi (REM) adlı evreleriyle yakından ilişkili bulunan, görsel ve işitsel algı ve duygulardır.

    Rüyaların büyük kısmı uykunun REM adı verilen evresinde görülüyor. Uykunun ilk evrelerinde de rüya gördüğünüzü düşünebilirsiniz; fakat yapılan araştırmalara göre bunlar rüya değil de hayal olarak kabul ediliyor. REM uykusu gecenin son yarısında gerçekleştiğinden, rüyalar daha çok sabaha karşı görülüyor.

    Ortalama bir uyku süresince yaklaşık 5-6 defa rüya görüyormuşuz.Rüya görmediğimizi düşündüğümüz zamanlar vardır lakin işin aslı farklı sadece gördüklerimizi hatırlamadığımızdan ibaret olay.

    Bir de rüyalar hakkında çok ilginç bir durum daha var her insan renkli rüya görmüyor çoğu kişi rüyasını siyah-beyaz bir şekilde görüyormuş.Eski televizyonlarla yeni televizyonların arasındaki fark gibi.

    Rüyalar hakkında yeterince somut araştırma olmamakla beraber yinede rüyalar her zaman ilgi odağı olmuştur.Öyle ki tıbbın babası olarak lanse edilen Hipokrat rüyalarla bazı hastalıklar arasındaki ilişki üzerine birtakım çalışmalar gerçekleştirmiştir.Ayrıca ünlü filozof Aristo tarafından ‘Rüyalar’ adlı bir kitap yazılmıştır. Llewellyn Vahughan-Lee ise rüyaların kendimizi görebileceğimiz aynalar olduğunu ifade etmiştir. Bu görüşe göre rüyalarımız saklı benliğimizi yansıtır, doğamızın gerçek yüzünü ortaya çıkarırlar.Bu üstünde durulması gereken bir nokta zira normal hayatta çoğu insan kendisi gibi olamaz,kendisi gibi davranamaz hep maskelerle dolaşır oysa sadece rüyadayken asıl kendi olur ve saklı benliğini ortaya çıkarma fırsatını bulur.

    Ünlü ruh bilim uzmanı Sigmund Freud da araştırmalarında uyku ve rüya konusuna büyük önem vermiştir. Freud’a göre bilinçaltımızda ortaya çıkmak için yol arayan birçok saklı olgu vardır; bunların bazıları kendimizden bile saklamaya çalıştığımız şeylerdir. Rüya görmek de bu olguların ortaya çıkma, kendilerini gösterme, varlıklarını hatırlatma şeklidir. Sigmund Freud; ilk kitaplarından biri olan ‘Rüyalar ve Yorumları’ adlı eserinde ‘Rüya nedir?’ sorusuna karşılık olarak 

    şöyle bir tez ileri sürer: ”Rüyalar günlük yaşam sırasında bastırdığımız, belli etmediğimiz, bilinçaltına attığımız çoğu saldırganlık ve cinsellik içeren dürtü ve isteklerimizin uyku sırasında ortaya çıkmasıdır.”

    Freud her ne kadar rüyaları bilinçaltıyla ilişkilendirdiyse de semavi dinlerde rüyaların başka yönleri üzerinde de duruluyor.

    Örneğin geleceği müjdeleme adına Hz.Yusuf’un babasına, “Babacığım! Rüyamda on bir yıldız, güneş ve ayın bana secde ettiklerini gördüm” dediği rüyası buna bir delil.Hz. İsmail (a.s) on üç yaşındayken İbrahim (a.s) rüyasında Allah tarafından yegane evladını kendi eliyle kurban etmesi gerektiğini gördü.Bu da rüyalar yoluyla İlahi emirlerin geldiğinin bir delili.Bazı durumlarda da rüyalar insanlara kılavuzluk etmiştir.Nitekim rüya âleminde Hz.Musa’nın (a.s) annesine çocuğunu sandığa koyup salıvermesi ilham edilmiştir.Bu da Kur’an’da Hz.Musa’nın (a.s) annesine hitaben “Hani annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik.” diye geçer.

    Tabi ki geleceği müjdeleme,ilham kaynağı olma,yol gösterme bunlar sadece peygamberlerin rüyalarının özellikleri değil herhangi bir insan da bu tür rüyalar görebilir.Zira tarihte bunun örnekleri çok fazla.

    Danteyi bilmeyeniniz var mı? Ya ünlü eseri İlahi Komedya’sını?

    Dante’nin oğlu J. Alighieri, babasının meşhur “İlahi Komedya” adlı eserinin parçalarını toplarken 13 parçayı bulamıyor. Bütün aramalar boşa çıkıyor. Bir gece rüyasında babasını beyazlar giymiş bir vaziyette görüyor. Dante’nin başında bir ışık, oğlunu hayatında iken oturduğu kendi odasına götürüyor. Eski zaman evlerinin karmakarışık dolapları ile arada kaybolmuş duran, hiç de dolap hissi vermeyen gizli bir yerde bu parçaların durduğunu gösteriyor. Ertesi gün, rüyasında gördüğü yeri arayıp bulan Alighieri, kayıp olan 13 parçayı orada bulur.

    Elias Howe, yıllarca dikiş makinesinin iğnesini keşfetmek için çalışır. İlk yaptığı iğnelerde, delik, iğnenin ortasında idi ve işe yaramıyordu. Beyni gece gündüz hattâ uykuda bile bununla meşguldü. Bir gece rüyasında vahşî kabilelere esir düştüğünü gördü. “Elias Howe!” diye kükredi kabile reisi: “Sana bu makineyi derhal bitirmeni emrediyorum, yoksa öleceksin!..” Elias’ın dizlerinin bağı çözüldü, elleri titremeye başladı ve yüzünden soğuk ter boşandı. Düşünüyor, taşınıyor, makinenin bu parçasındaki eksikliği gideremiyordu. Bütün bunlar ona o kadar gerçek gözüküyordu ki, uykusunda avazı çıktığı kadar bağırdı. Boyalar sürünmüş, esmer tenli cengâverler etrafını sardılar ve onu ölüm meydanına doğru götürmeye başladılar. Birden bir şey fark etti: Muhafızların mızraklarının ucunda göz şeklinde delikler vardı, nihayet işin sırrını çözmüştü: Ona lâzım olan, ‘deliği ucunda olan bir iğne’ idi. Uyanıp yataktan atladığı gibi ucu delikli mızrakların minik bir modelini yapmaya koyuldu; bu iğne başarıyla neticelendi. Ve şu an kullanılan iğneler bu rüyada verilen ilhamın vesilesiyle ortaya çıkmış.

    Rüyaların en ilginç yanlarından biri de rüya içinde rüyalar ve lucid rüya görme durumudur.Yazının başında başımdan geçen bir olayı anlatmıştım.Anlattığım rüya bu ikisini de kapsıyor.Lucid rüya dediğimiz şey rüyada farkındalık oluşması.Rüyada olduğunu fark etme durumudur.Rüya içinde rüya ise birbirine bağlı olarak görülen rüyalardır.

    Bu durum hepimize İnceptiondan tanıdık geliyor değil mi?Kim bilir belki de Christopher Nolan gördüğü bir Lucid rüya üzerine filmi yazmaya başlamıştır.

    Günümüzde her ne kadar bilim adamları,psikologlar rüyaların bu yönü üzerinde çok durmasalar da insanların çoğunda lucide karşı büyük bir merak oluşmuş durumda ve bunun için de başarıyla sonuçlanmış birçok metod deniyorlar.Zira rüyaların en eğlenceli yönü bu olduğu için hiç de şaşırtıcı bir durum değil bu lucid uğraşı.

    Ne diyelim? Size de bol bol güzel lucidler o zaman.

    Faruk ALTINTAŞ

    Ergenlik Sonrası Kabakulak Geçiren Erkekler Dikkat!