Kendine Yolculuk

Kendine Yolculuk

İç dünya diye bir yer vardır kimsenin kimseyi içine almadığı, dışarıda tuttuğu paylaşmak istemediği duyguları. Nasıl anlatmalı da bunlardan kurtulmalı ya da anlatılmalı mı? İnsanın içinde yaşamış olduğu patlamaları kimseye anlatamaması büyük derttir, kabul. Fakat bundan daha önemli olan içinde yaşananlara sebep olanın ne olduğuna dairdir.
İnsanlar bir hedef belirlerler kendilerine ve bu hedef onların cefa çektikten sonra sefa mahiyetinde bir ödül olarak çıkar karşılarına. Bu yolda giderken insanların ben baş edemem duygusu onları tükenmişliğe iten ilk aşamadır aslında. Baş edemem, ben o kadar güçlü değilim, ben yapamam… Bunun olması ile birlikte içinde yaşanılan duygulardan bahsetmek istiyorum. Eksik hissetmek, yetersiz görmek kısacası aşağılık kompleksi. Aslında çağımızın vebalarından sayılabilir. Çünkü insanların kendini eksik görmesi kendini ortamlardan, insanlardan soyutlaması içine kapanıp kendini araması ve çözüm üretememesi vebaya atfedilebilir. Günlük yaptığı şeylerden zevk alamaması, kendini küçültüp yok olma derecesine getirmesi, mutsuz olması, kendinde kaybolması. Bunlar neden olur? Bunları açıklayabilecek bir kavramdan bahsetmek istiyorum. Anlam…
Anlamını bulmak; kendinin, içinde yaşadığın hayatın, etkileşim içinde bulunduğun bütün herkesin diyebiliriz. Anlamı olmalı herşeyin diye düşünür insan anlam bulamaması bir eksikliktir oysa ki. Sebeptir aklımızın ücra köşesi diye nitelendirdiğimiz kötülüklerin yapılmasına. Neden yaşıyorum? Nedir benim amacım? Bu koşuşturmada neyin nesi? sorularının son buluşudur anlam denilen kavramın kavranılması. Anlamımızı bulmamız ve onun anlamına eda etmemizdir aslolan. İnsanın kendini aramasından yorulmasıdır anlamsızlık denilen illet. Anlamlı hayatlara olan imrenişimiz bizi farklı boyutlara taşımaya başlar. Nasıl? Şöyle ki kendimizden yorulup başkası olmaya çalışırız ki bu en tehlikeli olandır aslında. Çünkü insanlar başkası olmaya çalışırken de yıpratırlar kendilerini, neden ben olamıyorum düşüncesi en ağır şekilde bastırır yine yeniden…
Bunların çözümü yok mudur? Vardır elbet görebilene, almak isteyene.
Çözümler neler olabilir; insanlara yolculuk yapmak gerek, iç dünyalarına. Basamaklarına.. Basamak dedim çünkü insanlar birçok basamaktan oluşur. Çok katmanlı olan bir yapımız var her zerresi ayrı bir doyum ister, her biriyle ayrı ayrı ilgilenmektir gerekli olan. Vakit burada devreye girer ve bütün bu anlamsızlığa anlam yükler. Vakti iyi kullanmak, yeteri kadar her basamağa ayırmak. Gerektiğinde sorumluluklarımızı bilip çalışmak, gerektiğinde sosyal etkileşimlerde bulunarak aktivitelere katılıp toplumla bütünleşmek.. Ve maneviyat hazzı diye bir mecra da vardır tabi; manevi yanımızı besleyerek de katmanlarımızı doyurabiliriz elbet. Kısacası zamana değer katmaktır anlamlılık.
Her şey iyi olacak sloganıyla yola çıkılmalı, pes etmemeli, savaşmalı. Yeter ki umut var gerçeğini görmezlikten gelmeyelim. Yaşıyorsan, nefes alıyorsan her nefesinin umutla bütünleşerek var olduğunu görmeli, görmeliyiz..
Amacımızı kaybetmemiz anlamsızlığa sürükler. Bunu bilmeli,amacımızın var olduğuna dair tek kanıt olan gözümüzdeki ışığın kaybolmaması dileğiyle..

Canan Uşma

loading...