Zihin Kullanma Klavuzu-1: Dikkat ve Kısa Süreli Hafıza

    Zihin Kullanma Klavuzu-1: Dikkat ve Kısa Süreli Hafıza

    İnsan beyni, bildiğimiz en karmaşık bilgi işleme sistemidir. Pek çok kullanışlı özelliğinin yanı sıra, küçük teknik problemleri ve zayıf yönleri de vardır. Sorun şu ki; bu akıl, kullanıcısına bir kullanma kılavuzuyla birlikte gelmiyor. Fakat, beyinlerimizden nasıl en iyi şekilde istifade edebileceğimizi bilen birileri varsa, onlar da sinirbilimcilerdir. Bu yazı dizimizde, insan beyninin en kullanışlı fonksiyonlarından bazılarını nasıl yerine getirdiğine ve bu fonksiyonların nasıl geliştirilebileceğine değineceğiz.

     1- Dikkat

    Beynimizin hemen hemen her kullanışlı özelliği, dikkatle başlar. Dikkat, herhangi bir anda ne derece bilinçli olduğumuzu belirler ve bunu kontrol edebilmek beynimizin yapabileceği en önemli şeydir.

    Çevremizde olan biteni anlayabilmemiz için hemen hemen her şeyi filtrelemeli ve yalnızca alakalı olan şeye odaklanmalıyız. Bununla birlikte, dikkati odaklamak, öğrenme ya da hafıza için de önemlidir. Bu yüzden, eğer dikkat gösterme yetinizi geliştirebilirseniz, hemen hemen her şeyi geliştirebilirsiniz.

    Beyin, basitçe iki dikkat sistemine sahiptir. Bunlardan birisi, “aşağıdan yukarıya” sistemidir. Bu sistem, hareketli nesneler, ani sesler veya dokunuş hissi gibi potansiyel olarak önemli yeni bilgileri otomatik olarak fark etmeyi sağlar. “Aşağıdan yukarıya” dikkat sistemi, hızlı, bilinçsiz ve daima (en azından uyanı olduğunuz sürece) aktifitir.

    Diğer dikkat sistemi ise, “yukarıdan aşağıya” sistemidir. Bu sistem, üzerinde düşünmemiz gereken her şeyi vurgulayan ve işi tamamlayacak kadar uzun süre orada kalacağımıza dikkat çeken kasıtlı, dikkat odaklı bir sistemdir. Dikkatin bu formu, konsantrasyon gerektiren görevler için önemlidir.

    Fakat, ne yazık ki, dikkat dağınıklığı, hem bir hata hem de evrimsel bir özellik olarak varlığını sürdürmektedir. Yukarıdan aşağıya dikkat, çaba gerektirir ve bu yüzden de, odaklanmayı kaybetme ya da aşağıdan yukarıya dikkat sistemi tarafından kesintiye uğrama eğilimindedir.

    İyi haber ise şu; daha kolay odaklanabilmek için dikkat ayarlarımızı değiştirebiliriz. Örneğin, e-posta bildirimlerini kapatarak, telefonunuzu sessiz konuma getirerek vb. aşağıdan yukarıya dikkat dağılmalarını azaltabilirsiniz.

    University of College London’dan bilişsel sinirbilimci Nilli Lavie tarafından yürütülen bir çalışma, yukarıdan aşağıya dikkat sistemini kontrol etmenin en iyi yolunun girdi sayısını azaltmakla değil, arttırmakla mümkün olabildiğini ortaya koyuyor. Lavie’nin teorisine göre, beyin, duyusal işleme sınırına bir kez ulaştığında, artık dikkat dağıtıcılar da dahil olmak üzere hiçbir şeyi içeri almaz.

    Bu durum, hem dikkat dağıtıcılar hem de konuyla ilgili olmayan şeyler üzerine düşünme konusunda işe yarayabilir. Lavie,  gündelik yaşamda, onu daha zor hale getirmeden bir göreve eklenen görsel yönlerin, görevi daha dikkat çekici hale getirdiğini ileri sürüyor; örneğin boş bir belgenin etrafına renkli bir sınır çizmek gibi. Bu yüzden, çalışırken arka planda birazcık ses olması odaklanmayı güçlendirebilir.

    Öte yandan, bilişsel eğitimin yardımcı olabileceğine dair de işaretler vardır. Beyin hasarları ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (ADHD) olan bireylerle çalışan araştırmacılar, noninvazif (müdahalesiz) manyetik beyin uyarımıyla birleştirilen bilişsel eğitimin, sürekli dikkat gerektiren görevlerde odaklanmayı geliştirebildiği bulgusuna ulaştı.

    Daha geniş kapsamlı çalışmalar devam ediyor ve ilk sonuçlar, doğru türde bir beyin eğitiminin, kişiye az ya da çok yardımcı olabileceğini göstermektedir.

    2- Kısa Süreli Hafıza

    Tıpkı dikkat gibi, kısa süreli bellek de, beynin en önemli fonksiyonlarından biridir. Bildiğimiz ve hatırladığımız  –bir olay olabilir, bir özellik olabilir ya da etkileyici bir gerçek olabilir– her şey, depolanmaya doğru olan yolculuğuna kısa süreli hafızanızdan çıkarak başlar.

    Fakat, kısa süreli hafıza, uzun süreli hafızalar için bir bekleme salonundan çok daha fazlasıdır. Bu bölge, beynin yaz-boz tahtası gibi; bilginin bekletildiği ve yönlendirildiği yerdir. Eğer ki, çaba ve odaklanma gerektiren bir iş yapıyorsanız, kısa süreli hafızanızı kullanıyorsunuz demektir.

    1970li yıllarda, University of York’tan Alan Baddeley ve Graham Hitch, bu sistemlerin nasıl çalıştığını açıklayan etkileyici bir model geliştirdi. Ana bileşen, konu ile alakalı bilgiye odaklanarak işi yürüten yönetsel denetleyicidir.

    Bu bileşen ayrıca “köle” sistemlerini harekete geçirir. Bunlardan birisi aynı anda görsel bilginin dört parçasını tutabilirken, bir diğeri, yaklaşık 2 saniyelik sesi, özellikle de tekrar tekrar konuşulan sözcükleri (bir telefon numarasını yazmak için kalem ararken aklınızdan tekrarlamanızı düşünün) hafızada tutabilir. Üçüncüsü ise, uzun süreli hafızadan alınan uygun bilgiyi, birleştiren olaya dayalı bellektir.

    Bu modelin zayıf olan bir yönü ise, işler belleğin (kısa süreli hafızanın), bir beyin taramasında izlenebilen ayrı bir beyin bölgesini işgal etmemesidir. Bundan kaynaklı, bazı bilişsel sinirbilimciler, bunun ayrı bir sistem olmayabileceğini, hali hazırda üzerinde yoğunlaşılan uzun süreli belleğin bir parçası olabileceğini ileri sürüyor.

    Ne olursa olsun, kısa süreli hafıza, insanların beyninde standart olarak bulunur, fakat bazı insanlar diğerlerine kıyasla daha iyi bir kısa süreli hafızaya sahip olabilir. Öte yandan, kısa süreli hafıza kapasitesi, akademik başarıya dair IQ’dan çok daha güvenilir bir işarettir.

    İyi haber ise, sistemin geliştirilebileceği yönünde. Bazı araştırmalar, beyin eğitim programlarının, özellikle de kısa süreli hafızayı hedefleyenlerin gelişmeler yaratabileceğini ortaya koyuyor.

    Devam edecek…

    Bu Yazı İlk Olarak Bilimfili.com ‘da yayınlanmıştır.

    loading...