İlk Heyecan ve Kaygı: Okula Uyum Süreci

    İlk Heyecan ve Kaygı: Okula Uyum Süreci

    Eylül ayıyla beraber okula ve okul öncesi eğitime yeni başlayan çocuklar ve aileler için stresli günler başlıyor. Belirli aylara bölünmüş ve ailenin de inisiyatif kullanabilmesine imkan tanıyan yeni eğitim sisteminde aileler, çeşitli araştırmalara girmek durumundadır. Okula zorunlu yaş dilimi dışındaki aylarda doğmuş okul-okul öncesi eğitim kurumuna başlayacak çocukların, özellikle okul fobisi yaşamaması adına değerlendirmelerin ince elenip sık dokunması önemlidir. Farklı ve yeni bir ortama girecek çocuk belirli düzeyde endişe yaşayabilmektedir. Uyum sürecine bakıldığında bu durumun belirli süre ve dozajda olması normaldir. Ancak iki haftayı geçmiş okula uyum problemlerinde bir an önce ciddi çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu süreç öncelikle anne-babanın o zamana kadarki yetiştirme tutumlarına bağlı olarak şekillenmektedir.
    Okula yeni başlayan ve okul fobisi yaşayan aşırı koruyucu anne-baba tutumuyla yetişmiş birçok danışan aileyle yaptığım çalışmalar sonucunda şunu fark etmiştim: Anneler her ne kadar okul fobisi problemini çözmek istiyor gibi görünse de bir yandan çocuğu okula bırakmak istemiyorlardı. Bu alışkanlıklarının ve davranış örüntülerinin kendileri de farkında değildi. Bağımlılık süreci karşılıklıydı. Bu da çözüm sürecini uzatıyordu. Anne babaların, çocuğa karşı davranışlarında kendi ihtiyaçlarıyla çocuğun ihtiyaçlarını iyi dengelemeleri lazım.. Bunu öğrenmek de farkındalık düzeylerinin artması ve çocuğa karşı empatik düşünceyi gerektirmektedir.
    Uyum Sürecini Kolaylaştıran Öneriler:
    1. Öncelikle çocuğun hazır bulunuşluk durumu iyi değerlendirilmelidir. Bunu öğrenmek için de özellikle çocuğun mevcut yaş dilimi özellikleri hakkında bilgi sahibi olunmalı; bilişsel, dil, el-göz koordinasyonu gelişimleri, gerektiğinde uzman desteğiyle birlikte ele alınmalıdır.
    2. Çocuğun yaşadığı kaygının azalması için ön çalışma yapın. Kaygıyı yükselten en belirgin sebep belirsizliktir. Çocuk ne kadar çok bilgi sahibi olur ve gireceği ortamla ilgili kafasında netlik olursa o denli kolay uyum sağlayacaktır.
    3.Seçeceğiniz kurum ve oradaki eğitimciler hakkında bilgi edinin. Çocuğun geleceğindeki akademik başarısı ve okula uyumu okulu sevmesiyle ilişkilidir. Duygusal bağ kurabileceği ve çocuğu kucaklayabilecek yerleri tercih etmeniz önemlidir.
    4. Okulu bir ceza yeri gibi göstermeyin. “Sen okula gittiğinde işlerimi daha iyi yapacağım. “, “Okula git de gör gününü.. Bak bakalım böyle rahat durabilecek misin?” gibi cümleler okula ilişkin çocukta olumsuzluklar uyandırır.
    5.Okulun olumlu yönlerini anlatmak çocuğun anlam ve hayal dünyasında iyi bir motivasyon yaratır. Buna yönelik olarak okulda güzel arkadaşlıklar kuracağından, öğretmeninden çok şey öğreneceğinden ve öğrendiklerinin hayatta çok işine yarayacağından bahsedilmelidir. Ayrıca ileride kendisine uygun iyi bir meslek sahibi olacağı da aktarılmalıdır. Çocuklar için meslek hikâyeleri-masallar okunabilir. Benzer eğitsel-eğlenceli oyunlar eve dâhil edilebilir. Okulda buna benzer çalışmaların yapılacağı ve bunları yeni arkadaşlarıyla oynayarak çok eğleneceği de belirtilebilir.( Okul öncesi için sınıfta, ilkokul için sınıf ve teneffüslerde)
    6. Alışma süreci yetişkinlerde mesleki açıdan iş yeri stajıdır. Çocuklardaysa alışma süreci ilkokula başlayanlar için okul öncesi eğitim; okul öncesi eğitime başlayanlar içinse kreş eğitiminden etkilenmektedir. Bu eğitimler çocuklarda bir sonraki eğitim ortamına hazırlanmayı kolaylaştırır. Değerlendirmeler sonunda çocuk için en doğru yerin neresi olacağı doğru kararlaştırılmalı; çocuğun okula ilişkin anlam-duygu dünyasına yaralar açılmamalıdır.
    7. Çocukla onun okula başladığı ilk hafta kuracağınız ilişki uyum süreci açısından belirleyicidir. Bu noktada onun ihtiyaçlarının gözetildiği, kendisinin asla yalnız bırakılmayacağı imajı verilmelidir. Ancak, sonrasında kademeli olarak öncelikle sınıftan daha sonra da okuldan belirli düzeyde uzaklaşılmalıdır. Bu süreci çocukla anlaşmalar sağlayarak ve ona güven telkin ederek yapmalıyız. Çocuğu öğretmeni ve diğer arkadaşlarıyla baş başa bırakmalıyız.
    8. Çocuğun öğretmeniyle iyi ilişkiler geliştirilmelidir. Öğretmen gözünüzde zaman zaman anlayışsız görünebilir. Ama bunun gerçekte böylemi yoksa bizim hassasiyetimizle mi ilişkili olduğunu kendimize sormalıyız. Öğretmenin işini kolaylaştırmak ve onun yapmaya çalıştığını anlamaya çalışmak gerekir.. Gerçekten beklentinizi karşılamayan durumlar olabilir. Bunu çocuğun ve kendinizin duygu yoğunluğu olmadığı uygun bir anda öğretmenle yüz yüze yapmanız anlaşılmama-yanlış anlaşılmaların önüne geçecektir.

    Yetkin Kuşan
    Psikolojik Danışman

    Paradigma eğitim danışmanlık merkezi/ Antalya ( 0 242 247 78 97 )

    loading...