Ebeveyn Hayalini Yaşayan Çocuklar/ Uzm. Aile Dan. İrem SARIMAHMUT

    Ebeveyn Hayalini Yaşayan Çocuklar/ Uzm. Aile Dan. İrem SARIMAHMUT

    Çocuk yetiştirirken her ebeveynin aklında iki soru belirir. İlki “Çocuğumun nasıl bir insan olmasını istiyorum?” dur. Bu sorunun ehemmiyeti, sorunun cevabına göre şekillenir. Her aile çocukları ile ilgili güzel bir gelecek hayali kurar ve elinden geldiğince bu hayatı yaşayabilmesi için zemin hazırlar. Ancak kimi aileler bu durumu sorumluluk olarak görmekten ziyade asli bir vazife edinirler ve çocuklarına ait olan sorumluluk alanlarını –istemeyerek- işgal etmiş olurlar. Tamamen iyi niyetli yaklaşımlarından ve toplumsal öğretilerden dolayı, aile çocuğun yapması gereken işleri de, çocuğun işini kolaylaştırmak amacı ile üstlenir. Bu yaklaşımları ile çocuklarına iyilik yaptıklarını düşünseler de aslında uzun vadede kötülük yapmış olduklarının ne yazık ki farkına varamazlar. Ne zaman ki çocuğunun yaşıtları gibi kabiliyetleri, hayatını şekillendirme becerisi, karar verebilme yetisi gibi kişisel gelişimi ile alakalı hususlarda geri planda olduğunu fark ederler, işte o zaman bir sorun olduğunu anlarlar. Ancak sorunun kaynağının ne olduğunun farkına varamaz ya da alışkanlık kazanmak için geç kalmış olabilirler.

    Aileler için önemli olan diğer bir soru ise; ebeveynin çocuğun sahip olmasını istediği kişiliği kazanmasını nasıl sağlayacağıdır. Bu noktada ailede rollerin nasıl belirlendiği önemlidir. Anne annelik sorumluluğunu, baba babalık sorumluluğunu, çocuk ise -yaş grubuna göre değişmekle birlikte- çocukluk sorumluluğunu yerine getiriyor olmalıdır. Çocuğuna kişilik kazandırma kaygısını üst düzeyde taşıyan ebeveyn, aşırı müdahaleci tavrının ve bu tavrın çocuk üzerinde olumsuz etkisinin farkında olmayabilir. Çocuğun almak istediği kıyafetin renginden tutun da, yiyeceği yemek ve hatta üniversitede okuyacağı bölüme varana kadar kendileri için en uygun seçimi çocuklarına empoze eden ebeveynler, aslında çocuklarının kişilik gelişimlerini baltalıyorlardır. Ebeveynin gerçekleştiremediği hayallerini çocuğu üzerinden gerçekleştirmeye çalışması, onun için kişisel tatminden ziyade acı bir deneyime dönüşebilir.

    Günlük hayata dair bir çok durumda son söz mercinin yalnızca ebeveynler olduğu ailelerde çocuklar, içine kapanık, yalnızlaşmaya müsait, öz saygısı düşük olarak yetişirler. Böyle bir yetiştirme tarzı benimseyen ailelerin çoğunlukla kendi çocukluklarında da benzer bir otorite ile karşılaştığı görülmüştür. Ebeveynin yetiştiği ailede gördüğü yaklaşımı -ki muhtemelen çocukken onun da hoşuna gitmiyordu- kendi ailesinde uygulaması, davranışın kanıksanmış olduğunu gösterir. Böyle bir durumda aile, çocuğu ile ilişkisini ve çocuğunu yetiştirirken takındığı tavrını gözden geçirmelidir. Çocuğun aile içerisinde kendi yetilerine göre sorumlulukları olması, onu ailede sağlam bir birey yapar. Öz saygısı yükselen çocuk, kendi kararlarını verebilme kabiliyetine erişir. Sonuçta ebeveyn sorularına ideal cevapları bulmuş ve  benimsediği bu yaklaşım ile çocuğunun kişilik gelişimine en öğretici katkıyı sağlamış olur.

    Yazar: Uzman Aile Danışmanı İrem SARIMAHMUT

    loading...