Empati, Sempati ve Anlam(landırma)

    Empati, Sempati ve Anlam(landırma)

    Çevremizde çok duyduğumuz ama bir türlü ne olduğu tam anlaşılmayan bir kavram: empati.
    Empati en basit tabirle kendini başkası yerine koymak ifadesiyle açıklana gelmiştir. Açıklaması kolay olsa da yapılması çok zor bir durumdur. Çünkü kendinizi karşıdakinin yerine koyarken nesnel olabilmek çok zordur.
    “Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi başkasına yapmayın” sözü empatik olmaya çalışmayı çok iyi ifade etmiştir. Kendi başımıza gelecek şeyler hakkında kendimizden yola çıkarak karşıdakini anlamaya çalışmak empatik düşünce için yararlı olacaktır.
    Empati, sempati ve antipati karıştırılabilmektedir. Özellikle empati ve sempati. Empati çok sık ifade bulmaktadır. Karşıdakiyle ağlayıp onla gülmek empati zannedilebilmektedir. Bu aslında sempatidir. Sempati başkasıyla fikir birlikteliği ve duygudaş olma durumu. Hâlbuki empatide anlamaya çalışma etken. Kendimiz için anlamlandırma değil.

    Empatik Olmayan İletişimlerle İlgili Örnekler:

    Ağlama değmez. ( Empatik olmaya çalışan bazen antipatik durum. Değmiyorsa ben neden ağlıyorum ki diyerek ağlamayı kesen birini hiç gördünüz mü? Karşımızdaki bireyin duygularıyla mı ilgiliyiz yoksa ağlama davranışıyla mı? Ağlama kesilince sorun çözülecek midir? Okullarda da en sessiz çocuklar problemsiz kabul edilir. Hâlbuki depresyon-intihar girişimi riski bu öğrencilerde yüksek olabilmektedir.)

    Ağlama zamanla geçer-zaman her şeyin ilacı deyişi (Bu sözü arkadaşına söyleyen kişi haklı olabilir. Zamanla duygularımızın yoğunluğu değişir. Ama bunu söyleyen kişi zamana bırakmadan değer verdiği kişinin de yanında olmalıdır.)

    Ben senin yaşındayken ( Bu söz daha çok ebeveynlerle ergenler arasındaki diyalogdur. Bunu söylerken kişi artık o yaşta olmadığını ve şuanda ki bilgi, tecrübe ve anlayış olarak o yaşları hissedemeyebileceğini değerlendirmelidir. Diğer değerlendirmesi gereken şey de teknolojiyle beraber şuan çocukların duygu ve düşünce dünyalarının da 10-20 yılı bırakın bir kaç senede bile değişebileceğidir.Yani şimdinin 15 yaş çocuğu 5 sene önceki 15 yaş çocuğuyla farklı dünyalarda..)

    Sana güveniyorum kesin başarırsın (Genellikle sınav durumundaki öğrencilere ebeveynler veya bazen de yakın arkadaşlarca söylenen özlü söz. Bu söz karşıdaki kişiye şu mesajı verir: Başarılı olamama durumu düşünülecek bir şey bile olamaz. Hatta sana başarısızlığı yakıştıramam. Başaramama hakkının olmadığı mesajını alan kişide bu mesaj rahatlatma yaratmayacağı gibi üzerindeki baskıyı da artırabilir. Olması gereken her sonuçta onun yanında olunacağının ve sınavın sadece sınanan şeyi ölçtüğünün söylenmesidir. Sınav sonucunda sevgi kaybolmayacaktır. Başarısızlık durumunda da bu durum her şeyin sonu hiç değildir. )
    Ölenle ölünmez ( Evet bu söz de yakınını kaybedenlere ve yaşama yeniden tutunmakta zorlanan kişilere iyi niyetle söylenen bir sözdür. Ölenle ölünmez lafını söylemek yakınını kaybeden için bir şey ifade etmeyebilir. Hatta kızgınlık bile yaratabilir. Bunun yerine yapılması gereken şey, yas sürecinin atlatılması aşamasında o kişinin duygularını açmasına yardımcı olmak ve yalnız olmadığı düşüncesini sağlayıcı davranmaktır.)
    Ben sana değil çevreye güvenmiyorum ( Genellikle çocuklara-gençlere söylenen söz. Bazen de kıskanç eş tarafından söylenebilmektedir. Çevresel şartları çok kısıtlama şansımız olmadığından burada beklentilerimizi açıkça konuşmakta yarar var. Hangi durumda, ne kadar zaman ve ne gibi ihtiyaçların olduğu dengesinin sınırları çizilmelidir. Genellikle en büyük ilişki sorunları, sorun ortada yokken konuşulmayan ama sorun oluştuktan sonra da öfkeyle dile getirilen karmaşık ilişkilerdedir. )

    EMPATİK İLETİŞİM İÇİN 5 ÖNERİ
    Bir durumla karşılaştığınızda durum hakkında bilgi toplamanız gerekir. Bunun için de karşıdaki kişinin duygu durumunu açığa çıkartan ve onu anladığınızı yine ona hissettiren iletişim şeklini benimsemelisiniz.
    Başkalarını değerlendirirken o kişinin mevcut şartlarına göre değerlendirme yapmaya çalışın. Bilmediğimiz şeyler de olabilir. Bu yüzden de sorularla iletişimi kuvvetlendirmek gerekir.
    İnsanları inceleyin ve gözlemleyin. Bunu eleştirmek ve sorgulamak için değil; her insanın ayrı hikâyesinin olduğunu görebilmek için yapın.
    Roman ve hikâye kitaplarının en değerli yanı roman karakterleriyle direkt özdeşleşebilmemiz ve kendimizi onların konumunda bulmamızdır. Kitaplar algı ve anlama dünyamız için çok değerlidir. Bunun yanında film izlemek ve orada ki karakterleri eleştirmek de empatiyi geliştirir.
    Hızlı değer yargısı vermek kolaydır ve çoğu zaman otomatiktir. Yukarıda saydığım otomatik şablonlar yerine, göz kontağı kurulup samimiyetle yapılan; yapıcı-umut verici cümleler kurmak gerekir. Bununla birlikte üzerinde kafa yorularak o kişiye özel cümleler kurmak ve sorular sormak en değerli şeyler olacaktır.

    Yetkin Kuşan
    Psikolojik Danışman

    Paradigma eğitim danışmanlık merkezi/ Antalya ( 0 242 247 78 97 )

    loading...