KENDİSİ OLMAK…/ Uzm. Psi. Dan. Hatice BOZDOĞAN KARASU

    KENDİSİ OLMAK…/ Uzm. Psi. Dan. Hatice BOZDOĞAN KARASU

    İnsan ne için yaşar? Herkesin bu soruya kendince cevapları vardır elbet. Bertrant Russell “… ben üç şey için yaşadım: sevgi, özlem ve bilgi arayışı.” benim bu soruya yanıtım ise var olmak için yaşamaktır… bakınız ki; ilkel toplumlardan günümüz modern toplumlarına gelene kadar insanoğlu kendi iç çatışmalarında hep bir doğal seleksiyon yaşamıştır. Güçlü duygular güçsüzleri bloke etmiş ve modern insan profili ortaya çıkmıştır. Bugün, bu modern insanı sosyal arenada bir arayış ve kendini ispatlama çabası içinde görürüz. Verdiği mücadele var olmak ve kimliğini ortaya koyabilmek içindir. Ergenlik…

    Ergenlik, bireyin gelişim serüvenindeki en zorlu ve çetrefilli dönemeçlerin olduğu, kardeşimin ODTÜ’den hocasınında dediği gibi belkide gelişim dönemleri içinde en saçma sapan dönemdir (bu yetişkinlerin gözünden ergenliğin tarifi…). Duruma bir de biyo-psisik ve sosyal açıdan bakmak gerekmez mi?

    Ergen sözcüğü; Latince’de büyümek, olgunlaşmak anlamında kullanılan “adolescent” fiilinin gelmekte olup, bir durumu değil süreci ifade eder. Bu süreçte fizyolojik birtakım değişiklikler yaşanmaktadır. Fiziksel değişimlere bağlı olarak da ergende duygusal gel-gitlerin yoğun olduğu bir dönemdir. Ergen, bir taraftan yeni vücut imgesiyle baş etmeye çalışırken bir taraftan da hane içinde ve dışında kendini ispatlamanın gayreti içine düşmektedir. Psikodinamik yaklaşımcılara göre bireyselleşme-ayrışma dönemin karakteristik semptomlarından biridir. Bireyselleşme-ayrışma; ergenin kişilik gelişimi destekleyen, kimlik bütünlüğünü sağlamada onu sosyal areneda boy gösterecek duruma getiren bir kalkanıdır. Hane içinde söz sahibi olmak, görüşlerini açıkca ifade edebilmek, arkadaş seçimi kendisi yapabilmek… gibi özerk hakları elde edebilmek için bu dönemde  ergen-ebeveyn  arasında konular bağlamında çatışmalar çıkar. Bu sebepten ailelerin ergenlik dönemini iyi tahlil etmeleri gerekmektedir. Birey bir taraftan fiziksel değişimi kabul etmeye çalışırken bir taraftan da psikolojik gelişimi tamamlama çabası içinde olmakta ve bunu sosyolojik anlamda da tolere etmeye çalışmaktadır. Bir gruba dahil olma, arkadaşları tarafından kabul edilme…gibi bireyselleşme döngüsünü tamamlamak istemektedir. Bunu aileler çok iyi şekilde analiz etmeli ve çocuklarına destek olmalıdırlar. Dönem içinde değerlendirilmesi uygun olan bir diğer kavramda özerkliktir.

    Özerklik, bireyin kendi kimlik bütünlüğünü oluşturma ve özgürlüğünü ortaya koyma çabasından öte birşey değildir. Özerkliğin bu dönemde sağlıklı bir şekilde kazanılması ergenin sosyal, bilişsel ve psikolojik gelişimine katkı sağlar. Kişilik yapısının korunması için özerklik her bireyde olması gerekli ihtiyaç dâhilinde temellendirilmelidir. Yoksa başarı ve özgürlük gibi psikolojik gereksinimler karşılanmaz, karşılansa bile bireyin iyi oluş haline hizmet etmez.Ebeveynler olarak çocuğumuzun bu hassas gelişim dönemini en iyi şekilde atlatması için ona karşı daha duyarlı olmalı ve tolerans sınırlarımızı iyi çizmeliyiz.Bireyselleşme çabalarını desteklemeli, özerklik gelişimi için ona söz hakkı tanımalıyız. Unutulmamalıdır ki sağlıklı toplumlar, ruh sağlığı yerinde olan bireylerce inşa edilir.

    Rousseau’nun Emile “bir çocuk büyüyor…” kitabında dediği gibi  yaşadığımız süre boyunca insanlar tarafından eğitiliyoruz ve bizi etkileyen olaylardan edindiğimiz tecrübeyle olgunlaşıyoruz. Bize eğitim veren insanların bizim için çizdiği yol ile yaratılışımıza uygun olan yol zıt yönleri işaret ettiğinde ise ruhsal karşılıklar yaşıyoruz. Yürümemizi istedikleri yolun sonu bize mutluluk getirmeyecek, ancak diğer yolda yürümemiz için de teşvik edilmiyoruz. Bütün hayatımız boyunca böyle çarpıştığımız ve dalgalandığımız için kendi kendimizle uyuşamadan, ne kendimiz için ne de başkaları için iyi şeyler yapmıyoruz.

    Çocukları, yeteneklerini ortaya çıkarmaları ve olmak istedikleri şeyi olmaları için özgür bırakmalıyız. Biz onlara hakim, asker ya da din adamı olmalarını değil yaşamayı öğretebiliriz ve onlar bir meslek sahibi olmadan önce insan olmalılar. Çünkü, bir insan ne olmak istiyorsa ya da ne olması gerekiyorsa onu olabilir, sonra vazgeçip başka bir şey olabilir; ama o daima kendisi olarak kalacaktır.

    Günümüz gençlerinin bir OTOMATİK PORTAKALA*-Antony Burgess kitabını refer eder- dönüşmeden kendileri olmaları adına…

     

    Hatice BOZDOĞAN KARASU

    Uzman Psikolojik Danışman