Bir Toplum İronisi, Distopik Gelecek Atmosferi/ Uzm Psi Dan Hatice KARASU

Bir Toplum İronisi, Distopik Gelecek Atmosferi/ Uzm Psi Dan Hatice KARASU

İnsan ve yine insan tüm ilimlerin temelde uğruna hizmet çabaladığı ya da üzerinde ısrarla durarak onu çözmeye çalıştığı bir karmakarışık organizma. Hakan GÜNDAY kitabı DAHA: Etkileyici tümcelerinden “insanın kullandığı ilk alet, başka bir insandır…” “itaat; iradesinden vazgeçen için, dünyanın bütün hatalarını yapabilme özgürlüğüydü. İtaat; kişinin kendi başına işlemeye asla cesaret edemeyeceği suçları gerçekleştirebilmesinin müthiş bir yoluydu…”  Bu tümcelerden yola çıkarak işte karmaşık bir yapıya sahip olan organizmanın keşmekeşleri, keşmekeşleri üzerine saptanan bulguları inceleyen bir bilim alanı sosyal psikoloji… İşin özü; toplum içindeki bireyin davranış bilimidir. Aslında ve astarında toplumun bireyi, bireyinde toplumu etkileşimi olarak ifadelendirilebilir.

Milgram’ın (1965),  İtaat Deneyi: Soru 1: İnsan sosyal etkiye ne dereceye kadar boyun eğer?  Soru 2: Sosyal itaat etme veya başkaldırma nasıl oluşur?

Milgram bu sorularının cevabını laboratuvar deneylerinde aramış ve beklenmedik derecede şaşırtıcı bulgulara ulaşmıştır. Tartışma konusu yetkenin yani otoritenin etkisinin aşırı itaati nasıl sağladığıdır. Sosyal etki anlamında itaatin otorite koyucuya bağlı olarak sorgusuz ve sualsizce yerine getirilmesi ciddi anlamda üzerinde kafa patlatılan bir konu olmuştur. Süreç içinde farklı psikoloji deneyleri de vuku bulmuştur. Bunlardan biri de:

Zimbardo (1971),  Stanford Hapishanesi Deneyi: Belki de Sosyal psikoloji deneyleri içinde en popüler olanlardandır. Mahkûm ve gardiyan olmanın psikolojik etkilerini incelemek amacıyla 24 üniversite öğrencisiyle başlattığı ancak planlananın ötesinde bizlere roller, uyum, kötülük ve sistemler adına çok şey söyleyen klasik bir psikoloji deneyidir. Bu deneyin algılarımız uhdesinde bize öğrettikleri ise naçizane tümcelerimle şöyledir:

Basit bir psikoloji önermesinden girizgah yaparsak; İnsan beyni, sürekli benzer uyaranlara maruz kaldığında tepkisizleşir. Aslında tecrübenin kendisi, zihnimizdeki temsilinden daha masum ve az reaksiyonel bir etkiye sahiptir.  Bu deneyin temelindeki handikap, insanın nasıl olup da tepkisizleşen bir düzenek gibi otorite karşısında norma uyduğu ve bunu götürebildiği kadar sınırları zorlayan şekilde ilerletebildiğidir.  İroninin temelini; sıradan bir insanın şiddete başvurması ve sürdürmesi şeklinde yorumlayabiliriz. Deney iki hafta tasarrufunda sınırlandırılmış kimisi mahkum kimisi gardiyan şeklinde seçilen gönüllü deneklerden gardiyanların olabildiğince şiddet eğilimi içinde davrandıkları ve şiddetin dozunu arttırdıkları görülmüştür. Deney 6. Gününde sonlandırılmak zorunda kalınmıştır. Bu deney, toplumun tarafımıza biçtiği rolleri farkında olmadan nasıl sahiplendiğimizi, rolün etkisinden çıkmadan, kontrolsüz bir şekilde net olarak yerine getirme tezahürüdür. İlla ki dönem içinde bu deneye karşıt makale ve araştırmalar da yayınlanmıştır.

Sosyal psikoloji; toplumun bireyle bireyin de toplumla reaksiyonel hareketliliğini açıklamaya çalışırken, edebiyat dünyasında da toplumsal gelişmelere bağlı olarak niteliksel anlamda tam da bu noktayı işaret eden eserler kaleme alınmaktaydı.

Burgess; gerçek yaşamıyla ilgili paradoksal bir yanılgının içinde savaş verirken, dünya coğrafyasından silinip gittikten sonra eşi aç kalmasın diye 1959 -1960 dolaylarında peş peşe 5 kitap kaleme almıştır. Kendisine hatırı sayılır bir ün getiren kitabı da “Otomatik Portakal” dır. Otomatik Portakal, sosyal psikolojik bir olguya işaret eden günümüzde de güncelliğini koruyan değerli yapıtlardandır. Distopik bir gelecek atmosferinde, şiddet, suç, ceza ve suçun devlet kanalıyla kolayca ishal edilebilirliği üzerine yapılandırılmış bir eserdir. Bir nevi toplum ironisi, tam olarak toplum ironisidir aslında. Yönetim anlayışının kendi eliyle yarattığı canileri yine kendi yöntemleri ile ishal etmesi tamamen politik kaygılar ışığında resmedilir. İtaat, korkuyla yeşeren yeni davranış kalıpları… Mide bulandırıcı,  iç gıcıklayıcı, ifrit edici, aynen bulimik-depresif bir kız ergen modundaki toplumsal çarpıklıklar. Sonrası malum normalmiş gibi zihnimizde temsil edilen suçun paranormatif çıktıları…toplum dejenarasyonu…

Benlik, uyma davranışının neresindedir? Birey olma gereksinimi, ilişkisellik ve bireyselleşme cabaları… İlişkisel benlik, bir grup içinde manaya bürünürken bireysellik o oranda manidarlığını yitiriverir. Salt çoğunluğun omiriliksel kinestetitik argümanına karşın en saf haliyle birey olma gereksinimi. Problemin temelindeki soru işaretlerinin aynen bir örümcek ağı gibi sarmaladığı toplumsallaşma-bireyselleşme, sonuçta kendini bir türlü kabul ettirememiş benlik çabalarımız.

Başa sararsak, temeldeki yanılgı. Bebeklikten- yetişkinliğe, kimlik kargaşası. Kendini ifade edememe kısıtlaması, davranış problemleri, akademik başarısızlık, sosyal-duygusal, yetersizlikler… Toplumsal normlara uyma-itaat zorundalığı, kimliksizleşen bireyler…

Sineklerin Tanrısı, Otomatik Portakal, Çavdar Tarlasında Çocuklar…

Hatice KARASU

Uzman Psikolojik Danışman

loading...