Sosyal Fobi: Tanımı, Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Sosyal Fobi: Tanımı, Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Sosyal fobi; toplum içerisinde konuşurken, otururken, herhangi bir işle meşgul olurken sosyal aktivitelerde bulunurken durumlarda ortaya çıkan yoğun kaygı durumu olarak tanımlanmaktadır. Kişi bu kaygıları faaliyetleri tek başına bulunduğu bir ortamda yaparken değil yalnızca sosyal ortamlarda başka insanların da bulunduğu mekânlarda yaparken yaşamaktadır. Örneğin evde yalnızken telefonda rahatlıkla konuşabilen bir insan kalabalık ortamlarda telefonda konuşamıyor ve yoğun kaygılar yaşıyorsa bu sosyal fobi olarak tanımlanmaktadır. Sosyal fobisi olan bir insan yaşadığı korku ve kaygıların farkına varıp zamanla bu korku ve kaygılar kendisini rahatsız edecek noktaya gelince toplumdan ve sosyal ortamlardan uzaklaşmaya kopmaya başlar. Kaçınmanın ardından her sosyal ortamla karşılaştığında kaygı ve korku artar; Kişi zamanla tek başına yaşamaya kimseyle iletişime geçememeye başlar.

Sosyal fobisi olan insanlar kaygı ve korkuya yakalanmamak için çok farklı kaçınma yolları kullanırlar. Bunlar sosyal ortamlara girmeme, ortamdan kaçma, konuşulanlara ilgisiz kalma, göz teması kurmama, hayalcilik ve alkol alma kullanılan bazı kaçınma yöntemleridir.

Sosyal Fobinin Belirtileri: Sosyal fobinin belirtilerini fiziksel, zihinsel ve davranışsal belirtiler olmak üzere üç kategoride inceleyebiliriz.
a)Fiziksel (Fizyolojik) belirtiler:

Yüz kızarması
Terleme
Ağız kuruması
Kalp çarpıntısı
Nefes kesilmesi ve nefes darlığı
Titreme

b)Zihinsel Belirtiler:

Çirkinim, yetersizim ve beğenilmiyorum gibi düşünceler.
Sevilmediğini ve güçsüz olduğunu ifade eden düşünceler.
Mükemmel olmalı hata yapmamalıyım.
Kaygılı olduğumu belli etmemeliyim
Rahat davranmalıyım
Herkes beni beğenmeli.

c)Davranışsal Belirtiler:

Korkulan ortama girmeme ve ortamı terk etme
Göz temasından kaçınma
İlgisiz şeyler düşünme
Hayallere dalma
Konuyu değiştirme
Alkol kullanma

Sosyal fobisi olan insanlar yaşadıkları türlü kaygılar sebebiyle pek çok faaliyeti yapamıyor ve zamanla insanlarla diyalog kurmakta çok ciddi güçlükler yaşıyorlar. Sosyal fobi nedeniyle; yanlış bir şeyler söyleme korkusuyla konuşamayan, lokanta, cafe vb yerlerde tüm gözlerin onu takip ettiğini düşünerek bir şeyler yiyip içemeyen, umumi tuvaletleri dahi kullanamayan kişiler vardır. Sosyal fobisi olan kişilerin, bu korkuları yakın aile çevresi içindeyken çok şiddetli olmamakla beraber, özellikle yeni tanışılan insanların bulunduğu veya tamamen yabancı ortamlara girildiğinde çok yoğun şekilde artmaktadır.

Sosyal Fobinin Nedenleri: Sosyal fobi oluşumunda psikososyal faktörlerin etkisi oldukça yüksektir. Bu kategoride bireyin ailesi, çevresi ve arkadaş grupları yer almaktadır. Aile bireyin eğitimde en önemli rolü oynayan etkisi tartışılmaz bir unsurdur. İnsanın kişiliği çoğunlukla 0-6 yaş arası dönemde ailesinden aldığı eğitime göre şekillenmekte, bireyin toplumsal olaylar karşısındaki tutumu çoğunlukla ailesinden edindiği tecrübelere göre değişmektedir. Araştırmalar katı, denetleyici, mükemmeliyetçi, günah ve ayıp kavramlarıyla örülü, sosyal iletişime kapalı ve kendini değerlendirmede acımasız ve dış denetime önem veren ailelerde yetişen çocuklarda sosyal fobi gelişme riskinin daha yüksek olduğunu göstermiştir. Bu tür ailelerde çocuklar genellikle ya konuşturulmaz ya da kendilerini ifade etmek istediklerinde sert bir tepkiyle karşılanırlar. Ayrıca bu aileler için kendilerinin neler yaptığı değil, bunun çevre tarafından nasıl algılandığı çok önemlidir. Ailedeki bireyler üzerinde toplum baskısı çok belirgindir. Ayrıca hata yapma konusunda kendilerine şans tanımadıklarından her hatada kendilerini ve diğer bireyleri acımasızca eleştirme eğilimindedirler. Sosyal fobili bireylerin aileleri çocuklarının diğer ailelerle iletişimlerini daha az desteklemiş ve genellikle iletişime kapalı bir aile ortamı oluşturmuşlardır.

Sosyal fobi gelişimde toplum baskısı ve arkadaş grupları da önemli yer tutmaktadır. Özellikle kapalı ve gelenekçi bir toplumda ve bu toplum içerisinde oluşturulan arkadaş gruplarında kişi aşağılanacağı, ayıplanacağı ve küçük düşürüleceği gibi kaygılarla kendini ifade edemez. Aykırı düşüncelerini dile getiremez. Baskıdan kaçmak için toplumdan kopar ve zamanla sosyal fobi gelişir. Ayrıca aile ve toplumun ayıp, yasak gibi genellemelerini içselleştiren birey yanlış veya ayıp olur düşüncesiyle belirli davranışları yapmaktan kaçınırsa zamanla kendisinde sosyal fobi gelişebilir.

Çocuk ve Ergenlerde Sosyal Fobi:Sosyal fobi çocukluk ve ergenlik çağında başlayabilir. Çocukluk çağında özellikle utangaç, içe kapanık, az iletişim kuran yakınlarından başkasına yaklaşmayan ve hırçınlık gösteren çocuklar okula başladıklarında daha ciddi sorunlar yaşayabilirler. Sosyal ortamlarda bulunmaktan kaynaklanan kaygı zamanla çocukta okul fobisine dönüşür. Çocuk okula gitmemeye, okuldan kaçmaya, derste kalksa dahi konuşmamaya, göz teması kuramamaya başlar. Sınavlarda fazlaca heyecanlanır, öğretmeniyle konuşamaz ve saldırganca davranışlar sergileyebilir. Konuşamayan, arkadaşlık kuramayan ve kendisini ifade edemeyen çocuk zamanla derslerinde başarısızlık yaşar. Bunun sonucu olarak ailesi, öğretmenleri ve arkadaşları tarafından baskı altına alınır eleştirilir. Bütün bunların sonucunda çocuk okuldan eğitimden uzaklaşır ve yalnızlaşır.

Sosyal fobi ergenlikte daha belirgin biçimde ortaya çıkmaya başlar. Normal şartlarda arkadaş gruplarına yönelmesi gereken ergen yalnız kalmaya, sosyal ilişkilerden kaçınmaya başlar. Bu durumda olan bir ergen hem ergenliğin getirdiği fiziksel ve psikolojik değişim ve dürtülerle baş etmek zorunda kalır hem de iletişim sorunuyla uğraşır. Bu dönemde özellikle bir şey söylersem aşağılanırım küçük düşürülürüm kaygısı ağırlık kazanır. Genç toplumdan kopmaya başlar. Ergenin bu durumda ailesi tarafından doğru anlaşılıp gereken yardımı almasının sağlanması ve kendisine uygun özdeşim modellerine yönelmesinin desteklenmesi büyük önem arz etmektedir.

Sosyal Fobi Yaşadığını Düşünenler İçin Bazı Sorular:

“Topluluk önünde bir konuşma yapmam gerektiğinde yüzümün kızaracağını hissediyorum”
“Başkalarının yanında yemek yerken boğulacakmış gibi oluyorum”
“Umumi bir tuvalete gitmeye çekiniyorum”
“Başkalarının olduğu bir ortamda yazı yazmam gerektiğinde ellerim terliyor, titriyor”
“Tanımadığım veya az tanıdığım birisi bana soru sorduğunda cevap vermeyecekmişim gibi
geliyor, çok sıkıntı çekiyorum”
“Minibüsle giderken ineceğim durağa yaklaşırken inecek var demekte zorlanıyorum, sanki sesim titriyor”
“Bir topluluğa girdiğimde herkesin dönüp bana bakacağını sanarak çok heyecanlanıyorum”
“Sosyal toplantılara katılmaktan çok rahatsız oluyorum, katılmamak için kimi zaman bahaneler uydurmak zorunda kalıyorum”
“Bazen konuşurken söyleyecek söz bulamıyor, aptalca veya saçma şeyler söyleyeceğimi düşünerek susmayı tercih ediyorum”

Yukarıda cümleler veya ona benzeyen cümleler size tanıdık geliyorsa, beni anlatıyor diye düşünüyorsanız “sosyal fobi “ olarak adlandırılan durumu yaşıyor olabilirsiniz demektir.

Sosyal fobi, giderek daha sık rastlanılmaya başlanılan ve insan yaşamı üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle de önemi giderek artan bir sorun. Özünde başkaları tarafından gülünç buluma, aşağılanma korkusu olan sosyal fobiyi normal ve sağlıklı olan sosyal anksiyete ile karıştırmamak gerekli. İnsanların bir iş yaparken, herhangi bir davranışta bulunurken, özellikle de birilerinin önünde kendilerini ortaya koymaya çalışırken belli bir heyecan duymaları olağan bir durumdur. Hatta böylesi bir heyecanın ilişkileri motive edici, hazırlayıcı bir yönü olduğundan, insanın daha iyiyi yapabilme isteğini arttırdığından söz edilebilir. Örneğin; bir topluluk önünde önemli bir konuşma yapacak olan kişinin heyecanı, sosyal fobi düzeyine ulaşmıyorsa, bu durumu sosyal fobi olarak görmemek ve başarıyı, performansı arttıran güzel bir heyecan olarak değerlendirmek gerekir. Sosyal heyecanı sosyal fobiden ayıran en önemli özellik; kişi topluluk önünde bir şeyler yapmaya devam ettikçe, bu konuda deneyim kazandıkça sosyal heyacan azalırken, sosyal fobi durumlarında deneyim kazanmanın heyecan üzerinde etkili olmaması, aksine kişilerin bu durumdan şiddetle kaçmaya çalışmalarıdır.

Sosyal fobisi olan kişilerin düşünce yapılarına göz attığımızda bazı ortak özellikler göze çarpar:

Genellikle kendileri hakkında küçümseyici ifadeler kullanırlar.
Kendilerinden en mükemmeli yapmalarını beklerler; mükemmel olmak biraz da başkaları tarafından sevilmek için gereken bir durumdur.
Kendi yaptıklarını değerlendirirken daha çok olumsuz noktalara odaklanırlar.
Sosyal ortamlardaki başarı ve başarısızlıklarını nedenlerini yanlış algılarlar.
İnsanlarla ilişkileriyle ilgili anıları genellikle olumsuz yöndedir.
Kendi becerilerini, özellikle de sosyal konularla ilgili olanları küçümseme eğimindedirler.
Sıkıntı verici olayların yaşanma sıklıklarını abartırlar, genellikle kötümser bakış açılarına sahiptirler.
Sosyal ortamların insanların kendileri hakkında olumsuz düşünceleri olduğunu sanırlar.
Hep küçük düşeceklerinden, rezil olacaklarından korkarlar.
İnsanların kendi heyecanını fark edeceklerini ve bu yüzden onları küçümseyeceğini düşünürler.
Başkalarının onları incitmemesi için her şeyi kontrol altında tutmaları gerektiğini düşünürler, ancak kendi heyecanlarını dahi kontrol edemedikleri için kendilerini hiç beğenmezler.
Sosyal fobiyi ve bu kişilerde gelişen düşünceleri daha iyi tanımlayabilmek için bir örnek vermek gerekirse: Aynı iş yerinde çalıştığı genç bayandan hoşlanan genç bir erkek bir gün hoşlandığı bayanın yanına sohbet edebilmek için yaklaşır. Ancak o anda kendini çok güvensiz hisseder, iyi konuşamayacağını, yüzünün kızaracağını, genç bayanın onu istemeyeceğini düşünerek oldukça gerginleşir. Reddedilme düşüncesini iş yerinde rezil olma korkusu izler. Heyecan, korku ve oldukça gerginlikle geçen konuşma çok karışıktır ve gen erkek ne demek istediğini karşı tarafa hiçbir şekilde anlatamamış olur. Bu durumu fark ettiğinde sıkıntısı daha da artar, terlemeye, yüzü gerçekten de kızarmaya başlar ve karşısındakinin duygularını anlamaya fırsat kalmadan konuşma biter. Aslında genç bayan da ondan hoşlanmaktadır, ancak genç erkek bunu fark edemediği gibi bir daha konuşma cesareti bulamaz ve sürekli onu görmemek için kaçmaya çalışır.
Yukarıdaki örnek, sosyal fobinin ikili ilişkilere verdiği zararı gösterir. Sosyal fobi, sadece duygusal ilişkileri etkilemekle kalmayıp kişinin iş ilişkilerini, sosyal ortamlardaki ilişkilerini, meslek yaşantılarını, akademik kariyerlerini olumsuz yönde etkiler. Sosyal fobi erken yaşlarda başlayan bir durum olduğundan bu kişiler okul yaşantısında da yeterince başarılı olamayabilirler ve istedikleri yere gelemeyebilirler. Sosyal fobi yaşayanların yaklaşık yarısı yüksek okula başladıkları halde bitiremezler. Sosyal fobi yaşayanlar; korktukları, heyecanlanacakları durumlardan sürekli kaçma eğiliminde olduklarından sosyal becerilerini geliştirmekte yetersiz kalabilirler. Toplum içinde nasıl davranacaklarını gerçekten bilemez hale gelebilirler. Sosyal fobi düzeltilmezse, çeşitli tıbbi hastalıklar, beden belirtileri gelişebilir, bu kişiler doktor doktor gezip hastalıklarına çare ararken sosyal fobileri de ilerlemeye devam eder ve yaşamları giderek zorlaşır.
Peki, bu kadar soruna neden olan bu durumu kendinde fark eden kişiler neden bir uzmana başvurmazlar? Bu kişilerin doğasında var olan utangaçlık ve olumsuz olarak değerlendirileceklerine dair korkuları yardım istemelerini zorlaştırır. Bir başka engelleyici faktör ise; sosyal fobi yaşayanların bu belirtilerinin bir rahatsızlık olduğunu fark etmemeleri ve değişmez kişilik özellikleri olarak algılamalarıdır. Sosyal fobi yaşayan kişiler daha çok uzman kişiler tarafından yürütülen psikolojik yardımlardan yarar görürler. Kişilerin küçük düşürülme, rezil olma düşüncelerinden uzaklaştırılarak yaptıkları işe odaklanmasına yardımcı olunmaya çalışılır. Sıkıntılı durumlar geçene kadar devam edilir, kişinin sıkıntı duymayı gerektiren bir durum olmadığını anlamasına çalışılır. Kişinin kendi başarılarını fark etmelerine uğraşılır. Bu arada genç yaşlardan beri sosyal fobi nedeniyle sosyal becerileri gelişemeyenler için sosyal beceri eğitimi verilebilir. Bazen kısa bir eğitim ve rehberlik kişilerin var olan sosyal becerilerinin ortaya çıkması için yeterli olabilir. Toplum sizi içinde görmek için bekliyor, neden hala bir kenarda oturup yaşamın yanınızdan akıp geçmesine izin veriyorsunuz.

Murat Bilim
Psikolog
0324 328 0 040
Gsm: 0533 396 44 54

loading...