Evliliklerde Temel Sorunlar

                Türkiye İstatistik Kurumu açıklanan verilerine göre ülkemizde 2014 yılında 599704 çift evlenirken aynı dönemde boşanma oranları da bir önceki seneye göre %4,5 arttı. 2014 yılı içinde 130913 çift boşandı. Boşanmaların  % 39,6 si ise evliliğin ilk beş yılında gerçekleşti. Bu veriler bizlere pek çok hayal ve umutla evlenen çiftlerin çok kısa bir sürede duygularının ve durumlarının değiştiğini de göstermekte.

                Evlilik, iki kişinin aile kurmak üzere,  kanunların uygun gördüğü şekilde, ruhen ve bedenen bir ömür boyu sürecek şekilde bir araya gelmesidir. Ancak evlilik içerisinde ruhsal uyumsuzluklar baş göstererek şiddetli geçimsizliğe dönüşebilmektedir. Bu konuda atılabilecek küçük adımlar sayesinde evlilikler çiftlere doyum verebilecek bir hale gelebilir. Atılacak adımlar yeterli gelmezse profesyonel yardımlar da devreye girebilir.

                Evliliklerdeki problem alanlarının bazıları şunlardır.

    İLETİŞİMSİZLİK: Çağımızın bir sorunudur aslında iletişimsizlik. Aynı koltukta otururken bile çiftler uzak kalabilmektedir birbirinden. Bu nedenle çiftlerin iletişimlerini kopartan ayrıntıları fark edebilmeleri önemlidir. Teknoloji kullanımı, ortak zamanların az olması etkenlerden bazılarıdır. Bu konularda farkındalık düzeylerinin artması gereklidir.

    DOĞRU İLETİŞİM YÖNTEMLERİNİ BİLMEMEK: Dinleme en önemli iletişim araçlarından birisidir. Ancak pek çok çift üzerinde yapılan çalışmalar dinlemek için değil cevap vermek için dinlendiğini göstermektedir. Bu konuda iletişim engellerini tanımak ve engelleri en aza indirgemek önemlidir. Yüz yüze konuşmanın da kuralları olduğu ve bunun emek istediği unutulmamalıdır.

    KİŞİSEL VE ORTAK ALANLARIN OLMAMASI: Evlilikler içinde dengenin bozulması mutsuzluklara sebep olmaktadır. Evlilik sen-ben dengesinin korunarak biz olabilmeyi gerektirir. Kişisel alanların varlığı ve karşı tarafın buna saygı duyması evlilikteki doyumu arttırır. Kendi benliğinden vazgeçerek her şeyi sen-biz için yapan birey bir süre sonra mutsuz olmaya mahkûmdur. Aynı şekilde sen ve biz unsurlarını ihmal ederek her adımını kendisi için atan kişi de doyumsuz ve eşini mutsuz eden bir bireye dönüşecektir. Kişiler kendi varlıklarına, eşlerinin varlıklarına ve biz hallerine saygı duyarak bu temel alanları dengede tutmaya çalışmalıdır.

    ÇİFTLERİN PROBLEM ÇÖZÜMÜ BİLMEMESİ: Yaşanılan sorunların çözülmek istenmesi doğal ve gereklidir. Ancak seslerin yükseldiği, sen dilinin sürekli olarak kullanıldığı, suçlayıcı ve yargılayıcı tartışma ortamları sorunun çözümünden ziyade kendisi sorun haline gelir. Bu nedenle ilk olarak doğru yer ve zaman gözetilerek, ben dili kullanılarak sorunların çözülmeye başlanması ve amacın suçlamak değil sorunu çözümleyebilmek olduğu hissettirilerek adım atılması fayda sağlayacaktır.

    PROBLEME ODAKLANAMAMAK KONUYU DAĞITMAK, BİRİKTİRMEK: İlişkilerin her türlüsünde biriktiricilik zararlıdır. Burada ve şimdiye odaklanabilmek sorunu belli çerçevede tutar. Daha önce yaşanılan, ancak bitirilemeyen tartışma konularının, o anki sorunun çözümü anında tekrar gündeme getirilmesi sorunun çözümünü kişilerden uzaklaştırır. Sorunların ele alındıkça ve çözümlendikçe, teker teker gündeme getirilmesi daha sağlıklıdır. Bunun tersi durumlar tartışılan ilk konunun bile unutularak işleri içinden çıkılmaz bir hale getirebilir.

    ÇİFTLERİN AŞIRI BEKLENTİLERİ: Evlilikler denge içerinde saygı ve sevgi ile yürütülmelidir. Ancak eşlerin birbirlerinden aşırı beklentiler içinde olması, hayal edilenler ile gerçekler arasındaki farkın açılması da sorunlara yol açar. Elbette herkes değişebilir ancak bu değişim zaman ister. Beklentilerin gerçekçi olup olmadığını kişisel özellikler içinde değerlendirmek önemlidir.

     EŞİN EVLENİNCE DEĞİŞTİRİLECEĞİNİ DÜŞÜNMEK: Pek çok birey evleneceği kişilerin beğenmediği özelliklerini evlilik içinde değiştirebileceğini düşünerek kabullenir. Ancak bazı temel kişilik özellikleri değişime kapalı olabilir. Eşlerin bu özellikleri bilerek hareket etmeleri evliliğe katkı sağlar. Bu özelliğe rağmen sevebilmek daha değerlidir. Elbette kişiyi çok fazla rahatsız etmiyorsa. Unutulmamalıdır ki değişim ancak kişi isterse gerçekleşir.

    KÖK AİLELERLE İLİŞKİLERİN BOYUTU: Evlilik iki kişi arasında gerçekleşse bile kök(Karı-kocanın anne- babası ve kendi çekirdek aileleri) ailelerin etkisi her zaman vardır. Bu konuda bireyler kök aileleri ile ilişkilerini de dengelemeleri gerekebilir. Özellikle ülkemizde başlıca sorun alanı olabilen bu konuda eşler dikkatli adım atmak zorundadırlar. Kök ailelere saygı duyulmalı ancak evlilik birlikteliği ile kurulan ailenin menfaatleri de her zaman öncelikli olmalıdır. Yapılan en büyük yanlışlıklar ise kök ailenin görmezden gelinmesi veya kök ailenin evlilik birlikteliğine çok fazla müdahale etmesidir.

    EVLİLİĞİN GÜÇ SAVAŞINA DÖNMESİ: Evlilik içinde alınan kararlar ve atılan adımlarda amaç üstün gelmek olmamalıdır. Tartışmalarda son sözü söylemeye çalışmak, savaş haline getirip kazanmaya odaklanmak zarar verir evliliğe. Mümkün olduğunca karşılıklı menfaatler dengelenmelidir. Yukarıda da belirttiğim gibi sen-ben-biz dengesi kurulmalı ve adaletli olunmalıdır. Evlilikler sürekli olarak bir tarafın üstünlüğü üzerine kurulduğunda ise mutsuz bir atmosfer yaratılır.

    EŞLERİN SORUMLULUK ALANLARININ OLUŞTURULAMAMASI: Çiftlerin evlilik içerisindeki sorumlulukları vardır ve bunların sağlıklı şekilde yerine getirilmesi ilişkiye fayda sağlar. Eşlerin kişilik özellikleri, yaşam koşulları, bilgi ve beceri durumları gözetilerek aile içinde sorumlulukları belirlenmeli ve sorumlulukların yerine getirilmesi beklenmelidir. Aksi takdirde bir tarafa yığılan sorumluluklar kişilerin ruhen ve bedenen yıpranmasına neden olur.

    Özellikle çocuklu ailelerde atılan adımların ve alınan kararların çocuklar içinde doğru olup olmadığı hususu gözetilmelidir. Çocuklara sunulan aile ortamı onların kişilik gelişimlerini etkilemektedir. Anne ve babalar, karı-koca rollerini sergilerken de bir insan yetiştirdiklerini ve çocuklarının bu konuda da kendilerini örnek alacağını unutmamalıdır. Tavır, davranış ve ilişkileriyle doğru şekilde rol model olabilen eşler mutlu, başarılı, ruhen ve bedenen sağlıklı bireyler yetiştirebilirler.

    Berna Nazik Köseoğlu

    Psikolojik Danışman/Aile Danışmanı

    bernanazik@gmail.com