Teknoloji, Çocuk ve Aile Üçgeni/ Uzm Klinik Psikolog İpek ÖRGÜT

    Teknoloji, Çocuk ve Aile Üçgeni/ Uzm Klinik Psikolog İpek ÖRGÜT

    Araştırmalara göre 1970’ lerde çocukların TV izlemeye başlama yaşı dört iken günümüzde dört aya kadar inmiştir. Yine araştırmalar göstermektedir TV, telefon, tablet gibi uyaranlara ne kadar erken yaşta maruz kalırsak yaşla birlikte geçirdiğimiz zaman da kaçınılmaz şekilde artmaktadır. Dolayısıyla çocukların bu gibi teknolojik aletler ile mümkün olduğunca geç tanışması önerilmektedir.

    Konu beyin gelişimine geldiğinde ise basitçe beyin yapısına ve işleyişine göz atmak gerekir. Bir bebek doğduğundan üç yaşına gelene dek beyni hacimsel olarak üç katına ulaşır. Bu demektir ki insan beyninin gelişiminde ilk üç sene en büyük öneme sahiptir. Bununla beraber zekayı, becerileri belirleyen en önemli unsur nöral ağların artışıdır. Nöral ağları bir örümcek ağı gibi hayal edelim. Ne kadar farklı deneyime, uyarana maruz kalırsak nöronlar arasındaki ağlar o kadar çok ve sık örülür. Bu noktada günümüzdeki tartışmalı konu teknolojik aletlerin çocuklara sunduğu bol renkli, hareketli dünyanın da uyarıcı, dolayısıyla öğretici, beceri geliştirici olma ihtimali ile aşırı uyarıcı olmaktan ötürü yıkıcı olduğu olma ihtimali arasında gidip gelmektedir. Kimi ebeveynler renkleri, sayıları, hatta bu kavramların ingilizcesini öğreten programların masumiyetine inanmakta ve nasıl zarar teşkil edebileceğine anlam verememktedir. Halbuki önemli olan nokta çocukların maruz kaldığı bu bol renkli dünyanın gelişen bir çocuk beyni için fazla hızlı olması ve beynin aşırı uyarılma durumunun dikkat eksikliği, hiperaktivite, uyku problemleri gibi bir çok bilişsel yapıyla ilişkili problemlerle ilişkili olmasıdır. İnsan davranışının unsurlarından biri olan “yönelme tepkisi” olarak adlandırılan olağan üstü durumlara tepki verebilmemiz ve bu tepkinin hızı hayati bir özelliğimizdir. Bir sokakta yürürken arkamızda beklenmedik bir ayak sesi duyduğumuzda bunun bir tehlike olabileceğini algılar ve sese doğru işitsel, görsel olarak odaklanırız, kendimizi korumak adına harekete geçeriz. Bu süreçte dikkatimiz normalde olduğundan daha açıktır. Yönelme tepkisi kısaca bizi hayatta tutmak üzere farklı olana verdiğimiz tepkidir. Televizyondaki hızla akan, renkli görüntüler yönelme tepkimizi aşırı uyararak bizi kendine hipnotik bir biçimde bağlar. Araştırmacılar sürekli tetiklenen yönelme tepkisi ve dolayısıyla dikkatin aşırı uyarılmasının zaman içinde dikkat alanında yıkıcı etkiye sebep olduğunu düşünmekteler.

    Beyin gelişiminde ne kadar farklı uyara maruz kalacağımızın önemini vurguladım ve bu uyaran farklılığının teknolojik aletlerde olduğunu fakat gelişen bir beyin için fazla hızlı ve uyarıcı olduğunu ifade ettim. Gelişen beyinde nöral ağları en yüksek düzeyde olumlu etkileyen ve bu sebeple en çok önemsenen unsur ise insan ilişkisi. Bir bebeğin ebeveyniyle kurduğu göz kontağının, bir annenin bebeğine gülümsemesinin, ebeveyninin fiziksel temasının, bir çocuğun ebeveyeni ya da arkadaşıyla karşılıklı sohbet ederek oynadığı gerçek bir oyunun yerini hiçbir aplikasyon oyunu ya da izlenilen bir çizgifilm dolduramıyor. Bizler insan olarak evrim sürecinde sosyalleşebilmemiz sayesinde diğerlerinden ayrıldık. Hayatta kalmamızı sosyalleşmeye, gruplaşmaya, kolonileşmeye ve sonuçta toplumsallaşmaya borçluyuz. Bu sebeple insan beyni gelişirken sosyalleşme yani diğerleriyle ilişki kurma sayesinde en yüksek düzeyde gelişiyor. Çocuklarımızın teknolojik aletler ile geçirdiği her vakit onların ilişki kurmasına, sosyalleşmesine engel oluyor. Bu konun diğer ucunda önemli başka bir boyut var ki ebeveynlerin teknolojik aletler ile meşgul olduğu her an çocuklarının sosyalleşmesi, ilişki kurması için geçirebileceği vakitlerden çalınmış olan anlar oluyor.

    Çocuk gelişimi alanında uzman olan Dr. Jenny Radesky teknolojik aletler ile meşgul olan ebeveynlerin çocuklarını ne şekilde ihmal ettiği ile ilgili bir çok gözlem ve araştırma yapıyor. Radesky insanların bebeklikten itibaren bilgiyi yüzyüze etkileşim ile en verimli şekilde öğrendiklerini, dili, kendi duygularını, başkasının duygularını, duygularını sakinleştirmeyi, uygun ve uygunsuz davranışları öğrenmenin yegane yolunun yüzyüze iletişim olduğunu vurguluyor ve eğer yüzyüze etkileşim olmazsa gelişim basamaklarında çocukların bazı becerileri kazanamadığını ifade ediyor. Dolayısıyla teknolojik aletlere gömülen ailelerin çocuklarının gelişim sürecinde bir ihmal yarattıklarını açıklıyor. Buna ek olarak yaptığı araştırmalarda telefonuyla fazla meşgul olan ailelerinin çocuklarının kendilik algılarında “ben sıkıcıyım ki ebeveynim benim yerime telefonu ile ilgilenmeyi tercih ediyor.” düşüncesinin yaygın olduğu sonucunu ortaya koyuyor.

    Bu yazıda televizyon, telefon, tablet gibi teknolojik aletlerin beyin gelişimi açısından etkilerinden bahsettim. Çocuklarımız aşırı uyarıcı sistemler ile ne kadar geç tanışır ne kadar seyrek maruz kalırsa o kadar iyi. Yerine ne koyacağımız ise açık: bol bol ilişki kurabileceğimiz zamanlar geçirmek, oyun oynamak, sohbet etmek, sosyalleşmek. Bunun için de ebeveynlere düşen en önemli görev ise önce kendi telefonlarını bir kenara koymayı başarmak ve çocuklarının gözlerine bakarak “şu an” neye ihtiyacı olduğunu anlamaya çalışmak.

    Çocuklarınızla güçlü bağlar kurabilmeniz onlara verebileceğiniz en büyük hazine. İlişkinize teknolojik aletlerin eşlik etmemesi dileğiyle…

    Uzm. Klnk. Psk. İpek Örgüt

    Cevatpaşa. Mah. Piri Reis Cad. Mürvet Bayar Apt. No:6/18 Çanakkale
    Tel: 02862170003

    loading...