Sınav Araç, Hayat Amaç Olmalıdır/ Öğretmen Ayla YÜCE

    Sınav Araç, Hayat Amaç Olmalıdır/ Öğretmen Ayla YÜCE

    İnternetle birlikte eğitim öğretimle ilgili paylaşımlar da arttı. Bir eğitimci olarak zaman zaman  hayranlıkla izlediğim ,örnek aldığım sınıf içi çalışmaların yanında ,şaşkınlıkla  karşıladığım görüntüler ,yazılar da var.

    Sınıfında farkındalık yaratmak adına ,sınıfını rengarenk  boyayanlar, sınıf içerisinde okuma köşesi oluşturanlar, matematiği müzikle birleştirip dersi eğlenceli hale getirenler, öğrencileriyle zeybek oynayanlar ve daha niceleri eğitim  camiasının  aydınlık yüzleri. Bir de öğrenciler henüz ikinci üçüncü sınıftayken çocukları  testlerle ,sınavlarla,sözel yarışlarla  sık boğaz edenler var. Daha ikinci sınıfta okuyan çocuğa  İtalya ‘nın başkentinden tutun da, Mariana Çukuru’na, Amazonlardan  Nil Nehri’ne kadar öğretenler var. Öte yandan bu bilgilerin öğretilmesinde hiç bir sakınca görmeyen üstelik  övgüye değer bulan  yüzlerce insan .

    Bunda ne sakınca var? Çocuklar öğreniyorsa sorun yok diye düşünebilirsiniz. Çocuklar öğrenmeye açıktır verilenleri çabucak ezberleyebilirler ancak ezbere   öğrenme fazla bir yarar sağlamaz ve bir süre sonra unutulur.Üstelik çocukların yaş gurubuna göre öğrenmesi gereken bilgiler, farklıdır. Çocukların zihinsel olgunluk yaşına göre bu bilgiler aktarılmalıdır. Örneğin ,bölmeden,çarpmadan,çıkarmadan önce toplama öğretiriz. Çünkü işlem basamakları sıralıdır ve kolaydan zora doğru gider. Daha da önemlisi henüz yedi sekiz yaşındaki çocuklara öğretmemiz gereken en önemli şey değerler olgusudur. Bir arada yaşamayı öğretmek,paylaşmanın önemini kavratmak, arkadaşlarını olduğu gibi kabullenmek, kimseyi küçük görmemek, her bir arkadaşının farklı alanlarda yetenekli olduğunu kabullendirmek  ve biz olabilme bilincini vermek. Okul , öğrencilerin  anlamını idrak etmeden ezbere bilgi  aldığı yer değil öğrencileri hayata hazırlayan bir kurumdur. Bu kurumda en önemli görev de hiç kuşkusuz öğretmenindir.

    İlk okul öğretmenlerinin çocuklar üzerinde kalıcı etkisi vardır. Çocuğun hayatında olumlu ya da olumsuz  iz bırakmak öğretmenin elindedir. O nedenle çok küçük yaşlarda bize emanet edilen minik kalplere ilk öğretmemiz gereken şey sevgidir. Her öğrenciye kendisinin ne kadar önemli olduğunun bilincini aşılamalıyız.Okulun test ve sınav   yeri değil ,yaşama dair ilkleri öğrendiğimiz ikinci yuva olduğunu benimsetmeliyiz. Değer duygusunu verdiğimiz,güven ortamını oluşturduğumuz sınıflarda eğitim öğretim yapmak hem zevkli hem de kolaydır.

    Eğitim sistemimiz sınav odaklı olsa da biz eğitimciler öğrencilerimizi  sınav stresinden olabildiğince uzak tutarak yetiştirmeliyiz.Öğrencilerimizi iyi gözlemleyerek neye yetenekli olduklarını  ortaya çıkartmalıyız. Aileleri, çocukları ve ilgi alanları doğrultusunda bilgilendirmeliyiz.  Çocuklara herkesin  akademisyen  ,öğretmen,doktor,avukat,mühendis olamayacağını ,toplumda bütün mesleklere ihtiyaç duyulacağını,hangi işi yaparsa yapsın , severek yaparsa  başarılı olacağını  sık sık anlatmalıyız.Hiç bir işin diğerinden üstün olmadığını emek verilen tüm işlerin kutsal olduğunu idrak ettirmeliyiz.

    Öğrencilerimize sınıfta,okulda,yaşadıkları çevrede toplumsal değerleri kazandırabilirsek eğitimli bir toplumun sağlam temellerini de atmış oluruz. Sadece bilgiye  yönelik ve sınav odaklı çalışırsak ,sevgiden hoşgörüden uzak ,bencil ,sorunlu, yaşamın gerçekleri ile başa çıkamayan zayıf kişilikli bireylerin yetişmesine neden oluruz.Yaşadığımız toplumdaki bilinç seviyesinde katkımız yadsınamayacak kadar büyük. O halde;

    Amacımız ,öğrencilerimizi  öncelikli olarak hayata hazırlamak olmalı sınava değil.

    Ayla YÜCE

    ÖĞRETMEN

    loading...