Çünkü ne malım var kadıya yedirecek, ne dinim var şeytana verecek: Kör Baykuş

    Ben hep, dünyada susmaktan daha iyi bir şey yoktur, Butimarll gibi olan insan daha iyi insandır diye düşünürdüm. Butimar, deniz kıyısına çöker, kanatlarını açar, oturur tek başına.
    Ama ben hiç de böyle yapamam şimdi, çünkü olmaması gerekli şey oldu. Bir saate varmaz, ya da hemen şimdi bir güruh sarhoş polis gelir, yakalar beni. Paçayı kurtarmaya hiç niyetim yok, inkar zaten imkansız, kan izlerini yok etsem de imkansız.Fakat ellerine geçmeden bir kadeh şarap içeceğim, babamdankalma ve duvardaki rafa koyduğum o şişeden bir kadeh şarapiçeceğim.
    Bütün hayatımı bir salkım üzüm gibi avucumda sıkmak istiyorum, suyunu, hayır, şarabını damla damla, gölgemin kurumuş boğazına akıtmak istiyorum, kutsal su gibi.Ama önce beni bu oda köşesinde tümörler gibi, kanserler gibi azar azar yemiş bitirmiş dertlerimi kağıda geçirmek istiyorum, çünkü düşüncelerimi daha bir düzene koyarım böylece. Yoksa maksadım bir vasiyetname yazmak mı? Hayır! Çünkü ne malım var kadıya yedirecek, ne dinim var şeytana verecek.13 Hem sonra
    bir vasiyetname yazmak mı? Hayır! Çünkü ne malım var kadıya yedirecek, ne dinim var şeytana verecek.13 Hem sonra daha nesine takılıp kalacağım bu dünyanın? Hayat denen şeyden el çektim, bıraktım, pekala, gitsin elimden! Ben gidince de, adam sen de, kim isterse okusun benim bu kağıt parçalarını.
    Ne gelecek umurumda, ne onlar. Yazıyorsam, yazmak ihtiyacı beni zorluyor da ondan. Mecburum, düşüncelerimi hayali bir varlığa, gölgeme bildirmek baskısını çok, pek çok hissediyorum.
    O uğursuz gölge lamba ışığında duvardan eğiliyor, yazdıklarımı dikkatle okuyor, oburca yutuyor sanki. Bu gölge, besbelli, benden daha iyi anlıyor onları! Fakat ben yalnız gölgemle konuşabilirim. Beni konuşmaya o zorladı, yalnız o anlar, kavrar şüphesiz …. Bu usareyi, hayır, varlığının buruk şarabını damla damla onun boğazına sıkıp akıtarak, diyeceğim ki ona:
    “İşte benim hayatım!”
    Beni dün gören, cılız sağlıksız bir genç adam görmüştü, ama bugün gören saçları ağarmış, gözleri kızarmış, yarık dudaklı, kambur bir ihtiyar görür. Pencereden dışarı bakmaya korkuyorum, kendimi aynada görmekten korkuyorum. Nereye baksam çoğalmış gölgelerimi görüyorum. Fakat iki büklüm gölgeme hayatımdan bahsedeceksem, bir hikaye anlatmam gerekir.
    Ah, ne çok çocukluk, aşk, çiftleşme, evlilik ve ölüm hikayeleri var, hiçbiri de gerçek değil! Kıssalar, parlak sözler yordu beni.

    Kaynak Roman: Kör Baykuş ( Sadık Hidayet)

    Çeviren: Behçet Necatigil