ERGENLİK DÖNEMİNDE ÖNYARGILI YAKLAŞIMLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

    ERGENLİK DÖNEMİNDE ÖNYARGILI YAKLAŞIMLAR  VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
    336x280 Reklam Alanı !

    Çocuklarımızdan beklentilerimiz onların gelişme aşamalarına ve yeteneklerine uygun olmalıdır. Yapamayacakları davranışları onlardan bekleyip ne onları yıpratalım ne de kendimizi.

    İnsanoğlu doğumdan ölüme kadar değişik alanlarda gelişme gösterir. Her alandaki gelişme, aşama aşama gerçekleşir. Her bir alandaki gelişme bir diğerinden bağımsızdır. Ancak, her alanın gelişmişlik derecesi bir diğer alanın gelişmesini etkiler. İnsanın davranışları tüm gelişme alanlarındaki gelişmişlik derecesinin bir bileşkesi olarak ortaya çıkar. Mesela; sevgiden yoksun büyümüş bir çocuk, toplumla uyum sorunları yaşayabilir. Ya da, aşırı anne koruması altında yetişmiş bir çocuk, cinsel sorunlar yaşayabilir. Bu sorunlar mutlaka olacak denemez, çünkü çocuğun bir yeteneği örselenmiş olsa bile, diğer yeteneklerinin iyi gelişmesi ile buradaki açığını az çok kapatmış olabilir.

    İnsanın davranışlarını genetik yapısı ve içinde yaşadığı çevre belirler. İnsanın kalıtım yolu ile atalarından edindiği yapısal özellikleri şüphesiz ki davranışları üzerinde etkilidir. Yapısal özellikler; kalıtsal, fiziksel, biyolojik vs. gibi kişinin kendine ait yetenekleridir.

    Ergenlik ise; insanlarda meydana gelen yetişkinliğe atılan ilk adımdır. Başka bir değişle ergenlik, çocukluktan yetişkinliğe bir geçiştir. Genel olarak 12-20 yaş arası ergenlik dönemi olarak adlandırılır. Ergenlik dönemi, bireyde çocuksu tutum ve davranışlarının yerini yetişkinlik tutum ve davranışlarının aldığı, cinsiyet yetilerinin kazanıldığı, bireyin ruhsal ve fiziksel olarak yetişkinliğe hazırlandığı dönem olarak bilinmektedir. Bu nedenle çocukluktan yetişkinliğe geçişin getirdiği zorluklar nedeniyle ergen psikolojik sıkıntılar geliştirmeye açıktır.

    Ergenlik döneminde ergenlerin aileleriyle ve çevrelerindeki diğer kişilerle ilişkileri farklı bir şekilde gelişir. Çocukluk döneminde uyumlu, söz dinleyen en azından kolayca yönlendirilebilen çocuk gitmiş yerine her an isyana hazır, tepki gösteren, sorgulayan, duygu patlamaları yaşayan ergen gelmiştir. Bu nedenle bu yeni durumla sadece çocuğun kendisi değil ailesi de nasıl baş edeceğini bilemez. Ailenin yerini arkadaşlar almıştır ve arkadaşların sözü onlar için daha etkilidir. Ergen için ailesi, eski kafalı, anlayışsız, baskıcı veya duyarsızdır.

    Bu dönemde “ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum?” soruları ergen için kendini gerçekleştirmek, başka bir değişle bir kimlik kazanmak için cevabını aradığı sorulardır. Ayrıca ergenler duygularını sürekli uçlarda yaşayabilirler ve genelde fevri hareketlerde bulunabilirler.

    Ergen bu dönemde, bir yandan çevresindekilerin kendisine ilişkin düşüncelerine çok önem verirken, diğer yandan da kendisini herkesten daha akıllı sanmaktadır. Kısaca, bir çelişkiler dünyasında yaşamaktadır. Ergenlik dönemi, özetle bireyin çevresiyle ve kendisiyle çatışma halinde olduğu bir dönemdir.

    Ailelerin önemle dikkat etmesi gereken nokta; Ergen bu dönemde sağlıklı bir kişilik geliştirirse hayatta sağlam durmayı öğrenir ve sorunlarının üstesinden daha kolay bir şekilde gelebilir. Aksi halde ergen bunalımlı, belirsiz bir kişilik yapısıyla sorunlarıyla başa çıkamaz ve mutsuz olur. Her ne kadar bu dönemde ergen için arkadaşları daha önemli ailesi ise daha olsa da ailesinden uzak duruyor görünse de aslında onun en büyük destekçisi ailesidir. Ailesi ergenin sığınacağı yegâne limanıdır.

    Çocuk ve yetişkin arasındaki sorunların pek çoğu, çocukların olgunlaşmaları için onların zamana ihtiyaçları olduğunu dikkate almamaktan kaynaklanır. Yapabileceklerinin üzerinde beklentilerimiz olan çocuklarımızı söylene söylene kendimizden uzaklaştırır, sonunda onlarla arkadaş olmamaktan yakınırız. Bir türlü dost olmayı beceremediğimiz çocuklarımız, sözümüzü dinlemiyor diye kahrolur hem kendi hem de onların yaşantılarını berbat ederiz. Doğal olarak bu duruma düşmemek için, insanın yetenekleri ölçüsünde davrandığını kabul etmeliyiz. Bunun için, önce bu yeteneklerin neler olduğunu, nasıl ve ne zaman geliştiğini bilmemiz gerekmektedir.

    Çocukluk döneminde uyumlu bir çocuğun ergenliğe yaklaşan yıllarda gösterdiği değişimleri pek çok ebeveyn şaşkınlıkla karşılar ve hazırlıksız yakalanır. Çocuklarının çocukluktan çıktığı, ama tam da yetişkin olmadıkları bu geçiş dönemi; ergenlik dönemindeki çocuklar kadar, anne babaları için de zor geçer. Çünkü o tanıdıkları çocuk gitmiş, yerine bambaşka davranışlar ve tepkiler sergileyen bir genç gelmiştir. Ana babalar, çocuk büyüdükçe daha uslanır daha az sorun çıkarır sanırlar. Her şeyin yoluna girdiğini sandıkları bir dönemde birden ortaya çıkan huysuzluklara, tedirginliğe ve nedensiz öfke patlamalarına bir anlam veremezler. Eve dilediği gibi girip çıkmak isteyen, çok zor beğenen, en yumuşak ikazlara bile çok sert karşılık veren genç karşısında, ne yapacaklarını bilemezler ve çoğunlukla soğukkanlı da kalamazlar. Sevecen ve yumuşak bir yaklaşımı bile geri çeviren, üstüne varılınca öfkeden deliye dönen, ya da kendisini tamamen iletişime kapayan genç karşısında bocalar, nasıl tutum takınacaklarını bilemezler. Çocuklarının kendilerini hiçe saydığını, kendileriyle hiç bir şey paylaşmak istemediklerini, hatta kendilerine düşman gözüyle baktığını görmek bir anne babanın karşı karşıya kalabileceği en zor durumlardan biridir. Zira dünyada ergen olmaktan daha zor bir şey varsa o da ergenlik çağındaki bir gencin anne babası olmaktır.

    Çocuk uç davranışlar sergiledikçe anne baba çeşitli yöntemlerle çocuğu uyarmaya çalışır. Fakat çoğunlukla ne sert uyarılar, ne yumuşatılmış ikalar ne de nasihatler işe yaramaz. İletişim gittikçe daha da azalır. İletişimde hem bir paylaşım vardır. Bu paylaşım azaldıkça her iki taraf da ayrı dünyaları yaşamaya başlarlar ve aslında yalnızlaşırlar. Ergenlerin içinde bulunduğu en önemli paradoks işte budur. Bir taraftan yalnız kalmak isterlerken aslında diğer taraftan en çok yakınlığa ihtiyaç duydukları, ailelerini en yakınlarında hissetmek istedikleri dönem bu dönemdir. Fakat yalnızlıktan hoşnutmuş gibi davranır ve bireyselliğini arttırıcı her türlü faaliyete girişir. Aile kuralları ona ağır gelir, sürekli şikâyetçidir, evin yaşanmaz olduğundan, ayrı bir evde yaşamanın ne kadar da güzel olabileceğinden, kimsenin onu anlamadığından yakınır durur. Oysa arkadaşlarıyla ilişkisi ne kadar da güzeldir. Arkadaşlar, aile üyelerinin tümünden daha değerliymiş gibi görünür. Onu en iyi anlayan artık arkadaşlarıdır. Kendisi gibi evden kopan, bağımsızlık arayan arkadaş grubu artık gencin en önemsediği insanlardır. Onlar için kolaylıkla ailesinden vazgeçebilir. Orada kendisine değer veren, sıkıntısını paylaşan, birlikte eğlenen yaşıtları vardır.  Arkadaş grubunun genç üzerindeki etkisi arttıkça ana babaların da tedirginliği artar. Ana-babalar derslerin aksamasını, haylazlığını, başına buyruk davranışını hep arkadaş topluluğunun kötü etkisine bağlarlar. Oysa anne babaların sandığının tersine bir genci arkadaşları ayartmaz, çoğunlukla genç kendi eğilimine uyan gençleri arar bulur. Kendisine benzeyen insanların eleştirilmesine doğal olarak tepki verir. Ailesiyle arası açık olduğundan (özellikle aile koşulsuz sevgi hissini veremiyorsa) hayatındaki sevgi odağını arkadaşları olarak görür ve onların önünde eleştirilmek gibi aile tutumları ergenleri çileden çıkartır.

    Ergenlik Döneminde Gelişen Ruhsal Sıkıntılar:

    Ergenlik döneminde depresyonlarda artış görülür. Özgüvende azalma, kendini değersiz ve önemsiz hissetme, karşı cinsle ilgili problemler, okul ve aile içinde karşılaşılan problemler buna neden olabilir. Ergen kendini üzgün ve kötü hissetmesine rağmen günlük hayatına devam edebilir. Eğer devam edemiyorsa bu çok ciddi şekilde değerlendirilmelidir. Aksi takdirde bu durum intihara kadar gidebilir. Çevresindekileri üzmek, ölümü merak etmek, kendini yalnız hissetmek, ilgi ve sevgi yoksunluğu gibi travmatik süreçler ergeni sıkıntılı süreçlere itebilir. Bunlar dışında ergen zaman zaman öfke patlamaları yaşayabilir. Kaygı bozuklukları ve yeme bozuklukları ise diğer önemli rahatsızlıklardır. Kendini yetersiz ve değersiz görmesi sonucu gelişen bu rahatsızlıklar ergen için kritik öneme sahiptir.

    Ergenlik Döneminde Ailelerin Dikkat Etmesi Gereken Durumlar:

    – Çocuklarınıza yeterli olduklarını hissettirin,

    – Duygusal anlamda çocuğunuzun olgunlaşmasına destek olun (onun duygularını tanımasına ve ifade etmesine yardımcı olun)

    – Onlara nefes alma imkânı tanıyın, çok fazla baskı yapmayın,

    – Arkadaşlarını eleştirmeyin,

    – Sorumluluklar verin ve onlara güvendiğinizi hissettirin,

    -Onları her an dinlemeye hazır olduğunuzu belirtin, dinlerken yargılamayın.(Ergen sorunlarını hemen dile getirmeyecektir. Bu sebeple çok üstelemeden sıkıntısı olup olmadığını sorgulayın ve anlatmak istemezse bile “sadece konuşmak istersen burada olduğumuzu hatırlatmak istedim” şeklinde yanında olduğunuzu hissettirin)

    Tüm bunlarla birlikte ergenliğin bir kriz dönemi olduğunu unutmayın ve gerekirse uzmanlardan (psikolog, psikiyatrist) destek almaktan çekinmeyin.

    Yusuf ERASLAN

    Uzm. Psikolojik Danışman

    loading...