Somut Kazanımlar İçin Soyut Bedeller Ödemek Gerekir/ Sosyolog Esma ÇERÇİL

Somut Kazanımlar İçin Soyut Bedeller Ödemek Gerekir/ Sosyolog Esma ÇERÇİL

Kaliteli ve yüksek standartlarda bir yaşam sürmek hangi etkenlerin gerçekleştirilmesine bağlıdır? Bu etkenler sadece gece gündüz demeden bitkin düşercesine çalışmak, yaşayabilmemize yeteceğinden çok daha fazlasını kazanmak için kendimizi hasta edercesine mücadele etmek, okul birinciliği için gözlerimiz yanıncaya kadar ders çalışmak, çalıştığımız kurumda üst yöneticiler statüsüne yükselmek ya da kendimizi çok çalışan biri olarak göstermek gibi arzularımız için hem kendimize hem de diğer insanlara eziyet edercesine davranmak, ev-araba gibi değeri yüksek mülkler edinmek için kendimizi ömür boyu sürecek kredilere köle etmekten mi geçer? Kısacası kaliteli bir yaşam için bu etkenler sadece somut edinimlerden mi geçer? Hayır, bunlar sadece bizim arzu, ihtiras ve sahte güvenlik inançlarımızdır. Bunlar, yıllar boyunca içinde bulunduğumuz toplum tarafından bize yapılan empozelerdir. Burada önemli olan soru sizin neyi istediğinizdir. Eğer salt somut edinim arzuluyorsanız direkt sonuca odaklanırsınız; yani kazanmış olmaya! Bu da hırslanmanıza neden olur ve bu hırs sizi, etrafınızdaki diğer insanlara bilinçli ya da bilinçsizce eziyet etmeye kadar götürebilir. Aslında bu şekilde kendize de eziyet etmekte olduğunuzu bilinçli olarak fark etmezsiniz bile. Bu şekilde davranarak bir süre kazanıyor gibi görünürsünüz ama hayat adildir; elbet günün birinde ektiğinizi biçtirir.

Hepimizin istek ve ihtiyaçları var. Hepimiz mutlu ve başarılı olmak istiyoruz. Hepimiz tüm davranışlarımızı kendimizi iyi hissetmek için yapıyoruz. Bazen yanlış şeyler yapsak da, yanlış ifadeler kullansak da aslında hepimiz kendimizi koruma iç güdüsüyle böyle davranıyoruz. Bu bizim ilkel tarafımız, cahil yönümüzdür. İşte bundan kurtulmamız gerekiyor. Bunun için de adaletli bir yoldan hak etmeyi seçmeliyiz. İşte soyut bedel burada devreye girer ve soyut bedel kaliteli, anlamlı ve özgür bir yaşam armağan eder. Tabi bedeli doğru zamanda, doğru yere, doğru miktarda ödemek gerekir. Soyut bedelin en büyük getirisi hayatın bizden istediğini yapmış olanın sağladığı vicdan rahatlığıdır. Bu da hak ediş demektir. Kısacası;

  • Çalışarak kazanacağız (bu emektir),
  • Görev ve sorumluluklarımızı doğru yerde, doğru zamanda, doğru miktarda yerine getireceğiz (bu adalettir),
  • Tüm bağımlılıklarımızdan kendimizi özgürleştirmek adına, ne kadar zor olursa olsun her gün bir tık daha fazlasını yapmak için iradeli olmayı seçeceğiz (bu özgüvendir).

İşte bu kadar. İnsana hayatını kazandıran tutum budur. Tüm hayatınızı; önyargılarınızı, davranışlarınızı, sözlerinizi, mimiklerinizi, iş hayatınızı, ilişki yaşamınızı, kendinizle olan iletişiminizi, eğitim yaşantınızı vb., bu üç maddeye göre düzenlediğinizde gerçekten bir hayat kazanırsınız. Bu tutumla çağımızda çoğu kişinin arayıp bulamadığı özgüven sahibi olur, kendinizi güvenli bir yaşam sürerken bulursunuz. Böylece dingin ve sakin hissederek yaşarsınız.

Peki, öyleyse soyut bedel nasıl ödenir?

Elde edilmesi arzulanan tüm somut kazanımlar, ödenecek soyut bedelle hak ediş haline dönüşür. Bu ne demektir? Bir örnek verelim:

Somut kazanım: Sınavdan 100 üzerinden 95 almak olsun.

Soyut bedel:

Amaç elde edilinceye kadar. Örneğin;

  • Sabah iki saat erken uyanıp ders çalışmak,
  • Hafta sonu gezmelerinden vazgeçmek,
  • Dizi izlemeyi ve oyun oynamayı durdurmak… gibi eylemler olsun.

Soyut bedel;amacımızı elde edinceye kadar, bizi amacımızı elde etmekten edecek her tür davranış, düşünce ve sözel tutumlarımızdan uzak durmak, amacımızı elde etmemize vesile olacak yeni eylemlerde bulunmak ve amacımızı elde edinceye kadar bu tutumu sürdürmek demektir.

Hak ediş: Amacımız olan 95 puanı aldığımızda, bu başarıyı soyut bedel ödeyerek elde ettiğimiz için, bu sonucu hak etmiş oluruz. Kısacası sonuca değil, bizi sonuca götürecek adımları istikrar ve disiplinle uyguladığımız için hırsla değil, azimle ilerlemiş oluruz. İşte gerçek başarı budur ve gerçek mutluluk, gerçek başarıyla hissedilir.

Bu sonucu çalışmadan, emek vermeden, bedel ödemeden elde edenler de var. Ama onlar sadece bir sonuç elde etmiş olurlar, yani hak etmiş olmazlar. Hak etmediklerinden dolayı da o konuyla ilgili önlerinde bir yol açılmaz, karşılarına bir fırsat çıkmaz, kendilerini daha yükseklere taşıyamazlar. Bu tıpkı, tozları halının altına süpürmek gibidir. O anlık bir kurtarma eylemidir. Ve bu, gerçekten bir amaçsızlığı ifade eder. Kişinin aslında o konuyla ilgili faydalı bir ideali ve amacı zaten yoktur. Bu kişiler uzun vadede kazanamazlar. Kazanıyormuş gibi görünürler ama o kazanım sadece o anlıktır. Bu yüzden kazandıklarını zannederler. Uzun vadede ise kazanamadıklarını görüp pişmanlık duyarlar ve; “Keşke zamanında şunu, şunu yapsaydım,” diye vicdan azabı çekerler. Yani aslında çektikleri azap; “Keşke o anlık değil de, uzun vadeli düşünseydim ve birazcık iradeli olabilseydim.” gibi pişmanlıklardır. İşte insana sürekli ve hep kaybettiren şey; zanlarıdır. Yaşamdaki en büyük duygusal trajedi ise vicdan azabıdır. Vicdan azabı kişinin kendi zanlarının tuzağına düşerek hareket etmesinden kaynaklanır ve insan bir tek bununla yaşayamaz.

Soyut bedel ödemek her yiğidin harcı değildir ama herkes için mümkündür. Evet, yiğit olmak gerekir çünkü müthiş bir vazgeçiş gerektirir. Oysa insan her zaman kendisini keyifli hissetmek ister. İşte bu nedenle gerçeği bildiği halde hep yanlışı seçer. Çünkü herkes acıdan kaçar. Oysa kısa vadede çekilecek acı, uzun vadede haz getirir. Bu da bir başka vezgeçişle sağlanır. O da rahatlık çemberinden çıkmaktır. İşte bu da tam bir özgüven gerektirir.

Gerçeklerle yaşayabilecek kadar yiğit olabilmeniz dileğiyle…

Zansız kalın ve hep mutlu olun…

Yazar: Sosyolog Esma ÇERÇİL

loading...