Kaygıyı Yaşamak/ Psikolojik Danışman Berna Nazik KÖSEOĞLU

    Kaygıyı Yaşamak/ Psikolojik Danışman Berna Nazik KÖSEOĞLU
    336x280 Reklam Alanı !

    Kaygı; Kaygı kişinin korku verici veya tehdit edici bir duruma karşı vermiş olduğu ruhsal ve bedensel bir tepkidir. Yaşantımızdaki rutinlerimizin dışında,  ancak yaşamın bütününü düşündüğümüzde karşılaşma ihtimalimiz olan durumlardır. Önemli sınavlar, taşınma, yeni başlangıçlar, ailevi problemler, yakınların kaybı, başarısızlıklar, maddi veya manevi kayıplar herkes üzerinde, dozu ve etkisi değişen oranlarda kaygı oluşturabilir, ruh sağlığı yerinde olan bireylerde de baskı yaratabilir. Bu durum birey tarafından yaşanmalı bu durumla baş etme becerileri geliştirilmelidir. Kaygı yaşamımızın ayrılmaz bir parçasıdır ve aslında ruhumuzu güçlendiren bir etkisi vardır. Kaygı yaşanması, kişiyi ve yoğun olarak yakın endişelendirmektedir.

    Bireyler için sağlıklı düzeylerdeki kaygı harekete geçirici ve motive edicidir. Birey kaygı duyarsa eyleme geçer ve adım atar. Kişinin kaygısını ortadan kaldırırsanız onu atalete süreklersiniz. Örneğin, gelecek için kaygılanan öğrenci ders çalışır, sınava hazırlık yapar. Ancak kaygı taşımayan öğrenciler için ders çalışmak diye bir durumdan bahsedemeyiz.

    Kişiler bazı olayların üstesinden gelerek benliklerini ve ruhlarını güçlendirmektedirler. Ancak bu becerinin ilaçlarla veya hiç kaygı yaşamayacak şekilde ortadan kaldırması ve bu yönde hayatının organize edilmesiyle aslında iyilik değil kötülük yapılmaktadır. Yürüdüğünde düşeceğini ve kolunu kıracağını düşünerek çocukların yürümesine engel olmaya benzer bu durum. Çocukların bazı doğal kaygılarla tanışmasını ve baş etmesini sağlayarak güçlenmesi,  ebeveynlerin hedefi olmalıdır. Özellikle çocukların artan ilaç kullanımının bu şekilde önüne geçilmesi gerekmektedir. Çünkü çocukların yaşadıkları her kaygıda ailelerin paniğe kapılarak ilaçlarla süreci atlatmaya çalışmaları sıkıntı yaratır. Kaygının normal veya müdahale edilmesi gerektiği konusunda kararı uzmanların vermesi gereklidir. Ancak ailelerin de bu konuda farkındalıklarının artması ve ebeveynlerin bilinçlenmesi,  kulaktan dolma bilgileri ve atılan yanlış adımları engelleyecektir.

    Ancak toplumsal yaşantımızı tehdit eden, terör, cinsel saldırı, afetler karşısında daha dikkatli olunmalıdır. Bu durumlar daha zordur ve mutlaka yardım alınması gerekebilir. Bununla birlikte, belirttiğim gibi etkilenme derecesi her birey için farklıdır. Bazen günlük kaygılarla bile baş edebilmenin çok zorlayıcı olabildiğini görmekteyiz. Ki bu şekilde sorun yaşayan bireylerde sorunun kaynağı kaygı ile baş edememektir. Kaygı yaratan durumların olağan üstü olmamasına rağmen, kişilerin baş edememesi söz konusuysa, özellikle günlük aktiviteleri ve sorumlulukları olumsuz etkileniyorsa uzman yardımı alarak, daha güçlü olabilmesi ve baş etme becerilerini arttırabilmesi gereklidir. Sadece ilaç tedavisi ile sorunun üstünü örtmek yerine, sorunun kaynağına inilerek iyileşme sürecinin yaşanması önemli ve gereklidir. Bu durum sadece bireyin kendisi ile de sınırlı tutulmadan, ailesini de kapsamalı, ailelere rehberlik yapılmalıdır. Aile yapısı içinde aksayan ve işe yaramayan yönler düzeltilerek, kaygısıyla baş edebilen, ayakları üzerinde daha güçlü duran ve kimyasallardan medet ummayan çocuklar yetiştirmek mümkündür. Bunun için de en büyük adımlar anne ve babalar tarafından atılmalıdır.

    Berna Nazik Köseoğlu

    Psikolojik Danışman/Aile Danışmanı

    bernanazik@gmail.com