Kim Korkar ki Kediden. Ben! Ailurofobi Nedir?

    ‘Ayy el kadar şey, sana bir şey yapmaz’ lafının bir kedi korkağına söylenmesi, açlıktan ölmek üzere olan bir aslanın karşısında bacakları titreyerek dikilen birine, ‘Bir şey yapmaz’ demekle aynı şeydir.

    Ailurofobi veya kedi korkusu, şiddetli olabilen kedilerden korkma halidir. Yunanca αἴλουρος (aílouros, kedi) ve φόβος (phóbos, korku) kelimelerinin birleşiminden oluşmuştur. Diğer eş anlamlı terimler felinofobi, elurofobi ve gatofobidir. Kedi korkusu olan kişilerin vereceği aşırı tepki, Panik atağa veya kalp çarpıntısına neden olabilmektedir.

    Ailurofobiyi açıklamaya çalışan Freudyen yaklaşıma göre ebeveynlerden biri çocuk için çok ürkütücü, sürekli azarlayıcı, öfke ve korku objesi ise çocuk bu duygularını bastırmak için bir hayvanla özdeşleşirerek sembolleşir. Bazı insanlar bunu özellikle kedilerde sembolleştirir. Kedi korkusu yaşayan insanların vakaları incelendiğinde özellikle baba korkusu hakim olmaktadır. Bir diğer korku kaynağı ise sosyal öğrenme yoluyla çocuğun kendinden büyük bir aile bireyi aracılığı ile korkuyu öğrenmesidir. Eğer aile de özellikle anne de bu korku var ise kız çocuğu anneyi model alacağı yaşlarda aynı korkuyu geliştirir.

    Ailurofobi, yani kedi fobisi. Peki bu fobi yaygın mı? Tedavisi var mı?

    Psikiyatr Prof. Dr. Kerem Doksat, çok ilginç bilgiler veriyor: ‘Bütün fobilerin aslında evrimsel bir kökeni vardır. Freud’un iddia ettiği gibi sadece çocukluk çağında yaşanan olaylar tek başına bir sebep değildir. Hayvanlara duyulan korku yani zoofobi de en sık rastlanan fobilerden biridir. Özellikle tüylü, dişli ve kuyruklu hayvanlara olan fobi çok yaygındır. Niçin böyledir, derseniz, nesiller boyu bütün memelileri en çok onlar öldürmüştür de ondan. İşin arkaik yani evrimin ilk zamanlarından beri genlerimize işleyen bir tarafı var. Biz doğuştan korkulara karşı kodlu doğuyoruz.’

    MISIRLILAR KORKTUKLARI İÇİN TAPIYORDU

    Dünyadaki bütün dinlerde, gizemli öğretilerde, kedinin sembol olarak kullanılması tesadüf değildir. Eski Mısır’da kedilere Tanrı olarak tapılıyordu ama Mısırlılar kedilere sevdikleri için değil, temsil ettikleri kötücül güçten korktukları için tapıyorlardı. Şimşeğe de o yüzden, korktukları için taparlardı. Kedinin iyi olarak kutsandığı neredeyse hemen hiçbir kültür yoktur.

    Kafadaki ürkütücü kedi imajının aslında başka bir korkunun simgesi olduğu kişiye anlatılıp onu duyarsızlaştırma terapileri yapılır. Korkulanın kedinin kendisi değil, onun simgeleştirdiği kötücül güç olduğu kişiye aktarılır. Kedi kelimesini bile söyleyemeyenlere aşama aşama, harf harf söyletmeye başlatılır. Kedilerle ilgili bilgi toplatılır, ödev hazırlatılır. Kedi resmine uzaktan baktırılır, sonra yakından baktırılır, sonunda kişinin kedi resmini tutabileceği aşamaya getirilir. Kişi herhangi bir aşamada veya her aşamada anksiyete yaşayabilir, ama sonunda gerçek bir kediyi alıp sevmesini sağlayacak kadar ilerlenebilir. Bu aşamaları hızlandırmak için hipnoz yönteminin kullanıldığı vakalar da bulunmaktadır. Dereceli olarak başarılı tedaviler mevcuttur ve tedavi gören bazı kişiler evlerinde kedi beslemeye bile başlayabilmektedirler.

    Yararlanılan kaynak: Kedi korkusu, kökenleri ve tedavisiyle ilgili Psikiyatr Prof. Dr. Kerem Doksat’ın görüşleri, wikipedai.