Depresyon Salgını

    Depresyon Salgını

    Hepimizin değişik değişik istekleri, dilekleri var. Kimimiz bunlar için çalışıp çabalıyor, kimimiz oturup sadece bekliyor. Tek benzerlik amaç. Yani kim ne isterse istesin sonuçta amaç hep mutlu olmak. Mutluluğa ulaşmak. Ama bir yanlışlık var, günden güne mutlu insan sayısı artacağına azalıyor, depresyona giren insan sayısı hızla artıyor.

    Dünya Sağlık Örgütü, 2020’de depresyondan ölenlerin sayısının fazlasıyla artacağı ile ilgili bir açıklama yaptı. Aslında hepimiz, ruh sağlığının giderek bozulduğunun farkındayız. Neredeyse her ailede depresyon ilacı kullanan en az bir kişi var. Bu ilaçları doktora danışmadan alanların sayısı da az değil. Durumu gerçekten ciddiyken hâlâ doktora gitmeyen, durumunu değiştirmek için çaba göstermeyen kişi sayısı da her geçen gün artmakta. Aslında depresyona girmeden önce beden ve duygularımız pek çok sinyal veriyor. Bu sinyalleri zamanında fark etmek, ciddiye almak kişinin daha kolay toparlanmasını hatta eskisinden daha iyi bir hayat yaşamasını sağlayabilir.

    Nedir bu sinyaller?

    – Gün içinde genellikle olumsuz ruh hali içinde olmak,

    – Hareket, aktivite oranının düşmesi,

    – Yeni bir şey denemeye direnç göstermek,

    – Ufak şeylerden bile mutsuzluk çıkarmak,

    – Her gün aynı şeyleri tekrarlamak, monotonluk,

    – Sık sık bahaneler üretmek,

    – Yataktan kalkmakta zorlanmak,

    – Geç yatmak, geç kalkmak,

    – Diğer insanlarla iletişimde sorunlar yaşamak,

    – Gelecek korkusu, umutsuz konuşmaların artması,

    – Sık sık anlamsız ağrılar,

    – Sık sık hastalanmak,

    – Enerji seviyesinin düşmesi,

    – Diğer insanların yavaş yavaş etrafınızdan uzaklaşması…

    Buna benzer daha pek çok sinyal sayabiliriz. Bu sinyalleri fark etmezseniz, zamanla bunların hepsi sizde bir alışkanlık olur ve uyuşmaya başlarsınız. Uyuşmaya başlayınca, her şey giderek tatsızlaşır. Olumsuz ruh hali girdap gibi sizi içine çeker.

    Buna benzer tüm senaryoların oluşmasını engellemenin yolu, kişinin en başta kendini olumlu düşünmeye programlamasıdır. Kendine ve hayata karşı olumlu bir bakış açısıyla bakabilmeyi öğrenmesidir. Mesela yarım bardak suyu nasıl tanımlarsınız? Yarısı boş bardak mı, yoksa yarısı dolu bardak olarak mı? Burada vereceğiniz cevap, sizin beyninizin hangi programa daha yatkın olduğunu gösterir. Olumlu programda çalışan bir beyin bardağın dolu olduğunu görebildiği gibi, hayatta da pek çok olumlu şeyi fark edebilecek bir algıdadır. Eğer yarısı boş bir bardak gören olumsuz bir beyin programına sahipseniz de korkmayın, bunu fark edin ve değiştirin. Çünkü beyninize tekrarlar yoluyla, disiplinli bir çalışmayla olumlu düşünmeyi öğretebilirsiniz. Bu mümkün, bunu pek çok kişi yaptı, siz de yapabilirsiniz!

    Bugün, pek çok genç erken yaşlarda depresyona girmekte. İlaç tedavilerine başlamaktadır. İşin acı tarafı, tavsiye üzerine bile ilaç kullanımlarının olmasıdır. Ya da en ufak duygusal sıkıntıyla uğraşmak yerine hemen ilaçla işler yoluna sokulmaya çalışılmaktadır. Oysa duygu yönetimini öğrenmek, zihni kontrol edebilmeyi öğrenmek çok daha kalıcı ve doğal bir yoldur. Eğer iş işten geçtiyse, farkındalığınız ve algı alanınız zayıfladıysa artık ne yapılacağını doktor bilecektir. Ama o sınıra gelmeden zihninizi kontrol edebilmeyi öğrenmelisiniz. Kısa vadeli rahatlamalara, kolay yollara başvurmak, uzun dönemde daha da fazla sıkıntı getirecektir. En güzeli kendini yönetmeyi öğrenerek yaşam yolunda ilerlemektir…

    Sevgi ve sağlıkla ilerleyin…

    Arzu Bıyıklıoğlu

    NLP Uzmanı ve Yaşam Koçu

    loading...