Çocuklarımızı Obezite Yapan Aile Tutumları

    Çocuklarımızı Obezite Yapan Aile Tutumları

    Ne kadar çok duyar olduk değil mi obezite kelimesini. Televizyon, sosyal medya, gazeteler eş dost akraba. Her gün bu konuyla ilgili haberlere rastlamamak nerdeyse imkansız.
    Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tanımına göre obezite; besinlerle alınan enerjinin (kalori) harcanan enerjiden fazla olması ve fazla enerjinin vücutta yağ olarak depolanması (%20 veya daha fazla) sonucu ortaya çıkan, yaşam kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak kabul edilmektedir.
    *Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları
    *Yetersiz fiziksel aktivite
    *Yaş
    *Cinsiyet
    *Eğitim düzeyi
    *Sosyo – kültürel etmenler
    *Gelir durumu
    *Hormonal ve metabolik etmenler
    *Genetik etmenler
    *Psikolojik problemler
    *Sık aralıklarla çok düşük enerjili diyetler uygulama gibi etkenler obeziteye neden olan unsurlar olarak gösterilmektedir. (Türkiye Halk sağlığı Kurumu)

    Fiziksel ve psikolojik sağlığa ilişkin doktorlardan yardım alınması mutlaka gerekli olan obezite tedavisinin tıp doktorlarının ve beslenme uzmanlarının kontrolünde sürdürülmesi ise bir zorunluluk. Ancak yanlış ve aşırı beslenme nedeniyle obeziteyle karşı karşıya kalan çocuklarda ailelerle birlikte hareket edilmesi ve çözüme yaşam değişiklikleriyle gidilmesi olumlu sonuçlar vermektedir. Eğer çocuğun fiziksel ve metabolik bir rahatsızlığı olmadan sadece beslenme yanlışları nedeniyle bu sağlık sorunuyla karşı karşıya kalması söz konusu ise alt etken olarak ailelerin tutum yanlışları da karşımıza çıkmaktadır.

    Çocuklarının beslenme düzeni konusunda anne ve babalardan en çok duyduğumuz söz “Beni dinlemiyor ki”. Ebeveynler, düzenlemeler yapmaya çalışıp, sağlıklı gıdalara yönlendirmeye çalışsalar da çocuklar ailelerini dinlemeyip yanlış beslenmeye devam edebilirler. Bu durum tutarlı olamamak, pes etmek, yeterince takip edememek ve bu tarz yiyeceklere yönlenmesine göz yummaktan kaynaklı olabilir. Özellikle ergenlik dönemi öncesi çocukların anne ve babaya daha bağımlı bir yaşantı sürdüğünü de göz önünde bulundurursak anne ve babaların bu konuda tutumlarını gözden geçirmeye ihtiyaçları olduğunu söyleyebiliriz. Yemek yeme alışkanlıkları konusunda ebeveynlerinin kararlılığını hissetmeyen çocuklar onları zorlamaya giden davranışlar içine girmektedir. Bu durum evde kuralların oluşturulması esnasında karşımıza çıkan sürece benzer. Beslenme alışkanlıklarını daha sağlıklı hale getirme konusunda sorun yaşanıyorsa mutlaka diğer alanlarda da sorun yaşandığını gösterir bu durum. Çocuk ebeveynlerinin kararlı ve tutarlı olduğunu bilirse sınırları da görecektir. Bu nedenle beslenme konusunda düzenlemeler yapmak ebeveynlik tutumları ile son derece ilgilidir.

    Anne ve babaların bu değişime inanmaları ve hayata geçirmeleri son derece önemlidir. Bunu sadece çocuklarının hayatında sağlığı yerine gelinceye kadar yapılması gereken bir değişim olarak gördükleri takdirde sonuç alınması güçleşmekte. Anne ve babaların inanmadığı, zorlandığı bir duruma çocuk da uymakta zorluk çekecektir. Ebeveynler çocuklarına örnek olarak aynı davranışları da çocuklarından bekleyebilirler. Pek çok aile çocuklara yasaklamak için uğraştıkları tüm sağlıksız besinleri tüketmeye devam etmektedir. Onların gelişme çağında oldukları için yiyemeyeceklerini, kendilerinin yetişkin olarak tüketebileceklerini düşünmekteler. Peki, bu çocukta hangi düşünce ve duyguları yaratıyor dersiniz? “Bu yiyecekler sandığım kadar kötü değil, annem babam yiyor bir şey olmuyor, ben de yiyebilirim” . Aynı zamanda öfke, kıskançlık ve direnç geliştirmesine de neden olabiliyor. Anne babaların kendi beslenmelerini düzenlemeden çocuklarını sağlıklı beslenmeye yönlendirmeleri, çocukların sağlıksız yiyeceğe ulaşmasını da kolay hale getiriyor.

    Alışkanlıkların değişimimin zor olduğu da akıldan çıkartılmamalıdır. Bu gibi kriz durumlarında çocuğun dikkati dağıtılabilir, farklı bir uğraşıya yönlendirilebilir Duygularına eğilebilmek çok önemlidir, şefkatli, anlayışlı ve en önemlisi empatik yaklaşabilmek bazı krizlerin aşılmasına yardımcı olabilmektedir. “Yemek istediğini biliyorum ama bunu daha önce de konuşmuştuk, istersen seninle lezzetli ve sağlıklı bir şeyler hazırlayalım” diyerek evde sağlıklı atıştırmalıklar da hazırlanabilir.. Mutfak hem sağlıklı yiyeceklerin hazırlanabileceği hem de güzel paylaşımların olduğu bir alan haline getirilebilir.

    Çocukların bazı gıdalara karşı direnç geliştirebileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bunun için sabırlı olunmalıdır. Pek çok çocuk önüne konulan kocaman tabaklarındaki yiyecekleri bitiremeyeceklerini düşünerek isyan eder. Yiyebileceği miktarların küçük tutulması hem onu zorlamayacak hem de damak tadının gelişmesini sağlayacaktır. Yemekten hiç hoşlanmadığı bir sebze farklı bir sunum ve farklı bir yemek olarak denenebilir.

    Sağlıklı beslenme aslında bir yaşam tarzıdır. Bu konuda ailelerin çocuklarına sağlıklı bir hayat sunmak için beslenmeyle beraber diğer alışkanlıklarını da değiştirmeleri gerekli. Örneğin alıveriş merkezi ziyaretleri beraberinde sağlıksız besinlerle karın doyurmayı da getiriyorsa düşünce kalıpları değişene kadar farklı eğlence alanlarına giderek, evde çocuğun karnı doyurularak değişim süreci daha kolay hale getirilebilir. Eğer ev dışında sağlıklı yemekler yiyebilmek mümkün değilse dışarıda yeme alışkanlığı da bırakılmalıdır. Ayrıca sağlıksız atıştırmalıkların eve alınmaması da süreç içinde etkili olacaktır.

    Çocuklara onların anlayabileceği şekilde beslenme alışkanlıklarında değişimi anlatmak gereklidir. Sağlığını bozduğu, içine konan maddelerin etkileri yaşına uygun bir dille anlatılabilir. Pek çok çocuk neden olduğunu anlamadığı bu yasaklardan ve engellemelerden rahatsız olmaktadır. Yaşamında anlam veremediği değişiklikler onu öfkeli yapabilir. Bu konuda pek çok video ve animasyona sanal ortamlardan ulaşılabilir ve bunlar çocuklarla beraber izlenebilir.

    Çocuğun hayatına spor, hareket, sanat katılmalıdır. Televizyon ve tablet başında bu tarz yiyeceklerin tüketimi artmaktadır. Çocukları imkânlar ölçüsünde aktivitelere yönlendirmek veya sokak oyunları oynayabileceği alanlara götürmek fayda sağlayacaktır. Çünkü yapılan araştırmalar hareketsiz bir yaşantının etkilerini gözler önüne sermektedir.

    Unutulmamalıdır ki çocuklarımızın daha sağlıklı bireyler olarak yarınlara umutla bakmalarını istiyorsak kararlı, tutarlı, sabırlı ve örnek olmak pek çok sorunu aşmamıza yardımcı olacaktır.

    Berna Nazik KOSEOGLU
    Psikolojik Danışman/ Aile Danışmanı
    bernanazik@gmail.com

    loading...