Orta Yaş: Kriz mi? Şans mı?

Orta Yaş: Kriz mi? Şans mı?

Hepimiz, orta yaşlarına yaklaşırken aile arabasını kırmızı bir spor arabayla, karısını ve çocuklarını da sarışın, genç bir modelle değiştiren adamın hikayesini duymuşuzdur. Bu abartılı örnek, her aile içinde tabi ki de yaşanmamaktadır. Ancak hem kadınlarn hem de erkeklerin orta yaşlarına geldiklerinde bir takım krizler yaşadıkları da bilinen bir gerçektir. Buradaki durumun aslı nedir? Gelin uzmanların açıklamalarına bir göz atalım.

Hormonların Suçu mu?

Kimi görüşlere göre, özellikle seviyelerinde azalma olan hormonlar yaşanan bu orta yaş durumunda etkili olmaktadır. Dr. James Sniechowski, “Orta yaşlara gelindiğinde, erkeklerin testosteron üretiminde bir azalma olmaktadır. Bu da onların güdülerini kısıtlayan bir durum haline gelmektedir” der.

Orta yaşlarda, kadınlarda seviyesinde düşüş olan hormon ise östrojendir. Ancak, bir kadının vücudundaki öztrojen azaldıkça, yerine bir başka hormonun seviyesi artış göstermektedir. Klinik psikolog Judith Sherven, bu hormonun testosteron olduğunu belirtmektedir. Sherven, bir çok orta yaşlı kadın danışanının, bu dönemde daha enerjik, daha kararlı ve güçlü hissettiklerini de eklemektedir. Tüm bu özellikler esasen erkeklere özgü özellikler olmalarıyla tanınırlar.

Sherven, hormonlardaki bu yer değiştirmenin kadınlardaki değişikliklere sebep olabileceğini ama aynı zamanda kadının yaşamındaki değişikliklerle de ilgili olabileceğini belirtmektedir. Ona göre, “Başlarda çocukların ve evin sorumluluklarıyla başa çıkmaya çalışan kadın, bu yükleri sırtından atmaya başlamasıyla birlikte yeni bir şeyler yaratma arayışına girmektedir”. Bu değişim de mutlaka bir kriz olarak adlandırılmak zorunda değildir. Bir şans olarak da görülebilmektedir.

Tıp uzmanları, orta yaşlarda meydana gelen psikolojik değişiklikler konusunda hemfikir olsalar da, hepsi hormonların orta yaş krizine sebep olduğunu kabul etmemektedir. Çünkü hormon seviyelerindeki azalma her zaman orta yaş dönemlerine denk gelmemektedir. Bu da kafalarda karışıklığa sebep olmaktadır. Orta yaş krizinin hormonal bir konu olmaktan çok psikolojik olduğu düşünülmektedir.

Orta Yaş Depresyona Sürüklerse..

Kimi insanlar için , orta yaş dönemi depresyona sürükleyici olabilmektedir. Artık orta yaşlı olduklarını düşünmek insanların gerçeklikle baş etmelerini zorlaştırabilmektedir. Kişiler, “Ben artık uyumlu biri değilim”, “Ben artık hayatta yeterli performans gösteremiyorum” gibi düşüncelere sahip olabilirler. Bu duygulanım ve düşünce hali de, özellikle kişi kendini depresif hissediyorsa, depresyonun patlak vermesini tetikleyebilmektedir. Bu noktada, erkekler duygularını ifade etmekte kadınlardan daha fazla zorluk yaşadıkları için, daha yüksek risk altında oldukları bilinmektedir.

Ancak bu durum değişebilmektedir. Erkekler de günümüzde gerçek bağlantılar kurabilecekleri şanslar elde etmektedirler. Erkeklerin de takıldıkları barda, spor klübünde, yad aüye oldukları dernekte gerçek arkadaşlıklar kurma fırsatı bulunmaktadır. Bu türden destekleyici bir ortam içinde, erkeklerin orta yaş döneminde yaşadıklarını paylaşacak birilerinin olması, onların aslında açık etmeyecekleri türden duygulanımlarını ortaya dökebilmelerine olanak sağlayacaktır.

Bir Krizle Başa Çıkmak

40’lı ya da 50 ‘li yaşlarımıza geldiğimizde, yaşamımız boyunca neler yaptığımızı ve daha gelecekte bizi nelerin beklediğini düşünüp muhakeme etmeye başlarız. Yaşlanıyor olduğumuzu ve sonunda kendi ölümlülüğümüzle karşılaşacağımızı inkar edemeyiz. Ancak bu gerçeklikle nasıl başa çıkabileceğimizi ve kalan yaşamımızı nasıl geçireceğimizi seçebiliriz. Orta yaşın bir kriz halini almasına hiç de gerek yoktur. Ancak eğer bu yolda ilerleyen birisi olduğunuzu ya da bir yakınınızın bu duruma girdiğini düşünüyorsanız aşağıdaki önerilere bir göz atmalısınız.

Durumunuzu tanımlayın. İçinde bulunulan durumu görmezden gelmek onu sadece daha da kuvvetlendirmenize yarayacaktır. İçinizde yaşadığınız krizin üzerini kapamaya çalışmak alkol ya da madde kullanımı gibi tehlikeli sonuçları beraberinde getirebilmektedir. Bu krizin etrafını çevreleyen duygular arttıkça da, bu duyguların aile ve arkadaşlara yönelik öfke tepkileri olarak dışa vurulmaları mümkün olacaktır. Ayrıca yaşanan durumu görmezden gelmek onun yok olmasına da sebep olmayacak.

Uzun süreli ilişkinizi birdenbire terk etmeyin. Eski ilişkilerden vazgeçmek oldukça kolay olsa da, yine de sizinle uzun bir zaman geçirmiş kişi, sizi çok iyi tanıyan biri olacaktır. Böyle biriyle bir ilişki yürütmek her zaman daha kolaydır. Uzmanlar, uzun süreli ilişkileri konusunda kendilerini bıkkın hisseden orta yaşlı kişilere, kendilerinde üzerinde durulması ya da güçlenmesi gereken bir yön olup olmadığını düşünmeye teşvik etmektedirler.

Konuşun. Çiftler bu dönemde hiç konuşmadıkları kadar birbirleriyle konuşmalıdırlar. Yaşamlarını, eskiden olduğu gibi bu dönemde de sürdürmeye çalışan çiftlerin pek de olumlu sonuçlar elde edemedikleri bilinmektedir. Bu noktada da, iletişim becerilerini ngelişmesi için bir dosttan ya da bir danışmandan yardım alınabilir.

Kolay olana kapılmayın. Yeni bir oyuncak ya da sevgili, anlık doyum sağlasa da yeterli olmayacaktır. Bunun yerine o an neye ihtiyacınız olduğu sorusuna en uygun şekilde cevap bulmaya çalışmalısınız.

Orta yaş dönemini bir şans olarak görmeye çalışın. Bu dönem oldukça heyecanlı şeylere gebe olabilmektedir. Daha önce yapmayı riskli bulduğunuz bir çok şeyi deneyebileceğiniz bu dönemde, tehlikeli riskler almadan da yaşamın tadına varmaya devam edebilirsiniz.
e-psikoloji

loading...