Öfke ve Kızgınlık Üzerine/ Bursa A4 Psikiyatri

    Öfke ve Kızgınlık Üzerine/ Bursa A4 Psikiyatri

    Hakkımız olanı alamadığımız zaman ya da bizim için önemli biri, beklentilerimiz doğrultusunda davranmadığında birçoğumuzun yaşadığı duygulardan biri kızgınlıktır. Ancak “insanlar her zaman bencildir” ya da “insanlar beni hep engellediler” türünden genellemelerin gerisinde geçmişimizden getirdiğimiz kızgınlıkların birikimi vardır. Kimi insan sevgiyi kaybetme korkusuyla kızgınlıklarını bastırır ya da kızgınlık duygusunu denetim altına alabilmek için tam tersi aşırı sevecen davranışlar geliştirebilir. Kızgınlık yaşadığımız kişi, yitirmekten korktuğumuz biriyse bu duygunun bastırılma olasılığı daha da yükselir. Böylesi durumlarda bastırılan kızgınlık nasıl olsa yitirmeyeceğimizi düşündüğümüz kişilere yöneltilir. Bu yüzdendir ki tepkilerimizi aile üyelerine daha rahat gösteririz. Bu nedenle dostluk ilişkilerinde sevecen ve yumuşak başlı olmasına rağmen evinde hiddetli ve hırçın insanlara oldukça sık rastlanır.

    Kızgınlık duygusu her insan tarafından yaşantılanır ancak boşaltımı kişiden kişiye farklılık gösterir. Kimi insanlar sürekli olarak diğer insanları iğneleyerek kızgınlıklarını boşaltırlar. Bu; mizah, şaka, kinaye yoluyla olabileceği gibi bazen doğrudan acıtmak istercesine söylenen sözler yoluyla da olabilir. Böyle durumlarda kişi sık sık ama küçük oranlarda gerilim boşaltmakta olduğundan davranışlarının diğer insanlar üzerindeki etkisini anlamayabilir.

     

    Bazı insanlar ise yaşamakta olduğu çeşitli olaylara ilişkin kızgınlık duygularının farkında olup sonra derhal bastırır. Bastırılan bu kızgınlıklar birikir ve belirli bir sınırı aştıktan sonraki ilk olayda hepsi dökülüverir. Ancak bu sefer verilen tepki o kadar büyük olur ki yaşanmış en son olay için fazla orantısız kalır. Kişi çoğu zaman “bu kadar büyük tepki verecek ne var” sorusuyla karşı karşıya kalır. Bu kez yaşanan suçluluk duyguları yüzünden, yine problemler karşısında yaşanan kızgınlık duyguları bardak dolana kadar biriktirilmeye başlanır, bardağın taşmaya başlamasıyla birlikte bütün kızgınlık tekrar dışarıya atılır. Ardından yaşanan suçluluk duygusu ile birlikte bir kısır döngü içine girilmiş olur.

    Bazıları ise kızgınlığını o anda koşullar ne olursa olsun getireceği sonuçları düşünmeden anlık patlamalarla boşaltma eğilimi gösterirler. Bu kişiler çevreleri tarafından öylece kabul edilse de kuru bir gürültü olmaktan öte bir nitelik taşımayan tepkileri çoğu insan tarafından ciddiye alınmaz. Ya da kızgınlık tepkileri; olgunlaşmamış yetişkinlerde, çocuklarda bedensel yoldan ortaya konabilir. Ancak bu durum çoğu kez toplum tarafından onaylanmadığından denetim mekanizmaları gelişmiş bireyler tarafından pek kullanılmaz.

     

    Ancak bazen gerilim o denli yoğunlaşır ki daha fazla sabır göstermektense ne pahasına olursa olsun bu gerilimi dışa vurup rahatlamak istenir. Ancak bunun bedeli genellikle pahalıya ödenir. Bu tıpkı savaş alanında uzun süre beklemek zorunda kalan bir askerin sığınağından fırlayarak, gözü dönmüş bir biçimde düşmana saldırmasına ve bedelini yaşamıyla ödemesine benzer.

    Bu tepkiler kişinin iç ve dış dünya arasında bir denge sağladığı için kişi bu mekanizmalara sıkıca sarılır ve esnek olmaktan uzak davranışlar geliştirir. Oysa sürekli değişen koşullara uyum sağlayabilmek için kişinin belirli bir esnekliğe ve yaratıcılığa sahip olması gerekir. Kişilerin olaylara kendisini iyi hissedebileceği bir biçimde yön verebilmesi önemlidir. Kızgınlığı yaşamamak değil kızgınlığı yönetebilmektir esas mesele. Bu da ancak bireyin kızgınlık duygularının bilincinde olması ile gerçekleşebilir.

    Kaynak: Bursa A4 Psikiyatri- http://a4psikiyatri.com

    loading...