Ya Sev İster Vazgeç, Beklentiler Sadece Üzer/ Sosyolog Esma ÇERÇİL

    Ya Sev İster Vazgeç, Beklentiler Sadece Üzer/ Sosyolog Esma ÇERÇİL

    Değer saklanma hiç

    Geçer zaman böyle de geçer

    Ya sev ister vazgeç

    Beklentiler sadece üzer

    Ayrı dünyalarda farklı farklı kafalarda

    Ben, ben böyleyim kendi yolumdan…

    (Athena – Kendi Yolumda)

    Athena’nın seslendirdiği yukarıdaki ‘Kendi Yolumda’ parçasını çok severim. Ne zaman yüreğimde bir incinme hissetsem bu parça beni yaşama tekrar tutundurur; yeniden kök salarım ve yeniden filizlenirim. Oysa parçanın sözlerine bakınca biraz ütopik görünüyor;

    Kaybetsem de üzülmem asla

    Korkma bana hiçbir şey olmaz

    Hayat benim her anımı yaşadıkça sevesim var

    Benim güzel hatalarım var

    Bir an bile vazgeçmedim kendi yolumdan…

    Kim kaybettiğinde üzülmez, kim hatalarını güzel bulur? Kim tüm zorluklara, tüm sıkıntılara rağmen kendisini güvende hisseder? Kim yıkılan tüm umutlarına, onu hayata bağlayacak en ufak bir pamuk ipliği dahi olmamasına rağmen yaşadığı her anı sever? Evet, bu parça bir hayli hayali görünüyor ama işin gerçeği, yazar gerçeğin özünü keşfetmiş;

    Beklentiler Sadece Üzer

    Bunun farkında olmak için bir uzmanın ya da bu alanda yıllarını verip derin araştırmalar yapmış birinin bunu söylemesi gerekmiyor. Kırılan kalbimize bakmamız yeterli. Neden inciniyoruz? Kalbimiz neden yara alıyor? Çünkü sadece ve sadece değer verdiğimiz insanların da bize değer vermesini istiyoruz, en azından bizim onlara verdiğimiz kadar. Sevdiklerimizin bizi sevmesini, özlediklerimizin bizi özlemesini, birlikte zaman geçirdiğimiz insanların ihtiyaçlarımızı anlamasını, mutlu etmek istediğimiz sevdiklerimizin de bizi bir o kadar sevip mutlu etmelerini istiyoruz. Kısacası biz sadece yüreğimizdeki insanların yüreğimizle empati kurmasını istiyoruz. Yüreğimiz onlar için öylesine geniş ve derin ki biz de onların yüreğinin derinliklerinde sonsuz olmak istiyoruz. İşte bu, sevmekten bir an bile vazgeçmeyen yüreğimizdeki sarsılmaz ve kıymetli yerlerini görüp onların da bizi sevmelerini bekliyoruz ve tüm düğüm tam da burada oluşuyor; bu beklenti gerçekleşmeyince yaralanıyoruz.

    Hiç düşündünüz mü beklentisizce sevebilmenin ne demek olduğunu? Hiçbir kazanım amacı gütmeden, sadece ve sadece sevdiğiniz için sevmeye devam edebilmeyi? Bunun için kendinize hiç izin vermek istediniz mi? Sevmenin bu harika yönünü bir anlığına da olsa deneyimlediniz mi? İşte beklentisizce sevmek budur. Bu, gerçekten sevmektir. Yüreğinde olanı hiçbir karşılık beklemeden verebilmektir beklentisizce sevebilmek. Sadece sevmektir. Sevdiğiniz için seversiniz. Ve bu sevgi, yaşamın en saf halidir.

    Yüreğinizde bir sevgi vardır; niçinini, nasılını bilmediğiniz. Saysanız, birçok sebep sıralayabilirsiniz belki ama sevginizi ifade etmeye asla yetmez çünkü siz sadece seviyorsunuzdur ve sevginizi sorgulamıyorsunuzdur. Tek yaptığınız sevginizi sunmaktır, her defasında, hiç gücenmeden çünkü verecek sevginiz vardır ve bu yüzden sadece sevmek istersiniz doyasıya.

    Hiç böyle bir sevgi hissettiniz mi; çalıştığınız kuruma, birisine, bir hobiye, mesleğinize, yaşadığınız şehre, bir ideolojiye, bir fikre, bir sanata… sadece ve sadece verecek sevginiz olduğunu hissettiğiniz için sevdiniz mi karşılıksız bir şekilde? Karşılıksız sevgi her zaman acıtmaz insanı. Karşılıksız sevgi sonsuza dek kanatmak zorunda değil bir yüreği. Bir şey, bir insan salt varlığıyla da sevilebilir, o da bizi sevsin diye değil. Bazen sadece verecek sevgimiz vardır karşımızdakinin alması gereken. Bu da bir dengedir. Bir ihtiyacı karşılar. Bazen bizim ihtiyacımız yoktur o kişi tarafından sevilmeye ama onun ihtiyacı vardır herhangi bir kişi tarafından beklentisizce sevilmeye ve bazen de bizim ihtiyacımız vardır sadece ve sadece sevgi dolu yüreğimizi sunmaya. Bu ne kadar doyurucu bir his, bir düşünsenize… birisini, ondan hiçbir şey beklemeden sevebilmek! Bu hem bize sevebilmenin hazzını yaşatır hem de ona sırf kendisi olduğu için sevildiğini hissettirir. İşte gerçek sevgi budur ve işte bu yüzden;

    Kaybetsem de Üzülmem Asla

    Gerçekten seven insan; “Korkma bana bir şey olmaz” der.Çünkü ben beklentisizce seven bir kalbim. Sadece sevgi olmanın hazzını yaşadığım için benim güzel hatalarım var ve buna rağmen bir an bile vazgeçmedim kendi yolumdan çünkü benim yolum sevgi.”

    Sen beni ister sev ister vazgeç, benim sana verecek sevgim var. Beklentiler sadece üzüyorsa bu işte bir yanlışlık var. Yanlış doğru gibi eksik kalan birkaç satırsa: Korkma! Kendini sevgiye aç, beklentisizce sevmeyi öğren ve hep öyle yaşa.

    Her zaman almak için vermek zorunda değiliz; sevilmek için sevmeyiz, sevdiğimiz için severiz ama sevdikçe sevgimiz o kadar yoğunlaşır ki bu yükü azaltmak için paylaşmak isteriz. İşte bu bize ‘O da beni sevsin’ duygusunu hissettirir ve nasıl olduğunu anlamadan beklenti tuzağına düşeriz. Oysa biz zaten alıyoruz; severek sevginin kendisi oluyoruz. İşte bu yüzden kaybetsem de üzülmem asla çünkü kaybettiğim değil, kazandığım bir şey var.

    Sevgi, yaşamdaki en harika deneyim. İnsan sevdikçe yaşar. Sevgi varsa hayatın anlamı var. Sevgi olmazsa insan yaşamın anlamını sorgular. Herkes sevilmek ister ama sevilmek için seven birilerinin de olması gerekir. Seven yoksa sevilen nasıl olacak? Sevilmek için sevmeyi öğrenmemiz ve sevgi vermemiz gerekir. Yüreğimizdeki sonsuzluğu kendimize saklamamak, orada yer edinen kişilere ve şeylere açmamız gerek. Kısacası sevgi olmamız gerek. ‘Daha fazla incinirim’ korkusuyla yüreğimizdeki sevgiyi hapsetmemeliyiz. Sevgi özgür olduğunda kendi nüvemizi keşfederiz.

    Şu hayatta iyilik yapmaktan, güzel söz söylemekten, destek olmaktan ve sevdiklerimize dokunup, onlara sarılıp öpmekten, sahici bir tebessümden daha güzel ne var ki! Bunlara hepimizin ihtiyacı var ama herkes bir başkasından bekliyor. Ben derim ki hala vakit varken sevelim sevilelim. Sonra çok geç olabilir.

    Yaşamın anlamı sevgidir; karşılık beklemeden yürekte olduğu gibi verilen sevgi. Sevebilmek, en kıymetli hünerdir, mevcudiyetimizin en kuvvetli ve en kıymetli nüvesidir. Yaşamı ayakta tutan yegâne armağandır. Korkmadan, beklentisizce sevebilmek cesaret gerektirir. Cesaret, basitte gizlidir. Basitlik, doğallıktır. Doğallık, özgün olmaktır. Sevgide özgünlük, yüreğinde nasıl seviyorsan sevgini öyle göstermektir.

    Sevgi bir uyanıştır. Uyanalım ve sahip çıkalım sevdiklerimize. Sevelim onları yüreğimizdeki en saf sevgiyle. Nasıl sevmek istiyorsak öyle sevelim. Öpelim, koklayalım, dokunalım, şımartalım, zaman ayıralım, pohpohlayalım, sürprizler yapalım, güldürelim, duygulandıralım, özgür bırakalım… yüreğimizde gizli olan sevgiyi nasıl hissedeceklerse öyle gösterelim sevgimizi sevdiklerimize. Sevgi, beklentisizce verildiğinde karşılık bulur, özgür bırakıldığında sevgi olur, korku ve kaygıyla kontrol altına alınmaya çalışıldığında despotluğa dönüşür. Sevilmek için sevgiyi beklentilerden özgürleştirmeye ve sevebilen bir yüreğimiz olduğu için kendimizi iyi hissetmeye ihtiyacımız var. Ancak o zaman gerçek sevgi hayat bulur ve yaşam hiç olmadığı kadar keyifli hale gelir.

    Bugün bir iyilik yapalım kendimize; sevdiğimiz şeylerin bir listesini hazırlayalım; kim(ler)i, ne(ler)i sevdiğimizi yazalım. Vakit yok. Hemen sevmeye başlayalım.

    Mutluluk sevgide gizlidir; sevdiklerimizle geçirdiğimiz sevgi dolu anlarda. Yaşamımızda sevgiye daha çok yer açmanın yollarını bulalım. Bize bu yaşamı sevdirecek olan tek şey sevgidir. Sevilmeye değer olduğumuzu düşünüyorsak, sevelim; sadece sevelim. Ben buna değer olduğumuzu düşünüyorum. Ya siz? Bence siz de öyle düşünüyorsunuz. Haklısınız. Kesinlikle sevgiye değeriz.

    Haydi, öyleyse saf ve sonsuz sevgiyle kalın…

    Yazar: Sosyolog Esma ÇERÇİL

    loading...