Şımarık Bir Çocuk Yetiştirmek İstemiyorsanız Yapmanız Gerekenler

    Şımarık Bir Çocuk Yetiştirmek İstemiyorsanız Yapmanız Gerekenler

    Her anne-babanın kendine göre bir çocuk yetiştirme şekli vardır. Kimi ebeveynler otoriterdir, kimisi demokrat, kimi çok kural koyar, kimi sınırları belirsiz bir ilişki geliştirir. Anne babaların birlikte katıldığı görüşmelerde en çok karşılaştığım sorun çiftlerin bile bu konuda anlaşamadıklarıdır. Tarzı ne olursa olsun, kurallar konusunda anne baba ister anlaşsın ister anlaşmasın, hiç kimse çocuğunun şımarık bir çocuk olmasını istemez. Çünkü şımarık çocuklar, baskıcı, bencil ve arkadaşları tarafından çok sevilmeyen, bazen dışlanmış çocuklardır. Özellikle çocuğunuz okul çağına geldiği zaman bu sorunu çok daha derinlemesine yaşarsınız. Peki, şımarık bir çocuk yetiştirmek istemiyorsanız, neler yapmalısınız.

    1- Yaşına uygun sınır ve kurallar koyun 
    Her çocuğun kendine has özellikleri olmakla birlikte yaşının getirdiği özellikleri de vardır. Bu nedenle çocuğun yaşına uygun sınırlar belirlemek çocuk eğitiminde oldukça önemlidir. Sınırları ve kuralları belli bir aile ortamında büyümek her çocuğun hakkıdır. Çünkü çocuklar kontrolün kendilerinde olmasını istemez. Her zaman bir anne-babaları olmasını, onu korumak ve iyi eğitmek için sınırlar ve kurallar belirlesin ister. Sınır ve kuralları belirlerken dikkat etmemiz gereken iki önemli husus vardır. Birincisi kuralları belirlerken çocuğunda fikrini alarak ortak bir yol çizmek, ikincisi önemli kurallar konusunda seçim şansı sunmamak. Günlük yaşamda rutin işleyen kuralları belirlerken çocuğunuzla birlikte fikir alışverişi yapabilirsiniz. Örneğin hangi meyveyi yiyeceksin, hangi kitabı okumak istersin, mavi kalemimi alalım yoksa kırmızı olanı mı, gibi durumda seçme şansı vermek önemlidir. Ancak, başka çocuklara vurmamak, sabahları zamanında evden çıkmak için hazır olmak, akşamları zamanında yatağa gitmek, ödevlerini zamanında yapmak gibi önemli kurallar belirlenirken çocuğa seçme şansı vermeniz çok doğru olmayacaktır. Çünkü önemli konularda doğru davranışları öğretmek her anne babanın görevidir.

    2- Öfke nöbetlerinin işe yaramasına izin vermeyin
    Birçoğumuz küçükken ağlayarak bir şeyler elde etmişizdir. Peki bunu nasıl başardık? Anne babamızın sabrını test ettik, dirençlerini kırdı, yıldırdık ve bunun amacımıza ulaşmak için bir yol olduğunu öğrendik.

    Çocuklar anne-babalarının ‘hayır’ dediği durumlarda amaçlarına ulaşmak için ağlama veya öfke nöbetlerine girebilirler. Çünkü bu davranış birkaç kez işe yaramışsa bunu tekrar edebilirler. Çocukların bu nöbet dönemlerinde söylediklerini yaparsanız, daha sonra yine sizi yıldırmak için bu yolu kullanacaklardır. Böyle bir anda yapmanız gerek çocuğun isteğine bu yolla ulaşamayacağını bilmesini sağlamaktır. Bunu ona ifade edebilirsiniz? ‘Sakinleşince tekrar konuşabilir’ diyerek, nöbetin geçmesini sabırla beklemelisiniz. Sabırla diyorum çünkü sizi yıldırmak için bu süre bazen uzayabilir. Tepkisiz ve sakin kalabilirseniz bir süre sonra çocuk bu yolun sizde işe yaramayacağını anlayacaktır. Buradaki temel belirleyici olan şey sizin sabrınızdır.

    3- Sorumluluk verin

    Çocuğun yaşına uygun sorumluluklar vermek, çocuğun şımarık olmamasını sağlamanın en önemli yollarından biridir. Birlikte yemeği hazırlamak, misafirlere kolonya tutmak gibi basit görülen bazı sorumluluklar çocuğa artık büyüyorsun demenin davranışsal karşılığıdır. Böylelikle çocuklar sorumluluk almış, başarmış ve sizin uygun takdirini kazanmış olacaktır. Mesela yeni kardeşin eve geldiği bir süre aile için tam bir keşmekeş olabilir. Çocukları ilgi çekmek için, kendileri ile uğraşmanız için bir çok şımarık davranış gösterecektir. Ancak aileler özellikle kardeşin bakımı için çocuğa uygun sorumluluklar verirse bu davranışlar azalacaktır. Örneğin kardeşinin bezini uzatır mısın?, Bak kardeşinin çorabı kanepenin üstünde onu al bana getir. Bu gibi sorumluluklar hem kardeş kıskançlığını törpüleyecektir hem de şımarık davranışların azalmasını sağlayacaktır.

    4- Çocuğunuz ağlayabilir, mutsuz da olabilir
    Bu istediği çocuğumun ihtiyacı mı, isteği mi? Bu sorunun cevabını iyi belirlemek gerekir. Çünkü onun ihtiyaçlarını karşılamak sizin görevinizdir ancak istekleri ertelenebilir bilir, yerine getirilmeye bilir veya yapılabilir. İstekleri yerine getirilmeyen çocuklar ağlayabilir veya mutsuz olabilirler. Peki, bu hayatın normal bir parçası değil mi? Siz hayatta isteklerinizi her zaman yapabiliyor musunuz? İşte çocuklarımıza isteklerinin olmadığı durumlarla başa çıkma becerisini kazandırmak istiyorsak, onların ağlama ve mutsuzluklarına bazen üzülsekte uygun tepkiler vermeliyiz. Örneğin, bunu çocuk istiyordun, olmayınca mutsuz oldun ancak olmamasının nedenleri şunlar şunlar gibi açıklamalar yapmalıyız

    Ağlamak yaşanan olumsuzluklar karşısında göstermiş olduğumuz bir reaksiyondur ve tıpkı gülmek kadar normaldir. Ancak özellikle öfke nöbetlerine eşlik eden ağlamaları görmezden gelmeliyiz. Çocuğumuz isteğine ulaşmak için bunu kullanıyorsa buna izin vermemeliyiz.

    5- Takdirin dozunu kaçırmayın 
    Herkesin takdir edilmeye ihtiyacı vardır. Bu en başta özgüvenimizi artırır. Ancak uygun olmayan abartılı bir takdir tarzına sahip aileler, çocuklarına zarar vermektelerdir. Çünkü dış yaşamda başarısı oranında takdir edilecektir. Örneğin okuldaki bir sınavdan 90 almış bir çocuğun ailesi gereğinden fazla takdir ederse, çocuk bunu öğretmen ve arkadaşlarından da bekleyecektir. İleri ki yaşamında hedeflerini başarabilecekleri ölçüsünde belirleye bilmesi, hedeflerine ulaşınca makul bir duygu yaşaması, gerçekçi planlar yapabilmesi, bir sonraki hedefe ulaşması için yeterli motivasyona sahip olabilmesi için, başarılarını ölçülü bir şekilde takdir etmek önemlidir.

    6- Can sıkıntısı ile baş etmeyi öğretin 
    Anne babalar olarak çocukların boş zamanlarını değerlendirmeleri için uygun materyaller temin etmek doğru bir davranış olmakla birlikte her boş zamanında onun oyun arkadaşı olmanız uygun bir davranış değildir.  Her çocuk boş zamanını kendine göre değerlendirmeyi bilmek ister ancak bunu nasıl yapacağını bilmediği için sizi sürekli yanında tutmak ister. Yapılan araştırmalarda 1 yaşındaki bir çocuk bile 15 dakika kendi başına oynayabilmektir. Bu nedenle çocukları bazen kendi başlarına bırakmayı bilmelisiniz çünkü bu süreler onların yaratıcı oyun, hayal ve düşünme gücünü ortaya çıkarır.

    7- Yaşamın normal zorluklarından korumayın 
    Yaşamın her alanında zorluklarla karşılaşabileceğini unutmayın. Bu nedenle yaşamın normal zorluklarında onların sorun çözme becerilerine güvenerek, kendi kendilerine kararlar alması için cesaretlendirin. Örneğin okula başlama, yeni bir semte taşınma, yeni bir kardeşin olması gibi durumlar yaşamın normal zorluklarıdır. Bu dönemler onların kişiliklerini güçlü kılmaları için birer fırsattır. Bize düşün onlar adına karar almak değil, doğru davranışı uygulamaları için onları cesaretlendirmektir.

    8- Yetişkinlerin haklarına saygı göstermeyi öğretin
    Çocukların ihtiyaçlarını gidermek her anne babanın temel görevidir. Ancak unutmayalım ki bizlerde bu yaşamdayız, bizlerinde ihtiyaçları vardır. Çocuğumuzun ihtiyaçlarını gidermek için öncelikle kendi ihtiyaçlarımızı gidermemiz gerekir. Bunun için çocuğumuza bizlerinde ihtiyaçlarının olduğu ve bazen bunun öncelikli olduğunu öğretmeliyiz. Bizler, onlara daha iyi bakabilmek için kendimizi daha iyi hissetmemiz gerekir. Bu tutum çocuklara başkalarının haklarına saygılı olmayı öğretir. Böylelikle sizlerde kendinizi daha iyi hissedersiniz.

    9- Beklemeyi öğretin
    Beklemek yaşamın en zor anlarından biridir. Çünkü bedendeki gerilimi artırır ve amaca ulaşmayı engeller. Ancak beklemek yaşamın bir parçasıdır ve onunla baş etmeyi bilmek her çocuğun hakkıdır. Örneğin telefonla konuşmanız gerekiyor, o anda çocuğunuz bir isteği varsa telefon konuşmasının bitmesini beklemelidir. Bu onun ilerde diğer insanları da bekle, böyle durumlarda uygun tepkiler verme becerisini geliştirir. Bu şekilde SABRETMEYİ öğrenecektir.

     

    10- “Hayır” demeyi bilin ve “Hayır” demeyi öğretin.

    Her ailenin bir yaşam döngüsü vardır. Özellikle son dönemde, aileler bu yaşam döngüsünün merkezine çocuklarını koyarak, tüm hayatlarını onlara adamaktadır. Tabi ki çocuklarımız, bizlerin göz bebekleri ancak iyi bir anne-baba olmak, çocuğun her söylediğine ‘evet’ demek değildir. Çocukların makul ve mantıklı olmayan isteklerine ‘hayır’ demek, çocuğun sınırları bilmesini, kendini planlayabilmesini, gelecekte neyin doğru neyin yanlış olduğuna karar verme gücünü artıracaktır. Aynı zamanda çocuğa ‘hayır’ demeyi öğretmek oldukça önemlidir. Çünkü çocuk yetiştirme konusunda asıl ulaşmak istediğimiz amaç, çocuğun kendi isteklerini mantıklı bir şekilde değerlendirip, mantıklı olmayanlara ‘hayır’ demesini sağlamaktır. Yani kendisine ‘hayır’ diyebilme becerisini kazandırmalıyız.

    Mehmet Murat ALTAN

    Psikolojik Danışman/ Oyun Terapisti

    İletişim: psikolojiportali06@gmail.com