”HAYIR” deme Becerisi, Madde Kullanımı, Çocuk-Aile- Okul İlişkileri

    ”HAYIR” deme Becerisi, Madde Kullanımı, Çocuk-Aile- Okul İlişkileri

    Çocuklarda HAYIR deme becerisi doğal olarak 2 yaş döneminde kendisini belli eder. Gelişimsel bir süreçtir ve dönem bazı hususlara dikkat edilerek atlatılmaya çalışılmalıdır.
    Bu yaşta çocuklar benliklerini ortaya koymaya başlarlar. Aslında kendilerinin farkına varırlar ve kendilerini dünyanın merkezinde olarak görürler. Bu sürecin sağlıklı ve olması gerektiği şekilde geçirilmesi önemlidir. Herşey kararında ve denge içinde olmalıdır. Çocukların benlikleri ne çok ezilmeli, ne de her istekleri yerine getirilmelidir. Her iki uç aşırı şekilde yaşanırsa ilişkilerde sorunlar yaşanabilir ve iletişim güçleşir.
    Çocuklar bu dönemde isteklerinin mutlaka olması gerektiği çalışmaları yaparlar. Yetişkinle inatlaşma tarzında ilişki içine girerler. Sonuna kadar diretirler ve en çok ağlama, bağırma, çığlık atma davranışı gösterirler. Hatta bunun ötesine geçerek, ağlamaktan katılabilirler ve kendilerini yerlere atabilirler. ”Hayır” sözcüğü bu yaşta en çok duyulan iletişim ifadesidir.
    Daha sonraki yaşlarda muhakeme etme becerisi gelişir ve çevresinde birilerinin de hakları ve istekleri olduğunun farkına varır, ben merkezcilik dönemi biter. Anaokulu döneminde kurallar ve alışkanlıklar yerleştirilmeye çalışılır.
    Özgüven geliştirilmesi ve çocuğun kendini rahat ifade edebilmesi üzerinde dikkatle durulması gereken özelliklerdir.
    Çocuğa kuralları öğretirken ve alışkanlıkları yerleştirirken baskılayıcı tutumlardan uzak durumalı ve aile içinde çatışmalardan mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Çocuklar, pozitif özellikleri üzerinde durularak eğitilmeli, olumsuz davranışlar, bazen görmezden gelerek, bazen oyunlarda, öykülerde örnekleyerek hissettirilmelidir.
    Ödül – ceza uygulamaları dikkatle olmalıdır. Ödül, en küçük olumlu bir davranışta abartılmamalı, çocuk sürekli ödül beklentisi içinde olmamalıdır. Ödül sık verilirse önemsizleşir ve etkisini kaybeder, beklediğimiz sonucu alamayız. Bazende en küçük olumlu davranışı da desteklemek ve ödüllendirmek gerekebilir; ancak, bu durum uzun süreli olmamalıdır. Ceza, olabildiğince kullanılmamalı ve ceza gerektirecek ortam ya da durumun oluşmasının önüne geçmek gerekmektedir. Yaş ve gelişim seviyesine dikkat edilmeli, ödül ve ceza orantılı olmalı, geciktirilmemelidir.
    Bağımlılık yapıcı maddeler kolaylıkla sağlanabilen maddelerdir ve aile iletişimi ve açık yüreklilik önemlidir. Yapılan yanlış davranışlarda da çocuk ailesinin arkasında olduğunu hissetmeli ve korku unsuru olmadan ailesiyle paylaşımcı olabilmelidir. Yalan söyleme davranışı varsa bu her zaman için riskli bir durumdur ve çocuğunuzun her konuda size açılamayacağını gösterir.
    Merak duygusunun eğitim ve öğrenimde çok değerli olduğu, fakat hayati konularda kesinlikle merak dugusuna itibar edilmemesi gerektiği küçük yaşlarda kavratılmış olmalıdır. Yaşamın ve sağlıklı olarak yaşamanın değeri benimsetilmiş olmalıdır. Çocuklar aileden kopuk olmamalıdır. Anne-babalar her zaman için birlik olduklarını ve eşler arasında saygı ve ortak tutum içinde olduklarını çocuklarına belli etmelidirler.
    Arkadaş ortamı ve bu ortama ait olma duygularının koşulsuzca her teklifi kabul etmek olmadığı, akşam yemekleri ve sohbet ortamlarında, günün değerlendirilmesi yapılarak vurgulanmalıdır. Öğretmenler, aile ile sağlıklı ve detaylı iletişim kurarak, yüzeysel ilgilenmekten, usulen yapılan rehberlik ve danışmanlıktan gerçekçi ve yeterli iletişime geçmelidir. ( burada öğretmenlerle ilgili farklı düzenlemelere ihtiyaç vardır, okul idaresi ve öğretmenler içtenlikle işbirliği içinde olmalıdır. )
    Okullarda öğrencilerin ayaküstü dinlediği konferanslardan, sıkıcı, uzun konuşmalardan uzaklaşılıp, öğrencilerin etkin olduğu faaliyetlerin düzenlenmesi, hatta sınıflar arası kısmen rekabet ortamı yaratılarak, ilgi çekici ve cazip uygulamalar gerçekleştirilmelidir.
    ÖZNUR SİMAV- PEDAGOG