Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen. Sadık Hidayet

    Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen. Sadık Hidayet
    336x280 Reklam Alanı !

    Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş ve yalnızlıkta yiyen, kemiren yaralar.
    Kimseye anlatılamaz bu dertler, çünkü herkes bunlara nadir ve acayip şeyler gözüyle bakarlar. Biri çıkar da bunları söyler ya da yazarsa, insanlar, yürürlükteki inançlara ve kendi akıllarına göre hem saygılı hem de alaycı bir gülüşle dinlerler bunları. Çünkü henüz çaresi de, devası da yok bu dertlerin.
    Tek ilaç şarap yardımıyla unutmaktır; afyonun ve uyuşturucu maddelerin sağladığı sahte uykudur. Ama ne yazık ki bu tür devaların da etkileri geçicidir, acıyı kesecekleri yerde çok geçmeden daha da şiddetlendirlrdi.
    Acaba bir gün bu metafizik olguların, ruhtaki bu kendinden geçme halinde ve uykuyla uyanıklık arasında beliren gölgeler yansımasının sırrı anlaşılacak mı?
    Ama ben onlardan bir tanesini aniatmakla yetineceğim, başımdan geçti bu ve beni öyle sarstı ki asla unutamam. Ömrüm oldukça, ezelden ebede, insan kavrayışının ötesindeki o dünyaya
    ulaşacağım ana kadar, onun o uğursuz izleri hayatıma hep oldukça, ezelden ebede, insan kavrayışının ötesindeki o dünyaya ulaşacağım ana kadar, onun o uğursuz izleri hayatıma hep zehir akıtacak. “Zehir” diye yazdım ya, onun damgasını her zaman bağrımda taşıdığını, taşıyacağıını söylemek istiyorum.
    Çalışacağım yazmaya, aklımda kalanları, olaylar zincirinden zihnimde kalanları yazmaya. Belki genel bir sonuca vannın, hayır, fakat içim rahat eder, inanahilirim kendim.- Çünkü benim için hiç önemi yok, inanmış inanmamış başkaları.
    Lakin tek korkum: yarın ölebilirim kendimi tanıyamadan. Hayat tecrübelerirole şu yargıya vardım ki, başkalarıyla benim aramda korkunç bir uçurum var, anlaqım, elden geldiğince susmam gerek, elden geldiğince düşüncelerimi kendime saklamalıyım. Ve şimdi yazmaya karar vermişsem, bunun tek nedeni, kendimi gölgeme tanıtmak isteğidir. Duvardan doğru eğilmiş, yazdıklarımı oburca yutmak, yok etmek isteyen gölgeme.
    İşte onun için denemek istiyorum: Birbirimizi ola ki daha iyi tanırız. Uzun zamandır başkalarıyla bütün bağlarımı koparmışım,
    İşte onun için denemek istiyorum: Birbirimizi ola ki daha iyi tamrız. Uzun zamandır başkalarıyla bütün bağlarımı koparmışım, kendimi daha iyi tanıtmak istiyorum.
    Ne boş düşünce! – Olsun, fakat her hakikatten çok azap veriyor bana. – Bana benzeyen, görünüşte bendeki ihtiyaçlara, tutkulara, arzulara sahip bu insanlar niçin kırarlar beni? Ancak
    benimle eğlenmek, bana çatmak için yaratılmış bir avuç gölgeden başka bir şey mi bunlar? Ne hissetsem, ne görsem, neye değer versem hepsi, baştan sona bir vehim değil mi, gerçekten
    hayli farklı bir kuruntu değil mi?
    Fakat ben gölgem için yazıyorum, gaz lambasının duvara yansıttığı gölgem için. Kendimi ona tanıtmalıyım.

    Kaynak: Kör Baykuş ( Sadık Hidayet )

    Çeviren: Behçet Necatigil