Çocuklarla iletişim Kurmanın Yolları/ Sosyolog Arslan ÖZDEMİR

    Çocuklarla iletişim Kurmanın Yolları/ Sosyolog Arslan ÖZDEMİR

    Çocukluk dönemi; doğumla başlar gençlik dönemine kadar devam eder. Bu dönemin başlangıcı bebeklik dönemidir. Çocukluk döneminde edinilen davranış biçimleri, gelecekteki bütün yaşamı etkiler. Bu dönemde anne-baba’nın çocukla kurduğu ilişki biçimi çok önemlidir. Bu dönemde çocukla kurulacak normal iletişim, , çocuğun sosyalleşmesi ve normal bir gelişim süreci göstermesi açısından önemlidir.

    Gerçek bir iletişimde konuşulanları anlama ve düşünülenleri söyleme vardır. Çocukla konuşmak deyince genellikle yetişkinlerin aklına çocuğa bir şeyler söylemek, ona söz dinletmek gelir. Çocuktan bir şeyler anlatması beklenmez. Birçok anne-baba çocuklarla iletişim kurmada görevlerinin çocuklara öğüt vermek olduğunu zannederler. Oysa bu durumda çocuğa söz dinletmek yerine, onu dinlemek daha doğrudur.

    Çocuğu dinlemek, onun gelecekte daha sağlıklı bir iletişim kurabilmesini, kendisi ile ilgili olumlu(pozitif) duygulara sahip olmasını, kendisine değer verilmesini hissetmesiyle, kendisine olan saygısının artmasını sağlar. Böylece problemsiz bir kişilik ve problemlerini çözebilecek bir kişilik olmasını sağlar.

    Çocukla iletişim kurabilmek için, ona rahatlıkla konuşabileceği bir ortam sağlamak gerekir. Eğer böyle bir ortam oluşturulamıyorsa mutlaka problemin kimde olduğu tespit edilmeli ve problem ortadan kaldırılmalıdır. Çocuğa konuşabilme ortamı sağlandıktan sonra onu dinlemeye geçmek gerekir.

    İyi bir dinleyici olmak için; anne-babanın rahat bir şekilde oturuyor olması gerekir. Çocukla konuşurken mutlaka göz teması kurulmalıdır. Göz teması çocuğa duyulan ilgiyi ve kişiliğine duyulan saygıyı ifade eder. Aynı zamanda çocuk konuşurken jest ve mimiklerine dikkat edilmelidir. Çocuk jest ve mimikleriyle bize anlatmak istediğini daha iyi bir şekilde gösterebilir. Çocuk kendisine yakın duran, yüzüne bakan kişiye daha çok güven, yakınlık ve konuşma isteği duyar.

    Çocuğu dinlerken, sözü kesilmemeli, arada bir onu gerçekten dinlediğimizi gösterecek tepkiler vermeliyiz. Onu dinlerken sesiz olunmalı, bazen söze karışılmalıdır. Sessizlik çocuğun konuştukları hakkında düşünme, daha fazla açıklama ve olaya daha dikkatli bakma olanağı kazandırır.

    Anne-baba ve çocuk arasındaki anlaşmazlıklar, daha çok çocuğun yaptığı olumsuz davranışlar sonucu oluşur. Çocuğun olumsuz davranışları yâda olumsuz sözleri anne-baba’da hoşnutsuzluk, kızgınlık yaratabilir. Bu duygular karşısında genellikle aniden ve sözel olarak çocuğu kırıcı tepkiler gösteririler. Bu durum çocukla iletişimi koparmaya neden olur. Böyle davranan anne-babalar bu davranışı onarıcı tepkilerde göstermezler. Böylece çocuk derdini anne- babaya anlatma yerine ya içine atar yâda kendisini dinleyen başka birine. Bu davranış çocuğun anne-babaya olan saygısını da bitirir.

    Belirtilen bütün bu durumlar öğretmen-öğrenci ilişkileri içinde geçerlidir. Öğretmenlerinde bu konuda anne-babalar kadar dikkatli olması gerekir. Aksi durumda çocukla öğretmen iletişimsizliği, çocuğun okul okumaya karşı ilgisini de azaltır.

    O halde sorunsuz bir çocuk istiyorsak, gelecekte kendine güvenen, kişiliğine saygılı bir çocuk istiyorsak, onunla iletişimi koparacak tepkilerden uzak durmalı,  iletişimimizde duygularımızı rahat, anlaşılır bir şekilde ona hissettirmemiz gerekir.

    Arslan ÖZDEMİR

    Sosyolog-Rehberlik Uzmanı

    arslanozdemir@gmail.com