Haz ve Bağımlılıklar: Bonzai, Sigara, Alkol ve Diğerleri

    Ülkemizde genellikle tedbirler, önleyici olmaktan çok sansasyonel haber niteliği kazanmasının ardından alınmaktadır. Son günlerde iş ve maden kazalarıyla beraber iş güvenliğinin gündem oluşturması iyi ama geç kalınmış bir gündemdir. Her konuda, insan yaşamında derin travmalar ve ölümler oluşturmadan, ağır bedeller ödemeden pekâlâ tedbirler alınabilir. Bu manada yine benzeri bir konu da gündemde sıcak yer tutan bonzai ve bu maddenin etkileri. Bonzai kullanımı özellikle çatıya çıkarak halüsinasyonla beraber kendini aşağı atan genç ve ölümcül diğer olayların yanı sıra aile dramlarıyla gündemde. Bu konunun birçok konuyla ilintili etraflı değerlendirilmesi gerekir.

              Bonzai kullanımı sosyo-psikolojik ve içinde hızlı yaşama kültürünü bulunduran bir süreci barındırır. Aslında bu durum zincirin koptuğu yere benzetilebilir. Örneğin bir aracın çekilmesi anında zincirin koptuğu an… Bir zincir bir güç tarafından çekilirken zincir koparsa çoğu kişi öncelikle ve şaşkınlıkla zincirin koptuğu yere bakmaktadır. O an için bu normal belki ama gerçeğe ulaşmak ve nedeni anlamak istiyorsak, öncelikle zinciri koparan gücün ne olduğunu sorgulamamız lazım.

              Bonzainin bu denli gündemde bulunmasının haklı nedenlerini şu şekilde sıralayabiliriz;

    • Kimyasal bir madde olması ve bir kez kullanımının bile ciddi anlamda bağımlılığa neden olabilmesi,
    • Bu maddenin üreticileri tarafından az zahmetle kolay ortamlarda üretilebilen bir madde olması,
    • Oldukça ucuza satılmasının kullanım yaşını 9-10 yaşlarına kadar düşürmesi,
    • Başka bir madde olan esrar ile bağlantılı pazarlanması,
    • Tek seferde öldürebilecek kadar tehlikeli olması,
    • İnternet üzerinden veya mektupla satışının yaygınlığı,
    • Kendi içerisindeki üretim, pazarlama ve satışının özellikle büyükşehirlerde yaygınlığı,
    • Neredeyse şuana kadar duyduğumuz her maddeden kat be kat güçlü ve öldürücü olması.

                 Eski Yeşilçam filmlerinde uyuşturucu bağımlılığıyla ilgili eğitici yanı olan pek çok film çekilmiş ve bunlar insanların belleğinde güçlü yer tutmuştur. Bu filmlerin senaryoları genellikle benzer olsa da, 1980-90 döneminin köyden kente göçen ve şehre adapte olmaya çalışan kitlesini bekleyen tehditleri iyi aktarmışlardır. Haz duygusunun doruğunu ekonomik hedeflere bağlayan, gerçekçi olmayan beklentilerin sonucu ölüm ve felaketler…

    O dönem filmlerine bakan günümüz gençleri bu filmleri basit hatta komik bulacaklardır. Ama dönemin kamu spotu görevini üstlenen bu filmler misyonunu yerine getirmişlerdir. Kitlenin fotoğrafını iyi çekip onun anlayacağı dilden de mesajını vermişlerdir. Peki, günümüz insanı kimdir? Ne ister ve ne beklemektedir? Bazı şeylere inanılmaz saplantılı olup, bazılarını neden çabuk terk etmektedir?

               Birçok anlatımda günümüz Türkiye’sinde diye başlayan cümleler küresel dünyada veya günümüz insanında şeklinde yer değiştirdi.  Ortak değerlerle beraber çok farklı ülkeden insanlar karşılaştıklarında, sanki tanışalı kısa zaman olmamışçasına ortak dil geliştirebilmekteler. Bu durumu internetin yaygınlaşmasının ardından sosyal medyanın etkisiyle açıklamak mümkün… Ancak insanların haz kaynakları ve bağlılık-bağımlılık kavramını açıklamadan sadece günümüzdeki dışsal nedenlere konuyu ihale etmek, yanlış olmasa da eksik kalacaktır. Çünkü haz, bağlılık ve bağımlılık konuları zaman ve mekânı aşan, ilk çağdan beri tartışıla gelen evrensel konulardır.

                  Bağlılık, kişinin çevresindeki diğer insanlara karşı sorumluluk çizgisini içerisinde barındıran şefkat, aidiyet, birliktelikten duyulan memnuniyet halidir. Kişi kendisi olurken diğerlerinin de ihtiyacını gözetir. Kendi ihtiyaç ve beklentilerini, diğer kişilerin ihtiyaç ve beklentileriyle mukayese ederek ortak yol arama eğilimindedir. Bağlılık kişilerle beraber çevredeki nesneler ve kurumlarla da ilgili olabilir. Bağımlıktaysa kişi başka bir kişiye, nesneye, kuruma karşı sağlıksız bir yapı oluşturur. Bununla ilgili hatalı düşünceleri içerisinde barındırır. “O olmasa yaşayamam” düşüncesi belirgindir. Bu düşünce yapısı karşıdakinin durumundan çok kendi durumuna odaklı; sorumluluktan çok soruna ve kısa vadeli çözüme ulaşmaya hedeflidir.

    Madde bağımlılık türleri şu şekilde;

    Sigara Bağımlılığı: Gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere 2030 yılında dünyada 8 milyon insanın sigaradan öleceği tahmin edilmekte. Türkiye’de erişkin nüfusun üçte birinin sigara içtiği görülmektedir. Dünya Sağlık Örgütüne göre günde bir sigarayı düzenli içen kişiler bağımlı kategorisine alınmaktadır. Çoğu kişi tedavinin beyinde(düşüncede bittiğini) belirtmektedir ama içen her kişinin de bir bahanesi bulunmaktadır. Günlük sigara içme zamanı listeleme yöntemi, daha az sevilen sigara paketinin kullanılması, günlük içilen sigara sayısının azaltılması gibi pek çok teknik kullanılmaktadır. Sigara bırakma merkezleri de son zamanlarda yaygınlaşmıştır. Son birkaç senedir de arz ve talebin kısıtlanmasına yönelik çalışmalar yapılmaktadır ve olumludur. Ama arzın önlenmesiyle beraber talebin de azaltılmasına yönelik önleyici çalışmaların artırılması değerlidir.

    Alkol bağımlığı: Özellikle ailesinde alkol bağımlılığı olan kişiler genetik geçiş açısından risk grubundadırlar. Türkiye Avrupa ve ABD’ye göre bu konuda –şimdilik- daha iyi durumdadır. Dünya Sağlık Örgütüne göre Türkiye Avrupa’daki en düşük orana sahip. Örgütün raporuna göre: Ülkemizde son yıllarda alkol tüketiminin artmasına rağmen küresel ortalama ile karşılaştırıldığında tüketimin halen düşük olduğu, ülkemizde kişi başı yılda 1,5 litre ile tüketimin Avrupa’daki en düşük orana sahip olduğu ve nüfusun yüzde 83’ünün hiç alkol kullanmadığı belirlenmiştir. Yine de toplumda yüzde 1-2 civarında alkol bağımlılığı olduğu tahmin edilmektedir. Alkol bağımlılık tedavisinde 12 basamaklı Minnesota programı ve detoksifikasyon (arındırma) yöntemleri uygulanmaktadır. Minnesota yönteminde amaç alkolün olumlu pekiştireçlerini azaltmak (iyi hissettirip yeniden alkole yöneltenleri azaltmak) ve ayıklığın olumlu pekiştireçlerini artırmak şeklinde düzenlenmektedir. (sosyal, iş hayatı ve özel hayattaki iyileşmelerin yaşanarak görülmesi)

     Diğer Madde Bağımlılık Türleri: Opioid kullanımına bağlı bozukluklar (morfin gibi etki gösterenler), esrar kullanımına bağlı bozukluklar… Sedatif ya da hipnotik kullanımına bağlı bozukluklar (sıkıntıyı azaltan ilaçların amacının dışındaki kullanımı), kokain kullanımına bağlı bozukluklar, başka uyarıcıların (kafein dâhil) kullanımına bağlı bozukluklar, halüsinojenlerin kullanımına bağlı bozukluklar, uçucu madde kullanımına bağlı bozukluklar, karışık, birden fazla ilaç ve başka psikoaktif madde kullanımına bağlı bozukluklardır.

    Madde Bağımlılığı Dışında Genel Bazı Bağımlılık Türleri: Yeme bağımlılığı, kumar ve internet oyun bağımlılığı, internet bağımlılığı, seks bağımlılığı, insan bağımlılığı, iş bağımlılığı.

                 Günümüz insanı gittikçe daha hızlı düşünmekte ama daha az hissetmekte. Bu durum anda kalmayı zorlaştırmakta, hazzın hızla eşleşmesine ancak sindirilen hazzın azalmasına neden olmaktadır. Eskiden bir denize, dağa, doğaya geniş ve uzun bakarak keyif almayı muteber gören insan, faydacı bilgileri önemseyip başarıyı ve hazzı hızlı olanla ilişkilendirmiştir. Şehir hayatının artmasıyla insanlar doğaya nasıl dönerimin arayışına girmek yerine doğadaki verileri başta internet olmak üzere birçok sanal yapıya bırakmakta. Bu yapı, evinde çiçek büyütmeyen, ama gece yatağından kalkarak internet sitesinde çiçek sulayan anneyi; hiç spor yapmayarak sporu televizyondan takip eden babayı ve tüm bunları görerek kendi normalini üreten, sosyal hayatını sanal dünyadan düzenleyen internet bağımlısı çocuğu oluşturmaktadır.

            Haz, insanın kendi doğasıyla anda kalmayı içerdiği ölçüde kontrollü ve sağlıklı… Farkındalığımız arttıkça hazzın esaretinden çok hazzı yöneten kıvama gelebiliriz. Ayrıca küçük şeylerden mutlu olmayı, büyük sanatsal ve kültürel değerlerden derin keyif almayı da. Kendimizle yapacağımız muhakemeler başlangıç olabilir. Yazıyı, bu muhakemeyle ve ‘anı yaşamak’ yerine, ‘anda kalmayı’ önemseyen eski bir Hitit duasından bir bölümle bitiriyorum.

    Tanrım,
    Beni yavaşlat.
    Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir.
    Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele.
    Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükûnetini ver.
    Sinirlerim ve kaşlarımdaki gerginliği,
    belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.
    Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol.
    Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret;
    bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı,
    güzel bir köpek ya da kediyi okşamak için durmayı,
    güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı,
    balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret.
    Her gün bana kaplumbağa ve tavşanın masalını hatırlat.
    Hatırlat ki yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini ,
    yaşamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim.

    Psikolojik Danışman Yetkin KUŞAN

    Bilişsel Psikoterapist